MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






06:49 TSI

ARA











Şehnaz Tuna




Paranoyanın üstesinden nasıl gelinir?

19.08.2008 - 10:40

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

“ Psikiyatrik sınıflandırmada psikozlar grubunda yer alan bir ruhsal hastalık olan paranoya, gündelik lisanımızda da kişi ya da durum tanımlamalarında zaman zaman kullandığımız bir kelimedir. Peki, nedir paranoya? Halk arasında bilinen tanımıyla, şüphe ya da kıskançlık davranışları gösteren her şahıs paranoyak mıdır?

Eski zamanlardan beri “Paranoya” veya “Paranoid Durum” olarak bilinen bu hastalık, günümüzde “Sanrılı Bozukluk” olarak adlandırılmaktadır. Halk arasında da “paranoya” (para=değişik, noia=düşünme) olarak bilinen bu hastalık kişinin gerçeği değerlendirme yetisini ileri derecede bozan bir ruhsal bozukluktur. Genel olarak hastanın “sanrı” olarak adlandırılan, gerçek olmayan düşünceleri vardır ki bu düşünceler hastanın hayatını ileri boyutta, olumsuz biçimde etkilemektedir. Bu hastalığın en önemli özelliği, hastaya mantıklı ve geçerli kanıtlar gösterilse bile hasta sabit ve gerçek dışı düşüncelere sahip olduğu konusunda ikna edilemez. Aksine, çevredekilerin ve hatta hekimin ikna etme girişimleri, ters teperek hastanın kızgınlık ve düşmanlık duyguları geliştirmesine neden olur. Rahatsızlık verici, tehdit edici bir dış dünya görüşüne sahip olduklarından dolayı son derece gergin bir iç dünyaya sahip olan bu hastalar ani ve ciddi saldırılarda bulunabilirler. Bu özelliğiyle de paranoid hastalar tehlikeli hasta grubu olarak kabul edilebilirler. 

Klinik Tanım:
Aşağıda belirtilen maddelerin varlığı halinde paranoid bozukluktan bahsedilebilir.
1. En az bir aydan beri var olan, çok saçma ve mantık dışı olmayıp, rastlanabilecek türden sanrıların (takip ediliyor olma, hastalık bulaştırılması, gizlice seviliyor, âşık olunuyor olma, kendine herhangi bir kötülük yapılabileceği, sevgilisi ya da eşi tarafından aldatılıyor olma, bir başka hastalığı olduğu şeklindeki başkaları tarafından aksi kabul ettirilemeyen sabit inançlar) olması.
2. Hastanın şizofreni ölçütlerini karşılamıyor olması.
3. Sanrıların etkisi haricinde, kişinin eski aktivite durumunda bir değişikliğin olmaması ve kişinin davranışlarının çok garip, anlamsız ve saçma olmaması.
4. Sanrıların hastanın genel durumunda diğer duygusal değişikliklere göre daha önemli bir yer oluşturup, daha uzun süre var olması.
5. Bu durumun herhangi bir ilaç, madde ya da bir hastalığa bağlı olarak oluşmaması.

Bu hasta gurubunda bazen gerçekte var olmayan koku duyumları ya da tensel varsanımlar (bir şeylerin dokunup, vücutta gezinmesi) de görülebilmektedir. Kişilerde çevre ile ilişkilerde ya da meslek hayatında çok hafif değişme olabileceği gibi bazen de değişim olumsuz yönde aşırı düzeylere varıp kişinin tek başına yaşamasına yol açabilir. Kişilerin evlilikleri sadakatsizlik var olduğu sanrıları nedeniyle tehlikeye girebilir ve kişi bu nedenle başkalarına ya da kendine zarar verebilir.

