SON DAKİKA
  SİNEMA
  ASTROLOJİ
 



    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






06:59 TSI

ARA







  • ANASAYFA
  • GÜNCEL
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MAGAZİN
  • YAZARLAR
  • SİNEMA
  • KÜLTÜR-SANAT
  • Seçim Sonuçları




Alman hakim avukatı uyardı: Başbakanın avukatı mısın?



10.09.2008 - 09:12
arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Almanya'da devam eden Deniz Feneri davasının dördüncü duruşmasında Başbakan Erdoğan'la ilgili iddiaları gündeme getiren ve savunan avukata hakim sert uyarıda bulundu: "Siz burada Türkiye Başbakanı'nın müdafaasını yapmak zorunda değilsiniz. Yoksa sizi avukat olarak mı tuttu?"

  İlgili Haberler

  Diğer Haberler
Kandil kadrosu Norveç'e gidecek
Büyükanıt'ın kimliğiyle aşk inti...
Sigara içen yolcu uçak indirtti
Gökçek adliyede
Öğretmenlerden telekonferansla k...


FRANKFURT- Almanya'da devam eden Deniz Feneri davasının dördüncü duruşması bugün Frankfurt Eyalet Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşmada, Deniz Feneri soruşturmasını yürüten "Spenden AG"nin başındaki Mali Polis'ten Başkomiser Alexander Böhm, hakim heyetine dia gösterileriyle detaylı bilgi verdi.

Başkomiser Böhm, "Deniz Feneri e.V.'ye bağışlanan paraların bir kısmını sanıklar zimmetine geçirdi, önemli bir kısmı Türkiye’ye gönderildi. Bir kısmıyla ticari şirketler kuruldu, bir kısmıyla da gayrimenkul alındı" dedi. Böhm, bağış paralarıyla 1.3 milyon euro’ya bir gemi alındığını da belirtti.

Bugünkü duruşmanın başında, Kanal 7 Avrupa’nın Genel Müdürü Mehmet Gürhan’ın avukatı Jörg Haseneier iddianamenin internet sitelerinde dolaştığını belirterek, mahkeme heyetine şikayette bulundu. Haseneier, "Müvekkilimin sevgilisi yoktu. Bu kesinlikle yalan. Bilerek bu olayı gündeme getiriyorlar. Ayrıca Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın, Gürhan'dan para aldığı öne sürülüyor. Erdoğan kuruş para almamıştır. Bu bir tercüme hatasından kaynaklanıyor olmalı" dedi.

Mahkemeye Heyeti Başkanı Hakim Jürgen Müller, "Siz burada Türkiye Başbakanı'nın müdafaasını yapmak zorunda değilsiniz. Yoksa sizi avukat olarak mı tuttu?"diye Haseneier'e çıkıştı. Alman avukat bu çıkışa, "Yok öyle bir şey!" yanıtını verdi.

İDDİALARI YALANLADILAR
Frankfurt Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen davada, sanık avukatları Ünal Kaymakçı ve Haseneier, müvekkilleri Mehmet Gürhan’ın, Başbakan Erdoğan’a Deniz Feneri e.V.’nin adına toplanan yardım paralarını verdiği iddialarını yalanladılar. Gürhan’ın evlilik dışı ilişkisi olduğu söylentisinin gerçeği yansıtmadığını savunan avukatlar iddianamenin basının eline geçmesini de eleştirdiler. 

İDDİANAMEYİ KİM SIZDIRDI?
Avukatların iddianamenin “siyasi müdahale ifadesi”ni içeren bölümlerinin yanlış tercüme edildiğini öne sürmesi üzerine 26. Ceza Dairesi hâkimi Dr. Müller, “Siz Başbakan’ın vekilliğini üstlenmediniz herhalde” yanıtını verdi.

Müller, iddianamenin basına sızmasıyla ilgili de şunları söyledi:
“İddianameyi ben sızdırmadım. Savcı arkadaşlar ve çevirmenler de sızdırmadı. Bir şekilde sızmış. Ancak basının nasıl çalıştığını biliyorsunuz. Kaynaklarını bildirmeme hakları var. Dava kamuoyuna mal oldu. Ancak biz bu davayı kamuoyu için yapmıyoruz”.

