Birisi insanlık için birisi de kendisi için mücadele eden iki insan var filmde… Sanki peygamberlerin ortaya çıkmadığı, ama zevk ve sefanın yerini sefalete bıraktığı tarihin yeniden yazılmaya başladığı dönemlerde geçiyor film… Her şeyin tersine döndüğü bir zaman dilimi…
Bu filmle felaket senaryolarına biraz daha farkı bir yol gösterdikleri, uhrevi boyuta hız kattıklarını söyleyebiliriz…
Banu Bozdemir banubozdemir@gmail.com
Tanrının Kitabı güneş fırtınasının ardından mahvolmuş bir dünyayı anlatıyor, tabii yine Amerika kanadından… Güneş fırtınasının kavurduğu topraklarda bulduğu bir zaman makinesiyle geçmişten günümüze birtakım değerler taşıyan Ada geldi aklıma… Ada, Zamanda Yolculuk adlı kitabımın kahramanı… Geçen gün senaryosu çalınan insanlar üzerine yazmıştım. O insanlar ve yazım geldi aklıma… Ben de çocuk kitabımdan çalınmış bu fikir diye bağırabilirdim ama yapmadım, yapmayacağım… Çünkü güneş fırtınası, mahvolmuş bir dünya ve birtakım değerleri koruma fikri birçok insanın aklına gelebilecek bir konu… Hem benim gibi bir Türk çocuk kitabı yazarının kitabının Hollywood'lu abilerin eline düşmesi, güneş fırtınası fikrinden daha uzak görünüyor gözüme!
Neyse dönelim filmimize… Birisi insanlık için birisi de kendisi için mücadele eden iki insan var filmde… Sanki peygamberlerin ortaya çıkmadığı, ama zevk ve sefanın yerini sefalete bıraktığı tarihin yeniden yazılmaya başladığı dönemlerde geçiyor film… Her şeyin tersine döndüğü bir zaman dilimi… Yeni nesil okuma yazma bilmiyor, eski dünyadan kalanların izini sürüyor. Adamların bir tanesi ki Eli, aslında kimsenin bilmediği, eski dünyadan kalan değerli bir şey taşıyor çantasında, yüreğinde, kafasında… Sırf insanlık için… Modern bir peygamber sayabiliriz onu.. Diğeri kutsal kitabın ağzıyla bu yok olmuş dünyaya doğan yeni nesili kendine bağlamak isteyen, Tanrı olmak isteyen bir adam ki o da Carnegie… Bu iki adamın çatışması eşliğinde yol alıyoruz film boyunca neredeyse…
Eli’nin ağzından dökülen kelimelerin bir kısmı batıya gitmesi yönünde hep. Nükleer felaket sonrasını ve kahramanın bir şeyi takip etmesini anlatan Fallaout 3 oyununa benzetebilir kimileri… Aslında felaket senaryoları anlatan filmlerin çoğu atmosfer yaratımı, insanların birbirlerine karşı saldırgan tutumlarıyla üç aşağı beş yukarı aynı… Hayatta kalma savaşı, güçlü olanın zayıf olanı ezmesi ve normal zamanlarda har vurulup savrulan şeylerin mumla aranır olması gibi şeyler bu tarz filmlerin ana mazlemesi… Burada farklı olan bu karmaşanın insanlığın ilk haline benzetilmesi, insanların iyi ve kötü farklılaştırmasında ‘ben ve biz’ ayrımının keskinleşmesi sayılabilir… Kutsal kitabı tekrar yazmak kime fayda sağlar? Önermenin o ucu kapalı biraz… Mesih olan kişinin zenci olması, kalp gözüyle görmesi falan gibi şeyler de filmin diğer çözümlemeleri… Onun dışında tüm uhrevi şeyleri bir kenara bırakırsak, aksiyon filmlerinden bir farkı olmadığını da ekleyebiliriz… Filmin yönetmeni Albert ve Allen Hughes daha önce Karındeşen Jack efsanesini çekmişlerdi… Bu filmle felaket senaryolarına biraz daha farkı bir yol gösterdikleri, uhrevi boyuta hız kattıklarını söyleyebiliriz… Denzel Washington ve Gary Oldman filmin iyi ve kötü kanadında konuşlanıyorlar...