Paranoid Bozukluğun Alt Tipleri:
1- Erotomanik (Âşık olunma) Tip:
Kişide sanrının konusu başka kişilerin kendisine âşık olup, onunla evlenmek istemesi şeklindedir. Genellikle içerik romantik yapıda olup, cinsellikten göreceli olarak uzaktır. Varsayılan hayran bu kişiden mesleki, sosyokültürel düzey ve ekonomik açıdan daha üst konumda bulunmaktadır. Kişi bu durumu gizli tutabileceği gibi o varsayılan kişinin sevgisine karşılık vermek üzere çeşitli yollarla ona ulaşmaya çalışabilir. Telefonla ya da izleyerek rahatsızlık verebilir, imzasız notlar, hediyeler gönderebilir. Bu gibi olaylarla suç işleyebilirler.
2-Grandioz (Büyüklük) Tip:
Kişi diğer kişilerden farklı, üstün, olağanüstü, imrenilecek bir yönü olduğu düşüncesi içindedir. Bu önemli bir buluş, dini açıdan kendine verilen bir görev ya da önde gelen ya da soylu bir ailenin ferdi olmak şeklinde de olabilir. Dinsel bir tema varsa kişi mehdi, peygamber, evliya olduğunu söyler; müritler bulabilir; toplumsal organizasyonlar yapabilir. Meşhur bir kişinin yakını olduğunu iddia edebilir. Meşhur bir kişi gibi davranabilir.
3-Kıskançlık Tipi:
Eşi ya da arkadaşının kendisini başkaları ile aldattığı düşüncesi içindedir. Bunu kanıtlamak için kanıtlar arar. İlgisi olmayan şeyleri kanıt olarak görme eğilimindedir. Eşlerinin eşyalarında lekeler, uzun saç telleri, davranışlarında farklılıklar gözlerler. Bu durumu izleyerek eşlerine karşı şiddet kullanabilir, özgürlüklerini kısıtlayabilir, onu takip edebilir, boşanmaya kalkabilir hatta öldürme girişiminde bulunabilirler.
4- Persekütuvar (Düşmanlık, kötülük görme) Tip:
Hastalığın en sık görülen bu alt tipinde hasta, kendisine yönelik, aleyhinde işler yapıldığı, takip edildiği, işyerinde ayağının kaydırılmaya çalışıldığı, hakkında rapor düzenlenip hapse atılabileceği, zehirlenmeye çalışıldığı ve yemeklerine zehirli ilaç konulduğu, kendine iftira atılmaya çalışıldığı, ilerlemesinin engellendiği şeklinde düşünceler içindedir. Bu nedenle çevresine sürekli davalar açabilir ve tartışmalar içine girebilir. Çabuk sinirlenip, küsebilir; çevrelerine zarar verebilirler.
5- Somatik (Bedensel) Tip:
Kişi bedeninde organlarının işleyişi açısından ya da organlarından aldığı duyum açısından bir farklılık olduğu düşüncesi içindedir. Vücudundan kötü kokular yayıldığı, vücudunda bir şekil bozukluğu olduğunu düşünebilir. AIDS ya da kanser tarzı hastalıklara sahip olduğuna inanır ve yapılan muayene ve tahlil sonuçlarına kesinlikle inanmaz.
6-Karışık Tip:
Birden çok tipe ait sanrılar vardır ancak sanrılardan hiçbiri diğer tip sanrıdan daha ağırlıkta yer işgal etmez.
7- Belirlenmemiş Tip:
Yukarıda bahsedilen kategorilerden herhangi birine uymayan veya 1 aydan daha kısa süren durumlar için bu şekilden bahsedilebilir.

Nedenleri:
Psikiyatrik bozuklukların hemen hepsinde olduğu gibi paranoid bozuklukta da hastalığın temeli birden fazla faktöre dayalı olabilmektedir.
1- Genetik faktörler: Hastaların akrabalarında kıskançlık ve kuşkuculuk gibi özellikler sıkça tespit edilmektedir.
2- Biyolojik faktörler:
— Nörolojik hastalıklar (Alzheimer, epilepsi gibi)
— Hormonlar ve metabolizmaya bağlı hastalıklar
— Vitamin yetmezlikleri
— Alkol ve madde kullanımı
— Beyin lezyonları ve enfeksiyonları
— Zehirlenmeler
3- Psikososyal faktörler:
— Aşırı duyarlı kişilik yapısı
— Düşük benlik algısı
— İlişkilerinde güven kaybı
— Yalnızlık