‘GÜRHAN’IN SEVGİLİSİ VAR’
Duruşmada daha sonra, “AG Spende” adlı özel Bağış Çalışma Grubu’nu yöneten Başkomiser Alexander Böhm (51) ifade verdi. Yaklaşık 2 yıldır konuyu araştıran 10 kişilik ekibin başındaki Böhm, sözlerine, sanık Gürhan’ın bir sevgilisi olduğunu, bu konuda şahitler olduğunu açıklayarak başladı.
Sanıkların yolsuzluk, emniyeti suiistimal, vergi kaçırma, kara para aklama, kaçak insan çalıştırma konularında suçlandığını hatırlatan Böhm, 5 ayda 2 kamyon dolusu bilgi, belge ve ifadeye dayanarak hazırladığı soruşturma dosyasından özet sundu.

Başkomiser Böhm ,“Gürhan’ın sevgilisi” konusunda da şu bilgileri verdi:
"Gürhan’ın vatandaşlık dosyasında kimden gönderildiği belli olmayan bir ihbar mektubu bulduk. Bu mektupta isminin açıklamayan kadın, korktuğunu belirtip, Gürhan hakkında bazı iddialar dile getiriyordu. Bu iddialar kara para aklamasından, MİT ajanlığına kadar uzanıyordu. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Elif Fatma Oruç isimli bir kadın tespit ettik. Elif Fatma Oruç’u sorguladık. Kendisi sevgilisi olduğu iddialarını yalanladı. Ama şirkette böyle bir dedikodu dolaştığını da doğruladı."

‘AKP’YE PARA DESTEĞİ’
Yapılan ihbarlarda, Deniz Feneri e.V. için toplanan paraların ticari amaçlar dışında, AKP ve İslami holdinglerin desteklenmesi gibi siyasi amaçlara da hizmet ettiğinin belirtildiğini anımsatan Böhm, soruşturmanın ayrıca dini ve siyasi boyutu bulunduğuna da dikkat çekti.

“Nihai soruşturma raporunu 6 ayda hazırladım. Bu esnada sürekli siyasi ilişkilerle karşılaştık. Fakat olayın bu yönüyle fazla ilgilenmedik” diyen Böhm, baskını şöyle anlattı:

‘ÖZEL HESAPLAR BULUNDU’
“Deniz Feneri e.V.’nin bağış paralarının bulunduğu bazı bankalar, 2005 yılı ve sonrasında derneğin yöneticilerinin büyük miktarlarda nakit para çekildiği yönünde ihbarda bulundu. Deniz Feneri e.V. bağışlarına ait hesapların dışında, dernek yöneticilerinin ayrıca 8.3 milyon euro’luk özel hesaplarının bulunduğu Vakıf Bank Wien AG, para trafiği konusunda Federal Maliye Bakanlığı ve Alman Finansal Denetim Kurumu’nu (BaFin) bilgilendirmediği için Almanya ve Avusturya’daki Vakıf Bank hakkında ayrıca soruşturma yürütülüyor.

PARA TRAFİĞİ
Böhm, Deniz Feneri belgeleri üzerinde aralıksız 5 ay çalıştığını belirterek, para trafiği hakkında şu bilgileri verdi:

“22 Ocak 2006’da Commerzbank, Postbank ve Gross Geraeuer Volksbank isimli bankaların, kara para trafiği şüphesiyle şikayette bulunmaları üzerine soruşturma başlattık. 2004’ten bu yana Vakıfbank Wien (Viyana) AG’den 53 kez olmak üzere toplam 8 milyon 866 bin Euro nakit para çekilmesine rağmen, bu Türk bankasının herhangi bir şikayette bulunmadığını tespit ettik. Bunun üzerine Federal Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BAFIN) nezdinde girişimlerde bulunduk. BAFIN’e Vakıfbank Wien’in bu para trafiğini bildirim zorunluluğu olup olmadığını sorduk. BAFIN’de ‘Evet bildirilmesi gerekliydi’ cevabını verince, Vakıfbank Wien hakkında da yasal girişimlerde bulunduk. Deniz Feneri ile ilgili şikayeti Milli Görüş’ün eski hukuk danışmanı Abdurrahman Vural’ın yaptığını belirledik. Kendisi de genel sekreterliğini yaptığı İslam Federasyonu Berlin’in paralarını amaç dışı kullandığı için cezaevinde bulunuyor. Cezaevinde kendisini sorguladık. Güvenilir bir adam olmadığını gördük. Ancak bazı iddialarının da çok da yanlış olmadığını belirledik.”

