Günümüzde her şeyin bir pazarlama stratejisi olduğunu varsayarsak ve bir dolu yalana bir sürü para yatırıldığını düşünürsek, filmin doğru bir amacının olduğunu söyleyebiliriz…
Tarih sayfaları reklamın aslında iki insanın iletişime geçmesiyle başladığını söyler… Reklam birisine bir şeyi önermenin farklı şekillerde söylemlerini kapsayan bir taktik içeriyor… Reklam o kadar garip bir iş ki bulaşan da bulaşmayan da pişman gibi bir durum var ortada… ‘Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor’ kitabı çıktığı yıllarda reklamcılığın tamamen bir ‘yalan’ olduğu, yalan söylenmesi gereken bir meslek olduğu yönünde kafalarımızı aydınlatmıştı. Genelevde piyanist olmak bile daha onurlu bir meslekti yazar ve reklamcı Jacgues Sequela için… Habercinin bir süre sonra her şeyi haber gibi algılaması, reklamcının her ürüne bir sunum modeli geliştirmesiyle eşdeğer olabiliyor zaman zaman… 9.90 YTL’nin en sonunda da gördüğümüz gibi dünyaya ilk sinema filmini hediye eden Lumiere Kardeşler aynı zamanda ilk reklam filmini de çeken kişiler olarak tarihe geçmişler. Görüntüler bizi yanıltmıyorsa bir deterjan reklamı bu. Pek bir yaratıcılık içermeyen reklam, o günün şartları içinde gayet de anlamlı duruyor! Belli bir reklam yazarı tiplemesi var mı bilemeyiz ama kitaptaki yaratıcı kesim pek bir cool… 9.90’ın yazarı Frederic Beigbeder on yıl reklam ajanslarında çalıştıktan sonra, başka bir boyuta geçme kararı alan ve bu yolda kararlı adımlarla yürüyen biri… O da bu cool karakterlerden biriydi sanırım… 9.90 YTL, enerji ve dinamizm olarak seyirciyi kolayca kavrayacak filmlerden… Ama iş reklam olunca geriye çok fazla etik kalmıyor… Koca koca şirketler ürünlerini pazarlamak için koca koca şirketlerin ‘yaratıcı’ beyinlerinden yardım istiyorlar… Her şey çok ciddiye alınan ortamlarda, ‘insanları nasıl kekleriz’ şeklinde yapılan toplantılarla geçiyor… Yaptığı işin yalanında iyice yalana bulanan kahramanımız Octave ise son raddeye geliyor… Hayatı lüks, kokain ve kadınlar arasındadır… Gerçeğe yer yoktur dünyasında… Gerçek acı şekillerde karşısına çıkar ama yalan hayatı gerçek hayatı kaldıramaz vs…
PAZARLAMA BEYNİ Günümüzde her şeyin bir pazarlama stratejisi olduğunu varsayarsak ve bir dolu yalana bir sürü para yatırıldığını düşünürsek, filmin doğru bir amacının olduğunu söyleyebiliriz… Reklamdan dertlenmenin yolu, ondan nefret etmekten geçiyor tabii… Film izleyiciyi bu nefreti omuzlamak için belli bir noktaya getiriyor ama sonrasında filmin de bir ‘sunum’ olduğunu fark ediyoruz… Tıpkı ‘şu kadar adet süt ürettim, bunun sene sonuna kadar satılması gerek’ diyen adam gibi… Sonuçta bu filme şu kadar para yatırdım, bunun izlenmesi gerek diyen yapımcının sesini de duyuyoruz aradan… Sonuçta günümüzde her şey tüketime o kadar müsait ki, bunu eleştirmek için yapılan bir şey bile, bu eleştirinin bir parçası haline gelebiliyor…
9.90’NIN RAHATLATAN YANI Ama 9.90 YTL, isim olarak da olayı doğru bir yerden yakalıyor… Octave karakterine hayat veren oyuncu Jean Dujardin de doğru bir seçim… Reklam çekimlerinden kazandığı parayla gerçekleştirdiği Vibroboy ve Dobermann ile, sisteme olan nefretini punk bir tarzda ifade eden yönetmen Jan Kounen de doğru bir seçim. Bu filme birlikte yönetmenin, dünya görüşüne yeniden dönmesi teklif edilmiş! Reklamcının en umutsuz anlarında bile kendini İsa yerine koyması, yakaladığı aşkla gerçeğin girdaplarına hazırlanması ve sonucun bir reklam gibi karmaşık, bizi tüketen ve kandıran bir zincirleme kazayla bitmesi, reklamın vazgeçilmez bir pazar payı ve yaşam algısı olduğunu bir kez daha gösteriyor…