Borç bakatığında yüzen ve gol kralı futbolcusunu 14 milyon euro bonservisle Fenerbahçe'ye satıp biraz nefes alan İspanya'nın Mallorca kulübüne İngiliz yatırım firması Drac talip oldu. Para sıkıntısı çeken kulüpler ancak bu yolla kulüpler borç batağından çıkabiliyor. Ya da tersini söylersek zengin bir işadamı veya firma bu duruma düşmüş bir kulübü alarak hem prestij sağlıyor, hem de bir ortaklığa veya herhangi bir alım satımına "kulüp sahibi" olarak daha kolay giriyor.
ALİESER-1990’lı yılların ikinci yarısı ile birlikte kulüplerin transfer politikalarında büyük değişiklikler meydana geldi. Özellikle büyük kulüp olarak nitelendirilebilecek olan kulüplerin büyük transfer harekatına girişmeleri ister istemez finansal yapılarında değişikliğe gitmelerine yol açtı. 2000’li yıllara geldiğimizde ise stratejik ortaklık şeklinde anılan satın almaların çapı büyüdü, yapısı değişti. Artık futbolu seven veya futbolun ticari gelirinden nemalanmak isteyen zengin iş adamları işin içine girerek kulüplerdeki tek yetkili olmak istediler. Bunun içinde yapılacak yol belliydi. Kulüpleri sahip oldukları servet ile ele geçirmek. Bu yolu kullanarak istediklerini elde edenler oldu, edemeyenler de. Bilinen o ki, bu satın alma hareketleri son olmayacak.
İşte son örnek İspanya'dan geldi. Borç bakatığında yüzen ve gol kralı futbolcusunu 14 milyon euro bonservisle Fenerbahçe'ye satıp biraz nefes alan İspanya'nın Mallorca kulübüne İngiliz yatırım firması Drac talip oldu. Real Mallorca'nın sahibi ve kulüp başkanı olan Vicente Grande'nin kulüp hisselerinin yüzde 80'ini 42 milyon Avro karşılığında Drac grubuna satacağı belirtildi. Satış işlemi önümüzdeki hafta tamamlanacak. Ancak bu yolla kulüpler borç batağından çıkabiliyor. Ya da tersini söylersek zengin bir işadamı veya firma bu duruma düşmüş bir kulübü alarak hem prestij sağlıyor, hem de bir ortaklığa veya herhangi bir alım satımına "kulüp sahibi" olarak daha kolay giriyor.
RUPERT MURDOCK FIRTINASI
1990’lı yıllar da görülmeye başlanan bu trendle birlikte on yıllık dönemin sonuna doğru stratejik işbirliği olarak değerlendirilen küçük seviyede ortalıklara gidildi. 1999 yılında gerçekleşen İngiliz Medya ve otel grubu Granada’nın Liverpool’un yüzde 9.9’lık hissesini 22 milyon £’a satın alması bu tür stratejik ortaklıkların ilkiydi.. Yine aynı yıl Avustralya asıllı Amerikalı iş adamı Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu BSkyB, Leeds United’ın hisselerinin yüzde 9.08’lik payını 13 milyon £’a satın aldı. Bu tür stratejik ortalıkların temelinde yatan televizyon yayın hakları savaşında rakibine karşı öne geçebilmekti. Aktif bir alıcı konumunda olan BSkyB aynı yıl Sunderland’ın yüzde 5’ini 6.5 milyon £’a, Manchester City’nin yüzde 9.9’unu 12 milyon £’a bünyesine katarken zorlanmadı. 2000 yılında da satın almadan daha çok varlığını hissettirmeye yönelik olarak yapılan alım hareketleri sürdü. BskyB, Chelsea’nin sahibi olduğu şirketlerden Chelsea Village’ın yüzde 9.9’luk hissesi için 40 milyon £ ödedi. BSkyB’nin bu saldırgan alım harekatı karşısında rakiplerinden İrlanda’lı kablolu yayın şirketi NTL’de boş durmayarak Aston Villa ve Newcastle United ile benzer anlaşmalara imza attı.
Şirket, toplam değeri 26 milyon £’a ulaşan bir ortaklık anlaşması karşılığında Birmingham şehrinin en büyük futbol kulübü olan Aston Villa’nın yüzde 9.9’luk hissesini satın aldı.Kulüplerin yerli veya uluslararası medya şirketleri tarafından satın alınmaya veya ortak olunmaya çalışılması sadece İngiltere ile sınırlı kalmadı. İtalya ve Fransa gibi ülkelerde zengin iş adamları ve şirketler bu olaya girmekte gecikmedi. Sonraları İngiltere’den Rusya’ya, Brezilya’dan İsrail’e kadar olmak üzere tüm ünyada görülen bu hareket dalgası ile birlikte kulüplerin sahiplerinin el değiştirmesi ve futbol sahnesine yeni ve zengin aktörlerin dahil olduğu bir süreç yaşanmaya başlandı.