‘12 MİLYONA EL KONDU’
Deniz Feneri e.V binası kameralarla gözleniyordu, çevresi demir çitlerle çevriliydi. İçeride ne olduğunu bilmediğimiz için kalabalık bir ekiple operasyon düzenledik. Sanık Gürhan’ın ofisindeki kasada 370 bin euro nakit ve ruhsatlı Beretta marka tabanca vardı. Baskına 3 ayda hazırlandık. Delil olabilecek 1882 belge topladık. 14 ev ve işyerine yapılan eşzamanlı baskınlarda ele geçen malzemeler 3 ayda tasnif edildi.
Başlangıçta ele geçirilen yaklaşık 3 milyon euro’luk şirket ve dernek serveti, soruşturmanın ilerlemesiyle 12 milyon euro’ya yükseldi. Yani, 12 milyon euro’luk mal ve nakde el koymuş durumdayız.

‘İSTANBUL’A 7 MİLYON EURO’
Deniz Feneri e.V. üzerinden 2002-2007 döneminde toplanan yaklaşık 12 milyon euro’nun, yaklaşık 7 milyonu İstanbul’daki Deniz Feneri Derneği’ne gönderildi. Fiili muhasebe kayıtları ile resmi muhasebe arasındaki açık 25 milyon euro’yu geçiyor.
Paranın bir kısmını sanıklar zimmete geçirdi, önemli bir kısmı Türkiye’ye gönderildi. Bir kısmıyla ticari şirketler kuruldu, bir kısmıyla da gayri menkul alındı. Delil olarak sunduğumuz 55 alındı belgesini binanın olmaması gereken bir yerinde, kilerinde bulduk. Alındı belgelerinin incelemesinde bazı usulsüzlükler tespit edildi. Ayrıca muhasebeci Firdevsi Ermiş de alındı belgelerinin çoğunun sahte olduğunu söylüyor. Bazı belgelerde ya isim ya da tarih hanesinin boş olduğu ya da imzaların tek elden çıktığı görülüyor.”

‘YARDIMLAR ŞİRKETLERE’
Duruşmada, Böhm ile hâkim Dr. Müller’in perde arkasındaki isimler olmakla suçlanan Kanal 7 ve Beyaz Holding yöneticileri Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Zahit Akman’dan söz ederken sanık-şüpheli anlamına gelen “Beschuldigte” terimini kullanmaları dikkat çekti.
Deniz Feneri e.V.’nin topladığı bağışların bir kısmının Zahid Akman, Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan’ın yöneticisi ve hissedarı oldukları Euro7 GmbH, Atlas GmbH, Europaconsulting, Yeni Şafak Europa GmbH, Taxi Quick, Weiss GmbH, Taxi Quick, Rapidway gibi şirketlere aktarıldığını belirten Böhm, Deniz Feneri e.V.’nin yaptığı ayni yardımlarda da bazı usulsüzlükler bulunduğuna dikkat çekti.

‘İKİ FATURA NAYLON’
Başkomiser Böhm, “Türkiye’deki Martemsan/Birlik Tekstil’in Deniz Feneri e.V.’ye kestiği faturaların aynı kalemden çıktığını tahmin ediyoruz.
Elimizdeki iki faturanın naylon fatura olduğunu inanıyorum. Ayrıca bu alınan mallar için Deniz Feneri e.V’nin bir deposunun bile bulunmaması, hiçbir proje kaydı ve haberleşme trafiğine rastlanmaması ayrıca, personel sayısının azlığı, bu kuşkuyu kuvvetlendiriyor” diye konuştu.

22 KEZ SORGULADIM
Başkomiser Böhm, Deniz Feneri ve Kanal 7 Avrupa’nın muhasebecisi Firdevsi Ermiş'i toplam 22 kez bizzat kendisinin sorguladığını belirterek, "Bu sorgulamalarda verdiği bilgileri dikkate aldık. Ancak Mehmet Gürhan ile hiç konuşamadık. Gürhan hiçbir soruya cevap vermezken, yapılan ufak tefek açıklamaları da avukatı yaptı" dedi.

