İSTANBUL -
Sinemanın yolculuğu kitaplarla da devam ediyor... Son zamanlarda çıkan sinema kitaplarından örnekler...
İlgili Haberler
'Türk sinemasında Kürtler'
Türkiye'de Kürtler, ilk defa Atıf Yılmaz ve Hüseyin Peyda’yla beyazperdede boy göstermişlerdir. Bu filmin adı “Mezarımı Taştan Oyun”, tarih 1951’dir. Yönetmen ve senaryo yazarı olarak Yılmaz Güney’in filmlerinde de Kürtler anlatılır. Ancak Kürtlerin kimlikleri hep gizlidir, adları konmaz. 1990’lar sonrasında yapılan filmlerde ilk kez adı olan, dili olan Kürt vardır. Kürtçe duyulmaya başlanır. Yeşim Ustaoğlu’nun “Güneşe Yolculuk, Handan İpekçi’nin “Büyük Adam Küçük Aşk” filmleri bu sürecin eserleridir. Oyuncu olarak da Tarık Akan, Hakan Balamir, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Şener Şen, Kemal Sunal ve İlyas Salman, Türk sinemasında Kürtleri ‘temsil’ etmişlerdir.
Kürtçe, Türkçe’nin içerisine nasıl gizlenmiştir? Kürtçe, Türk sinemasında ilk ne zaman duyulmuştur? Hangi filmde Kürt karakterler, hangi şekilde yer almıştır? Müslüm Yücel Agora Kitaplığı’ndan önümüzdeki günlerde raflarda yerini alacak kitapta, bu sorulara cevap ararken, Türk sinemasının Kürt’le imtihanını sunuyor.
Einsenstein’dan ‘Kısa Film Senaryosu’ kitabı
Usta sinemacı, kuramcı Sergei Eisenstein’ın öğrencilerine kısa film senaryosu üzerine anlattığı ders notları kitap olarak Agora Kitaplığı’nca yayınlandı.“Kısa Film Senaryosu” metninin kaynağı, 2. Dünya Savaşı başladığında ‘kısa filmler hazırlama’nın Sovyet sinemasının karşısına bir görev olarak sunulmasına dayanıyor. Kendi saptamasıyla “Sovyet sinemasının önüne daha önce gelmemiş bulunan bu ‘kısa film repertuarı hazırlama’ görevi” karşısında Eisenstein, genç öğrencilere düzenli dersler vermekte olduğu Devlet Sinematografi Enstitüsü’nde ‘büyük bir savaş sırasında’ kısa film çekmenin temel özelliklerinin neler olması gerektiğine kafa yorar ve bu çabalarını öğrencileriyle paylaşmaya özen gösterir. “Kısa Film Senaryosu” kitabı Eisenstein’ın Nazilerin 22 Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ni işgal etmelerinden sonraki aylarda verdiği iki derste yaptığı konuşmaların ve somut örneklerin analizi üzerinden öğrencileriyle yaptığı tartışmaların metninden oluşuyor. Einsenstein kitapta kısa film senaryosu yazmadan önce ilk başta ele alınması gereken, fikir üretmeyi aşılamaya çalışıyor.
Sinematografik kentler Berlin, Bombay, Kahire, Los Angeles, İstanbul, Paris, Prag gibi çekim yapılan ve incelenen kentler, kaynak teşkil eden stüdyo-mekânlardır. Sinemanın efsanevi kaynakları olan kentler (Lyon), bütünüyle sinemaya adanmış kentler (Los Angeles), hepimizin birer sakini olduğumuz sinema kentleri (hayali kentler: Metropolis, Alphaville, Brazil … az ya da çok yeniden yaratılmış olan gerçek kentler), sinemanın kente ait olduğu ya da kentin sinemaya ait olduğu mekânlar… Franfurt Okulu'nun habercisi olan Kracauer'in 'sine-kent' hakkındaki yazılarına da yer veren Mehmet Öztürk'ün derlediği bu kitap, beyazperdeden dünyanın kentlerine bakıyor. Bir film izlemenin, bir kent gezmekle eş olduğunu doğruluyor... (SİNEMA)