EKONOMİ VE SPOR DÜNYASINDA ABRAMOVİCH FIRTINASI
Bütün bunlar 1 Temmuz 2003 tarihinde haber ajanslarına düşen, başlangıçta önemsiz gibi görünen ama dünya futbolu için hızlı ve önemli gelişmelerin yaşanacağı bir haber ile başladı. Haberde Rusya’nın en zengin iş adamlarından biri olan Roman Abramovich’in Londra merkezli Chelsea kulübünü 140 milyon £’a satın aldığı belirtiliyordu. Bununla birlikte futbol dünyası için önemli bir etki olmasa da bu tür zengin iş adamlarının orta ve büyük ölçekten söz sahibi futbol kulüplerini satın alışına ilk örnek Mısır asıllı İngiliz işadamı Muhammed El Fayed’in yine bir başka Londra kulübü olan Fulham’ı Mayıs 1997’de (36 milyon euro) satın almasıdır.Chelsea-Abramovich ortaklığı, Malcolm Glazer’ın 2005'te Manchester United’ın satın almasından önce Britanya futbol tarihinin en büyük satın alma harekatı unvanına sahipti. Chelsea kulübünün Abramovich’ten önceki sahibi Ken Bates'ti. Satış öncesi İngiltere’nin elit takımları içerisinde yer almayan Londra kulübü, her zaman Liverpool, Manchester United, Arsenal gibi kulüplerin arkasında ara sıra parlayan (1997-1998 sezonunda Kupa Galipleri Kupası ve Süper Kupayı kazanmak ve 1999- 2000 sezonunda şampiyonlar ligi çeyrek finalinde oynama başarısı) bir ekip görüntüsünden öteye gidememişti. Temmuz 2003 el değiştiren kulübünün yeni sahibi ile birlikte tâlihi de değişti. 2003-2005 yılları arasında ki süreçte futbolcu transferine 200 milyon £’ın üzerinde harcama yapan Abramovich’in Chelsea’si ile Ken Bates’in Chelsea’si arasındaki en büyük farkı açıklamak için futbol sahasına bakmak yeterli.
MALCOLM GLAZER'İN MANCHESTER UNİTED'I
Avrupa futbolunda 2005 yılında en çok konuşulan konuların başında Malcom Glazer’ın Manchester United kulübünün çoğunluk hisselerini satın alıp tek başına yönetim hakkına sahip olması geliyordu. Amerika iş adamı 2005 yılının başında kulübü satın almak için 790 milyon £ değerinde bir teklifte bulundu. Glazer daha sonra İrlandalı hissedarları JP McManus ve Joh Magnier’in hisselerine alarak kulübün yüzde 58’i eline geçirdi. Daha sonraysa borsadan yaptığı alımlar ile kulübün yüzde 75’ine sahip olmayı başardı. Gerçekleşen bu son alım hareketi için 790 milyon £ harcayan Malcom Glazer’ın elde ettiği kazanç ödediğinden fazla.
CHELSEA'Yİ SATTI LEEDS'İ ALDI
2003 Yazında sahibi olduğu Chelsea’yi Rus işadamı Roman Abramovich’e satan Ken Bates, 21 Ocak 2005 tarihinde yeni bir alım hareketi gerçekleştirdi. 2000’li yılların başında İngiltere’nin en çok gelecek vaadeden kardosuna sahip olan Premier League’in ilk şampiyonu Leeds United’ın yüzde 50’lik hissesi 10 milyon £’a karşılık İngiliz iş adamına geçti.
CORINTHİANS İNGİLİZ ŞİRKETİNE SATILDI
Kulüplerin el değiştirmesi ve yeni sahiplerinin olması sadece Avrupa futboluna özel bir olgu değil. Farklı bir yapıda da olsa Brezilya da bu tür bir harekete geçtiğimiz yaz tanık oldu. Brezilya’nın en büyük üç spor kulübünden biri olarak gösterilen Corinthias, 2005'te İngiliz şirketi olan “Media Sport Investment” tarafından satın alındı. Şirket, Corinthias’a 10 yıllığına ortak olurken kulübe 35 milyon dolarlık bir nakit akışı girişinde bulundu.
