|
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün dinlendiğinden şüphelenmesinin de gösterdiği genel durum, artık, ancak Türkiye’de oluşacak yeni siyasi dengeler içinde çözülebilir. Bunu evvela ve önemle vurgulamak istiyorum.
Bir ülkede, mesela, polisin veya başka kurumların siyasileştiği ve siyasi erk tarafından yönlendirildiği kuşkusu varsa, bu kuşkuyu teknik düzeyde çözmek mümkün değildir.
Şüphe diyorum ama şüpheler bile yeterlidir bir ülkenin genel siyasi atmosferinin bozulmasına. Yaygınlaşan bir kuşku ortamı oluşmuşsa ve bu ispatlanamasa dahi, bu durumu değiştirmenin yolu makro düzeyde yeni bir şekillendirme ile mümkün olabilir ancak. Bu da zaman alır ama kuşku ortamını dağıtmanın bundan başka yolu yoktur.
Türkiye belkemiğini 2002’ye kadar olan dönemde bir hayli oturtmuştu.
Şu anda ise şüpheler ortamında yeniden.
Bakanların açıklamaları da bu durumu değiştirmiyor.
Çünkü, örneğin, önceki gün Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı şüphelendiren polis aracı, polis teşkilatının en rafine bölümlerinden olan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi’ne ait.
Polis teşkilatlarında bu tür birimler üst birimlerdir. Teknolojik, personel donanımları ve hareket alanları da buna uygun olarak geniş, güçlü ve etkindir.
Güven ve hukuk devleti ortamlarında güçlü polis birimleri iyidir, her toplum iyi çalışan, etkin polis ister. Ama kuşku ve siyasi kutuplaşma ortamları polis teşkilatlarına bakışı hassaslaştırır.
Eğer bugün Türkiye’de böylesine güçlü bir kuşku ortamı varsa, hiçbir bakan açıklaması toplum psikolojisi üzerinde etkili olmaz.
Çünkü.
Çok rafine birimler olan istihbarat, kaçakçılık vb. birimler, eğer siyasi motiflerle, örneğin, bir Hükümete destek sağlayacak bir dinleme işi yapıyorsa, bunun toplumsal ve kurumsal kontrolü çok zor, hatta imkansızdır.
Güven ortamının tesisi ancak psikolojik düzeyde ve genel çizgilerle oluşur yeniden.
Bugün Hükümetin üzerinde asılı duran kuşku laiklik ekseninde bazı devlet kurumları ile girdiği krizli ihtilaftır.
Bu kurumların adı: 1-Ordu 2-Yargıdır
Bu kuşkular, en azından tamamen, doğru olmasa bile, devlet kurumlarının birbiri ve siyasetin bu kurumların bir kısmı ile beraber, bir kısmına karşı olduğu algısına bağlı bir ortamda, hiçbir hükümet o ülkeye barış ve stabilite veremez. Temeldeki sorunu budur Türkiye’nin şu anda.
Hükümet de Ordu ve Yargı’dan kuşkulanıyor olabilir.
Ama hiçbir hükümet bu kadar güvensiz bir ilişki açısına sahip olduğu temel devlet kurumlarına rağmen ülkeyi yönetemez. Sorun en önce buradadır.
Türkiye önümüzdeki dönemde ya Rusya tipi bir türbülansa veya yeniden ve taze siyaset ile yola devam sürecine girecektir.
“Yola devam”dan kastımız Erdoğan’ın dediği değil, Türkiye’nin 2002 dönemine kadar şekillendirdiği kurumsal stabilite ve asgari güven zemini, reform kabiliyeti, Meclis (TBMM) içi diyalog ve ittifak, AB ile ilişkilerin revizyon temelinde devamı, asgari Türkiye gereklerinde ortaklık şeklindeki yoldur.
Meselesi ve kalbi Türkiye olanlar yeterliyse bu yol, yok değilse…………….
Allah korusun!
|