|
CHP’nin 1 Mayıs olayları ile ilgili Başbakan hakkında Meclis’e verdiği gensoru üzerine Genel Kurul’da Başbakan’a yöneltilen eleştirilere AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün cevap verdi.
-Polis gaz bombası kullanmasın; ne oluyor, öksürtüyor mu? -Polis su kullanmasın; ıslatıyor mu? -Polis cop kullanmasın; acıtıyor mu? -Ne yapsın polis, düdük mü çalsın?
Bu konuşmaya verilecek çok yanıt var. Ancak ben, siz değerli dostların aklından ilk geçenleri cevap olarak kabul etmeyi tercih ediyorum. Hepinizi duyar gibiyim…. Haklısınız….
Belki cevaplarınıza ufak bir eklenti yapabilirim ki ben bunu çok sık tekrarlarım;
“Siyaset, bedeni çok özel bir kıyafettir, herkesin üstünde durmaz.”
Asıl sorun şu; samimiyetsizlik…
Çünkü bakınız, Nihat Ergün konuşmasında, darbeciliğe fikir finansmanı(!) sağladığı iddiasıyla İlhan Selçuk’un “sütten çıkmış ak kaşık” olmadığını da söyledi.
Şimdi sormak lazım kendilerine!
Hiçbir eylem girişiminde bulunmamış, sadece 1 Mayıs’ı kutlamak için bir araya gelmiş ve henüz sabah çaylarını binalarının önünde içmeye başlamış işçilere gaz bombası ile saldırmanın, korktuğunuz darbecilikten ne farkı var acaba?
Biri polis idaresinde, diğeri asker idaresinde olan bir devlet anlayışı.
Tek farkın, polisin başında sözüm ona demokratik bir partinin olması mı?
Teknik olarak, ha askerlerin komutanı olan bir general olmuş ha polislerin amiri olan bir Başbakan olmuş devletin başında... Değil mi ki her ikisinin de elinde silah gücü var, ne fark olabilir ki bunların ülkeye sunacağı demokrasinin(!) arasında?
Aynı konuşma içinde birini savunurken diğerini suç kabul etmek, kınamak da neyin nesi….
Beni düşündüren bir diğer nokta ise “darbeci” zihniyeti kınayan, özgürlüklerin timsali olduğuna inanan aydın(!) takımının bu söylemler karşısında “gıglarını” bile çıkartmamaları.
Beyler! Bu muydu sizin ve kılıcını çektiğiniz AKP’nin özgürlükçü ve insan haklarından yana sarsılmaz değerleri? Bu muydu her platformda ölümüne savunduğunuz AB kriterleri?
Samimiyetsizsiniz! Hem samimiyetsizsiniz, hem tek yanlısınız….
Amma velakin şunu aklınızdan hiç çıkarmayın; Gün olur devran döner, bugün savunduğunuz garabetler o gün gelir sizi bulur!
|