DİNAMO MOSKOVA DA BİR RUS İŞADAMININ
Bu yılın başına kadar sıradan bir Moskova takımı olan ve geçmişi nedeniyle “Polislerin Takımı” olarak anılan Dinamo için Ocak ayı başında herşey tersine döndü. Monaco’nun ana sponsorlarından Fedcominvest şirketinin sahibi olan Alexei Fedorychev, Monaco’nun 2003-2004 sezonunda yakaladığı büyük çıkıştan etkilenerek 2005 Ocak ayında Dinamo Moskova kulübünün yüzde 51 hissesini satın aldı. Rus işadamı aynı zamanda 2007 yılına kadar Rus liginin yayın hakları ile tüm stadyumların reklam haklarının yüzde 80'ini satın aldı. Alexei Fedorcyhev’in bu işi bir anlık hevesla bakmadığını gösteren bir başka gelişme 2005 Ağustos ayının ortasında yaşandı. Fedorcyhev bir başka Moskova kulübü FC Rostov’u da satın alarak işlerini sağlamlaştırmış oldu. Oleg Deripaska’nın FC Kuban hareketi ve Arkady Gaidamak’ın Beitar Jerusalem’i alması Rusya’da meydana gelen kulüp satın alımları sadece Moskova merkezli takımlar için geçerli değil. Rusya’nın güney bölgesinde yer alan Krasnador Bölgesi Yönetimi’ne ait Rusya ikinci ligi takımlarından FC Kuban kulübünün yüzde 50’si, Rusya’nın en zengin iş adamlarından biri olan “Basic Element and Russian Aluminum” şirketinin sahibi Oleg Deripaska tarafından alındı. 2005 yılında ülkenin en ateşli taraftar topluluğundan birine sahip takımlarından biri olan ve Fatih Tekke'nin de oynadığı Zenith en büyük Rus şirketlerinden enerji devi Gazprom'a satıldı. Gazprom 27.9 milyon pound ödeyerek kulübün hisselerinin yüzde 51'ini satın aldı.
MUSEVİ İŞADAMI BNEI SHAKNIN DEDİ Rusya merkezli olmasına rağmen Rusya dışında gerçekleşen bir başka satın alma hareketi İsrail’in önemli kulüplerinden Beitar Jerusalem’in Rusya doğumlu musevi iş adamı Arkady Gaidamak’ın yönetimine geçmesi ile gerçekleşti. Kulübün hisselerinin yüzde 55’îni satın alan Rus iş adamı, Temmuz ayında da ülkenin en önemli ikinci basketbol takımı Hapoel Jerusalem’in tamamını satın alarak İsrail sporuna hareketlilik getirdi. Gaidamak’ın futbola olan ilgisi 2004 Temmuz ayında İsrail’in tek Arap futbol kulübü olan ve İsrail Kupasını da kazanan Bnei Shaknin’e yapmış olduğu 400.000 dolarlık yardım ile görülmüştü.
RED BULL SALZBURG VE FC PARMA
Dünyanın en gözde spor organizasyonlarından Formula 1’de kendi adını verdiği takımı ile yarışan Avusturyalı enerji içeceği firması Red Bull’un Avusturya Birinci ligi külüplerinden Sv Salzburg’u 2005'te satın aldı. Yeni sahibi Dietrich Mateschitz’in amacı Avusturya kulübünü Avrupa’nın önemli takımlarından biri haline getirmek. Salzburg takımı geçen sezon takımın başına İtalyan Giovanni Trapattoni'yi getirdi. ve ligi şampiyon olarak tamamladı. 1990’lı yılların Avrupa’da söz sahibi takımlarından biri olan FC Parma, 2003 yılında kulübün sahibi Tanzi ailesinin yaptığı muhasebe yolsuzluğu nedeniyle iflas etmesinin ardından zor bir zaman dilimi yaşadı. Kulüp bu süreçte zorlu bir mücadele vermesine rağmen Serie A’da kalmayı başardı. Kulübün bu mücadeleci ruhu Real Madrid’in eski başkanlarından Lorenoz Sanz’ın dikkatini çekmiş olmalı ki İspanyol iş adamı 2005 Ağustos’un da Parma kulübünü satın aldı.Geçen yılın başında ise 30 milyon € karşılığında 31 yaşındaki işadamı Tommaso Ghirardi'nin tarafından satın alındı. Ancak tüm bunlar iki kez UEFA Kupası'nı kazanan Parma'nın Serie A'da kalmasına yetmedi ve bir zamanlar Avrupa'da fırtına gibi esen Parma küme düştü.
ali.asar@gazeteport.compertevniyal.ali@gmail.com