|
70 milyar verip kına gecesi yapan porselen dişli kadın belli ki kendisini sanatın ve dünyanın merkezinde görüyor. Hangi sanat dalını icra eylediğini bilemiyorum.
Porselen dişli kadının kınalı el fotoğrafını, bayrağa sarılı asker tabutları fotoğraflarının yanına koyup haber yapan gazete de ‘medyanın merkezi’ olduğu iddiasında.
Soros beslemesi, bir gecede inen vahiyle demokrat ampul aydınları ‘demokrasi’nin merkezi, ‘Siz hala ananızın demokrasisini mi kullanıyorsunuz’ diyorlar.
Milli Görüş’ün bağrından kopup tepemize çöreklenen ampul partisi “değiştik”, yani ‘merkeze yaklaştık’ söylemiyle iktidar oluyor.
İmralı’da yatana göre Kürt sorunun çözümünde merkez kendisi.
Lastik pabuçlu Fetullahçıya göre enn öz hakiki demokrat, enn bir merkezdeki sivil o.
AB’cisi merkez, ABD mandacısı merkez...Herkes merkez. Herkes kazığı kendi bastığı yere çakmış, kazığa bağlı ip kendi etrafında dönsün istiyor.
Ortada bir sürü megalomanın, narsistin kendisini ‘merkez’ ilan etmiş ve gerçek merkezin kaymış olması gibi bir sorun var.
Psikolog bir okurum email atmış. Adını yayımlamak için izin de aldım ama yazmayacağım. Çünkü o ‘merkezde’ olmayan, ‘arkaik’ ve ‘marjinal’ bir vatandaşımız artık.
Diyor ki;
“Tüm halka kol kanat geren “memleket sevdası”nın adını kötüye çıkarttılar. Bizi bize, bizi bu toprağa bağlayan ne varsa, üstünden budamakla kalmadılar, köküyle birlikte söküp attılar.
Ani oldu farkına varışım. Bir gündüz vakti, arkadaşlarımla kantinde otururken hissettim o duyguyu ilk defa… Siyasi görüşlerle ilgili bir anketi konuşurken üç arkadaş çuvallayıverdik modernlik sınavında. “Atatürkçülük” demiştik siyasi görüşümüze çünkü ne sağcı diyebilirdik kendimize ne de solcu. Ne liboş olabilirdik, ne bilmem kaçıncı cumhuriyetçi ne de milli görüşçü. Başka ne diyebilirdik ki? Diğer arkadaşlar, kahkahalar eşliğinde kınadılar “arkaik” duruşumuzu. Boynum büküldü.”
Soyumuzun tükenişini gözyaşlarıyla izliyor olsam da, artık bize potansiyel terörist gözüyle bakılıyor olsa da, tüm dünya hep bir ağızdan son duamızı okuyorsa da, affınıza sığınarak itiraf edeceğim: Ben hâlâ Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı değerlere sonuna kadar bağlıyım! “
Kendisini ‘merkezde’ göremeyenler, sadece Atatürk ilkelerine içtenlikle bağlı, gerçek yurtseverler. Bir gece sabaha karşı ‘merkeze çekilen’, mafyayla, katille aynı hücreye atılan da onlar. Devrimleri savunanlar artık ‘marjinal’ ve ‘arkaik’.
Durum bu merkezde!
Mümtaz Soysal, Gürcistan’daki savaşla ilgili “Türkiye bu coğrafyada üçüncü bir kutup yaratarak kendi kaderini tayin edebilir, kendisinin de bir merkez olduğunu ortaya koyabilir. Batı’nın eteğine yapışmakta ısrar ederse, değişen dünya dengelerinde "sömürge başkent" olmaktan öteye geçemez” diyor.
Bugünkü iktidarın kafasıyla, sivil örümceğin ağında sindirilmekte olan Türkiye’nin kendisini merkeze koyması ya da nelerin merkezinde olduğunu anlaması imkansız. Merkezi kaydırmış --felek el-hâric el-merkez- eksantrik iktidar, zaptettiği ülkeyi yağmalamakla, düşmandan ganimet almakla pek meşgul.
