Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD'ın dış politika danışmanı Soli Özel, ABD'de başkanlığa seçilen Barack Obama'nın Ocak ayında iş başına gelecek yönetimine, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerlemesine ve Türk demokrasisine tam destek vermeyi öncelik haline getirmesinin yanı sıra, ''eşitler arasında'' iyi bir diyalog yürütmesi tavsiyesinde bulundu.
WASHINGTON - ABD'deki Alman Marshall Vakfı'nın (GMF) düzenlediği ve yeni ABD yönetiminde Türk-Amerikan ilişkilerinin ele alındığı bir toplantıda konuşan Soli Özel, ABD Başkanı George W. Bush yönetiminden sonra belki Amerikan dış politika çıkarlarında önemli bir değişim görülmeyeceğini, ancak Obama yönetiminde, bölgedeki ülkelere yönelik tutumun değişmesi beklentisinin bulunduğunu kaydetti.
Özel, 20 Ocak 2009'da göreve başlayacak Obama yönetiminin, ABD kongresinden hemen 1915 olaylarına ilişkin Ermeni tezlerini destekleyen bir tasarı çıkarması ve olayları ''soykırım'' olarak nitelendirmesinin, Türk-Amerikan ilişkilerinde ''herkesin pişmanlık duyacağı'' bir başlangıç yaratacağını söyledi.
Aynı zamanda Bilgi Üniversitesi uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümünde görev yapan Özel, bu ifadeleri Amerikalılar için bir ''tehdit veya şantaj'' olarak ifade etmediğini, akademisyenin objektif görüşü olarak ortaya koyduğunu vurguladı ve ''eğer iki ülke için de işbirliği önemliyse, tasarı, bu ilişkilerden en iyi sonucu alma hedefinize zarar verecektir'' dedi.
Soli Özel, ''Obama yönetimi, Türkiye'nin AB üyeliğinde ilerlemesine ve Türk demokrasisine desteği öncelik haline getirmeli'' diye konuştu. Özel, ABD'nin Türkiye ile ilişkilerinde daha iyi bir iletişim kanalı oluşturması gerektiğini vurguladı ve bir süper devlet olarak konuşmak yerine ''eşitlerin diyaloğunun'' daha yararlı bir tutum olacağını belirtti.
Özel, ayrıca terör örgütü PKK ile ''Kürt sorunu'' arasında ayrım yapılmasının ve her ikisine farklı bakılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Obama'nın Başkan yardımcısı Joe Biden'ın, kısa bir süre önce bir Rum gazetesine verdiği demeçte, Kıbrıs'taki Türk askeri varlığından ''Türk işgali'' olarak bahsettiğini hatırlatan Özel, Türk askerinin adada tarafsız olarak bulunduğunu ve Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'nin, adada çözümden yana tavır koyduğunu ifade etti.
İran'ın nükleer güç olma arayışları ve Türkiye'nin tutumuna ilişkin bir soruyu yanıtlayan Soli Özel, Türkiye'nin güvenlik yapılanmasının, İran'ın nükleer silah elde etmesinin yanında olmadığını vurguladı ve Türkiye'de, İran'a daha fazla zaman tanınmasının istenen sonuca ulaşmada yararlı olduğu anlayışının hakim olduğunu kaydetti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Washington'daki konuşmasında, İran'ın nükleer güç elde etmesini istemeyenlerin de nükleer silah sahibi olmaması gerektiği yönündeki sözlerinin hatırlatılması ve bununla İsrail'e işaret ettiğinin savunulması üzerine Soli Özel, ''bu sözleri, (Ortadoğu'da kimse nükleer olmasın) anlayışı olarak yorumlamak da mümkün'' dedi. Türkiye'nin bölgedeki tutumunun, İslam ile alakası olmadığını da vurgulayan Özel, bunun siyasi olarak anlaşılması gerektiğini kaydetti.
Türkiye'nin doğuya kaydığı yönündeki endişelerin zaman zaman dile getirilmesine karşılık, bunun olacağına inanmadığını belirten Özel, Türkiye'nin izlediği aktif dış politikanın endişe yaratmaması gerektiğini söyledi.
Özel, ''dünya yeniden şekilleniyor ve Türkiye de bu şekillenmenin yaşandığı bölgenin tam ortasında. Dolayısıyla bu politikalara karışmak durumunda. Ama bu Türkiye'nin yüzünü batıdan çevirdiği anlamına gelmiyor'' diye konuştu. Özel, Türkiye'nin bir köprü işlevi görme yerine, ''aracılık etme kapasitesini'' bir varlık olarak ortaya koyduğuna dikkat çekti. Özel, ''Türkiye diyor ki (benim elimde katkıda bulunacak bir şey var. Bunu bir avantaj olarak kullanın). Bu hala ABD'de ve AB'de anlaşılamadı'' dedi.
Özel bir soru üzerine,şunları söyledi:
"AB içinde Türk karşıtları ve Türkiye içinde AB karşıtları var. Sonunda bence AB'ye gireceğiz. Ancak politikacıların yapması gereken, AB hedefini ilkesel bir kararlılık haline getirmek.'' (AA)