BU 'DOMUZDAN' BİZİ KURTARIN
Böhm, Gürhan’ın yanında çalıştırdığı Seyyar Kutun isimli birinden bir şikayet dilekçesine ulaştıklarını belirterek, bu dilekçeden şu alıntıları anlattı:

"Altı aydır Kanal 7 Avrupa’da domuz gibi yaşıyoruz. Bizi buraya turist olarak getirdiler ve günde 12 saat süreyle 600 mark aylığa çalıştırıyorlar. Gürhan bize anlaşmalı evlilikler yaptırdı. Her birimizden 5’er bin mark aldı. Lütfen bize yardımcı olun. Bir baskın olduğu zaman bizi saklayacak bir yer her zaman bulunuyor. Lütfen her yeri çok iyi arayın. Biz Türkiye’ye geri dönmek istiyoruz. Ama pasaportlarımıza el konulduğu için geri dönemiyoruz. Bu ‘Domuzdan’ bizi kurtarın."

MUHTARLIK MÜHRÜ KULLANMIŞLAR
Türkiye’ye sürekli para transferi yapıldığını da vurgulayan Böhm, şöyle devam etti:

"Türkiye’de sözde yapılan yardımlar karşılığında bazı belgelere ulaştık. Burada dikkat çeken, çoğu belgenin aynı kalemden ve birbirine yakın tarihlerde düzenlenmiş olmasaydı. Bu belgelerde bir muhtarlığın mührü vardı. Biz bunların gerçekleri yansıtmadığını tespit ettik. Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin başkanı Engin Yılmaz tanık olarak Frankfurt’a geldi. Hakim kendisiyle görüşmeyince ben Yılmaz’ı aldım ve odamda sorguladım. Yılmaz Türkiye ile Almanya’daki dernek arasında hiçbir bağ olmadığını, sadece lojistik destek verildiği söyledi. Logolarının aynı olduğunu hatırlatmamız üzerine ise ‘Ne yapalım elden bir şey gelmiyor’ dedi.”

Duruşmayı CHP Grup Başkenvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP MYK üyesi Ali Kılıç da izledi.

SAVCI SİYASİ BASKI YOK
Soruşturmanın Savcısı Kertsin Lotz, duruşmaya beş dakikalık ara verildiğinde Hürriyet'in sorularını yanıtladı. Lotz, "Dava süresince Türkiye tarafından herhangi bir şekilde siyasi baskı yapıldı mı, etki altına alınmaya çalışıldı mı?" sorusuna aynen şu yanıtı verdi:

"Hayır. Hiçbir siyasi baskıya, etkiye maruz kalmadık. Bu iddianın nereden çıkmış olduğunu da anlamış değilim."

TALİHSİZ BİR ŞEKİLDE YAZILMIŞ

Hürriyet'in, "Ama iddianamede siyasi baskı yapıldığı ileri sürülüyor. Buna ne diyorsunuz? Madem yoktu iddianameye neden öyle yazıldı?" sorusunu da, savcı Lotz, "Bu çok talihsiz bir şekilde iddianameye yazılmış olabilir. Yani talihsizce ifade edildiğini söyleyebilirim" diye cevapladı. "Ama iddianameyi siz hazırlamadınız mı?" sorusuna da Lotz'un cevabı, "Ben bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum. Bu konuya mali polisten Başkomiser Böhm’de açıklık getirecek" oldu. (HÜRRİYET - MİLLİYET)





Tüm yorumlar(4)






HSN UĞUR   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 10/09/2008 10:31:58

BAŞBAKANIN AVUKATI DEĞİL AMA KUYRUK SIKIŞTI ARTIK KIVIRIP DURURLAR.ŞİMDİ ONLARA NE BASKILAR OLDU ALLAH BİLİR YARIN ADAM İSMİNİ,DİNİNİ İNKAR EDERSE HİÇ ŞAŞMAM.İSİM AYNI FAKAT BAĞIMIZ YOK,7 TİRİLYON PARA ALDIK AMA BAĞIMIZ ...

Mahmut eyvanlı   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 10/09/2008 08:27:19

RTE ın Başbakan olması Türkiye için büyük talihsizlik. Deniz fenerini haber yapan bir medyaya yüklenmesi acaba alman savcıyıda davadan caydırırmı dersiniz. Ve bir Başbakana yakışan bir tavırmı sizce. Bu yalanlara kim inanır ki Neymiş Türkiyedeki...

senem sekerci   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 10/09/2008 01:30:50

Aydın Doğan galiba medya gücünü kullanıp kendisine büyük gelir sağlamayı düşünüyordu ki ancak bu sefer baltayı taşa vurdu. Sanırım bu diğer medya devlerine ders olurda Türkiye yi sömürmeye kalkmazlar...