Kimlerde, Ne Sıklıkta, Hangi Yaşlarda Görülmektedir?
Yapılan çalışmalara göre oldukça seyrek görülen fakat süresi uzun seyirli olan bu hastalığa rastlama sıklığı yüz bin kişide 24-30 arasındadır. Bu kişilerin yakın akrabalarında kıskançlık, kuşkuculuk, paranoid kişilik ve bu türden sanrısal bozukluk diğer kişilere göre daha fazla görülmektedir. Rahatsızlık geç başlangıçlı olup (40 yaş civarı) daha çok kadınlarda görülmektedir. Hastaların %60-75’i evli durumdadırlar. Geri kalanlar ise dul, boşanmış ya da eşlerinden ayrı yaşamaktadırlar. Genellikle düşük sosyoekonomik düzeyde olup düşük eğitimlidirler. Göçmen konumundaki kişilerde ve tek başına bulunan hücre ortamlarında kalan kişilerde bu rahatsızlığa eğilim yüksek bulunmuştur.
Paranoya aşağıda belirtilen hastalıklarla beraber sıkça görülebilmekte ve çoğu zaman da bu hastalıklarla karıştırılabilinmektedir:
• Biyolojik faktörler içinde tanımlanan hastalıklar
• Organik beyin hastalıkları (deliryum, demans)
• Paranoid şizofreni
• Duygudurum bozuklukları (depresyon, bipolar bozukluk)
• Obsesif kompulsif bozukluk
• Hipokondriyazis (hastalık hastalığı)
• Paranoid kişilik bozukluğu


Tedavi:
Hastalığın tedavisi oldukça zor ve uzun sürelidir. Paranoid hastalar rahatsızlıklarını kabul etmediklerinden dolayı yakınları tarafından ya zorla ya da kandırılarak doktora getirilirler. Başlangıçta hasta sanrılarına kesin bağlanmış olduğundan öncelikle sanrılardan ziyade depresif ve kaygı ile ilgili yakınmalara yönelerek hastanın güveni sağlanmaya çalışılır. Hasta yakınları ve hekim hastayla mantık ya da felsefe tartışması yapmamalı, nasihatte bulunmamalı, hastaya karşı dürüst olmalı, kandırmamalı ve açık olmalıdır. Hekim, bu güven ilişkisini kurduktan sonra hastalığın ortaya çıkış nedenlerini araştırmalıdır. Hastalığın tedavisinde organik nedenlerin araştırılmasını takiben hastanın şiddet eylem riski değerlendirilmelidir. Bu tetkiklerin sonucunda hastaya ilaç tedavisi ve psikoterapiler uygulanır.  Ağır vaka’larda hastane yatışı gerekmektedir. Genel olarak ilaç tedavisi diğer tedavi yöntemlerinden daha başarılıdır. İlaç tedavisinde hastaların genellikle antipsikotik grubu ilaçları uzun yıllar kullanmaları gerekmektedir. Diğer psikiyatrik bozukluklarda olduğu gibi Paranoid Bozukluğun tedavisinde de tedavi süreci boyunca ailenin bilgilendirilmesi ve desteğinin sağlanması önemlidir. 










Tüm yorumlar












Aylin Bermant, Ayşe Özgün, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Işın Çelebi, Açıl Sezen, Sinan Aygün, İsmet Solak, Emin Özgönül, Melike İlgün, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Fatih Baykan, Mehmet Fatih Akyüz, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Zübeyde Saraçoğlu, Mehmet Ayan, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Dr. Arzu Özgeneci, Opr. Dr. Can İşler, Dr. Selçuk Somer, Konuk yazar: Emin Çölaşan

 

Tüm Yazıları  


Diğer Yazarlar
İsmet Solak
Kapitalizmin tellerine kuşlar mı kondu?