İngiltere Kraliyet ailesinin bir yılda Devlet bütçesinden yaptığı harcama tutarı: 81 milyon
Dolar. Harcamalar artınca, bu yıl her İngiliz vatandaşının bütçesine 4 Penny (2 Kuruş) fazla bindi diye endişeliler.
AB Parlamentosu’na bağlı tüm dünyadaki bütün kuruluşların 2008 bütçesi7.3 milyar Yuro. Çevir Dolara, böl 27’ye, ülke başına 397 milyon Dolar. Bunun içinde yüzlerce uluslararası kuruluş vs. var.
TBMM’nin 2008 yılı bütçesi 442 milyon 271 bin YTL. Yani 372 milyon Dolar. 548 milletvekili, milletvekillerinin aileleri, eski milletvekilleri, dulları yetimleriyle TBMM’nin bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı 31 Temmuz itibariyle 12 bin 439.
Bunların on aylık tedavi harcamaları 31 milyon 669 bin YTL. Yani 26 milyon 638 bin Dolar. İngiltere Kraliyet ailesinin bir yılda harcadığının üçte birini bizimkiler on ayda sırf tedaviye harcamışlar. Maaşları, yollukları, avantaları katmadan bu rakam.
Bu rüşvetli, zimmetli, yatlı, zırhlı, mersedesli, haşemalı, yeşil perdeli yeni zengin narsizmini seyrederken, ‘Hah’ diyorum ‘Yapabilecekleri bu kadardır, bu maymun daha yükseğe sıçrayabilemez’, fekat sıçrıyorlar!
Allahın arka cebinden peygamber, peygamberin heybesinden din çalanlar, ölecekleri fikriyle yanıp tutuşarak, 15 bin kişilik VIP cami yaptırıp ölüme karşı koymaya çalışıyorlar. 2500 Dolarlık küvöz alınamadığı için ölen bebeklerin de üzerinde hakkı olan parayla, ‘fâni’ olmanın ızdırabını Very Important Fâni etiketleriyle hafifletmeye uğraşıyorlar.
Nasıl olacak VIP cami? Ahaliyle gözgöze gelmeden, yuhalanmadan, kafanda yumurta patlamadan yeraltı tünellerinden gideceksin. Sensörlü musluklara uzattığın ekstremitelerine ılık zemzem fışkıracak...Takunya yok, naylon yok, tek giyimlik havlu terlikler...Halılar ipek Hereke. Sen secdeye varmayacaksın da yaylı hidrolik sistemle secde sana varacak. İki secde arası dizüstü çöktüğünde dizkapakların yerden ultraviyole ışınla ısıtılacak, güneş görmemiş raşitik bacakların D vitamini alacak.
‘Yeni zengin narsizmi’yle ‘ruhban sınıfı narsizmi’ kokteylinin ve depresyonun perişan ettiği Merkez Efendi’nin maymunları bunlar. Deveye iki çuval toprak yüklüyorlar, az gidip uz gidip çuvalı bir döküyorlar çil çil altın saçılıyor ortalığa...Merkez Efendi mucizeleri yaratıyorlar
Şatafatla, devasa mekanlarla ölüm korkularını bastırmaya çalışıyorlar. Fani olmalarının acısını Hazine’den, siyasette ‘geçici’ olmalarının intikamını bütün ülkeden alıyorlar. Değersiz buldukları varlıklarının üzerine VIP etiketi yapıştırmakla varlıklarının ‘önem’ kazanacağını sanan, geride piramitler bırakmaya çalışan aciz firavunlar bunlar...
“Ben hâlâ Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı değerlere sonuna kadar bağlıyım!” demiş okur. Kusura bakmasın, adını yazamadım. Merkez Efendi’nin Very Important Fâni maymunları üzerine sıçrayıp, Ergenekon Toplama Kampı listesine eklemesin diye ‘gizli örgüt’ elemanı muamelesi yapmak zorunda kaldım. ‘Atatürk’ demiş!
Felek el-hâric el-merkez: merkezi kaymış, dış merkezli daire
|