Anasayfam YapAnasayfam Yap






02:01 TSI

ARA










Bond sinemadan kopamıyor!



07.11.2008 - 01:22
arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Bu hafta vizyonda dört film var.  Üç tanesi yerli, bir tanesi yabancı… Çağan Irmak bu sefer şehre döndü ve yalnızlaşan ilişkiler üzerine bir film çekti: Issız Adam. Güneşin Oğlu, biraz fantastik, biraz hafiyelik ve biraz da aşk barındıran bir film…Son Cellat, cahilliğin ortasındaki Bayram’ı sorgulayan bir yapım… Quantum of Solace 007 ise bildiğiniz gibi…  İyi seyirler…








Video için tıklayın

Video için tıklayın

Video için tıklayın

Video için tıklayın


  İlgili Haberler

  Diğer Haberler
'Felekten Bir Gece'nin faturası ...
Dost musun düşman mı?


Hazırlayan: Banu BOZDEMİR

Quantum of Solace 007

James Bond yirmi ikinci serüvenine geldi dayandı ama iyice o karizmatik ajan havasından uzaklaştı… Bir şeyi çok söyleyince anlamı kaçar ya bu ajanlık işi de o kıvama geldi. Artık aksiyon filmlerinin çoğu aynı trükleri kullanır oldu. Olaylar hızlı başlangıçlar yapıyor, bakın ne kadar da etkili bir açılış yaptım havasında… Sonra olaylar rayına oturuyor ve ajanlık olayı konuşmaya başlıyor… Yine ihanetler, yine intikam, yine aksiyon ama bunun tadı biraz daha bildik… Daniel Craig bu iş için bazılarına karizmatik gelse de gelmese de bir süre bayrağı o taşıyacak gibi görünüyor. Yine tehlikeli olaylar silsilesinden sonra olay bağlanıyor ve bir sonraki seri için start alınacak…


Issız Adam

Çağan Irmak, sinemasal yolculuğunda ilginç yollara saptı… Duygusal kasabalardan, zamanı ve mekanı olmayan uhrevi yollardan geçti geldi… Bu yollarda ona eşlik edenler oldu, onu yolda elinde sopasıyla tek başına bırakanlar da… Irmak, sonunda şehre ulaştı… Eminim ki hepimiz rahatladık. Şehrin yalnızlığında sıkışan bireyler olarak, ıssız adamlar ve ıssız kadınlar olarak bu filmden kendimize çok yakın kareler bulduk…
Aslında film şehirli insanların bildik kalıplar içindeki yaşamlarını kapsıyor… Irmak yine de bildik dünyadan çok masalsı, saflıkla bezenmiş bir öykü çıkartmayı beceriyor… Erkeği mutlak kötü göstermekle, kızı mutlak saf göstermekle bitmiyor buradaki olay. Erkeğin kendini birisine bağlamama konusundaki yoğun çabasıyla, kızın birilerine olan bağlılığı hem çatışıyor, hem de ilişkilerindeki o kısacık zaman diliminde onlara çok yardımcı oluyor…
Çağan iyi bir gözlemci olduğunu aralara sıkıştırdığı diyaloglarla vermeye çalışıyor. Erkeğin annesine olan tahammülsüzlüğü, sanrılarını, kızla yaşadığı şeyin farklılığını biz de tam yanı başımızda hissediyoruz… Ve hep gergin bir biçimde adamın kulağımıza ‘ayrılmak istiyorum’ dediğini fısıldamasını bekliyoruz…

Güneşin Oğlu

Polis ve Çocuk filmlerinden sonra kendi deyimiyle fantastik ‘mavra’ diye adlandırdığı bir filme imza atıyor Onur Ünlü. Bütün hayatını mucize bekleyerek ve yanındakinin kıymetini bilmeden geçirirsen, hayat sana öyle bir oyun oynar ki, en sonunda güneşin oğlu olup çıkarsın demeye getiriyor. Hatta seninle etkileşim halindeki insanların bedenlerine ve dolayısıyla hayatlarına girip çıkarsın… Bu filmden sonra Onur Ünlü’nün garip bir hayal dünyası olduğunu düşündüm. Polis filminde Uzakdoğu filmlerinin gerçek değil ama gerçeğe yakın fantastik kurgusuyla karşımıza çıkan Ünlü, bu filminde tam bir karmaşa yaratıyor… Beylik söylemler ve matematiksel hesaplarla, bir insan topluluğunun hayatını birbirine karıştırıyor ve hayatından memnun olmayan Fikri Bey, çeşitli komiklikler ve manevralar eşliğinde hayatının sırrını keşfedip, turunu tamamlıyor… Yine Özgü Namal ve Haluk Bilginer var başrolde…

Son Cellat

Kadir İnanır’ın başarılı bir performans göstermesi sonucu Antalya Film Festivali Ulusal Yarışma programına alınan ama eli boş dönen filmlerden birisi de Son Cellat oldu. Devrimci gelenekten gelen, neredeyse on yıla yakın zamandır film çekmeyen Gök, yine Yeşilçam geleneğinden gelen bir filmle selamlıyor izleyiciyi… Atilla Saral’la rol değişimi yapan ve ezik, kambur ve cahil adamı canlandıran İnanır’ın başarılı bir performans sergilediğini söyleyebiliriz ama bunu filmin geneli için söylemek mümkün değil. Oğlunun devrimci fikirlerini desteklemek için onlarla afiş asmaya çıkan ve elleri havadayken, bir askeri vuran kurşunun onun olmayan silahından çıktığı sanılan bir savcının hapishanede yaşadıkları anlatılıyor… İnanır’ın canlandırdığı Bayram, orada horlanan itilip kakılan bir çaycıdır… Cahilliğin insanı sürüklediği noktalar filmde anlatılmaya çalışılırken, genel izleyicinin ilgisini çekebileceğini söyleyebiliriz…

 





Tüm yorumlar(2)






Misafir   07/11/2008 09:24:27

Banu hanım, madem burayı meşgul ediyorsunuz, lütfen net ve bilgilendirici yorum yapın. Devrik, uzun, karışık ve ağdalı cümleler, yoruma açık yorumlar vs vs. yapmayınız.

Misafir   07/11/2008 07:56:18

Benim burada iki favori filmim var biri SON CELLAT diğeri 007.