|
Başbakan ile Başbuğ pazartesi sabahı biraraya geldi...
Ama anlaşamadılar.
Başbakan yanına “süper elit” hukukçusu Sadullah Ergin’i de aldı, ki Ergin Başbuğ’a bu yasanın aslında nasıl da askeri hedeflemediği, aslında yapılan değişikliğin nasıl da mutabık kalınması gereken bir değişiklik olduğu konusunda ikna edici gerekçeler sunsun.
Ama anlaşamadılar.
Derin suskunluğun ve hiçbir açıklama yapılmamasının sebebi de bu.
Birşey daha.
AKP bu değişikliği “taammüden” ve iz yapmadan hazırladı.
AKP bu taammüden hazırlığa başlayalı epey olmuştu ve bu değişikliğin gündeme geleceği gecenin ertesinde Başbuğ’un basın toplantısı yapacağını bilmiyordu.
Bu ayrıntıya azami dikkat edin lütfen.
O nedenle tekrar ediyorum.
AKP askeri personelin sivil yargı tarafından yargılanmasına yol açacak değişikliği daha genel bir değişiklik içine “embed ederek”, yani o genel paketin içine saklayarak, Meclis sofrasına kadar getirdi.
Konu kamuoyuna intikal edip de toplumsal blokaj oluşmadan yol almak için de konuyu CHP’ye de “embed ederek” anlattı.
CHP çünkü servis tabağının içinde bir de sinek olduğunu fark etseydi, menüyü taam etmez, geri çevirirdi.
AKP bunu çok uzun zamandır, daha doğrusu iktidar olduğundan beri planlıyordu.
Çünkü en temel meselesi ordu ve ordu mensuplarını yargılayıp, sıkıştırabileceği bir zemini oluşturmaktı.
Bunun için hep zemin yokladı.
AKP “embedded” gündemini uygulamaya sokmak için sürekli zemin yoklaması yapıyor olduğu için, aynı yoklamayı bu tasarı için de yaptı.
Ve, Ergenekon belli bir safahata ulaştıktan sonra bu hazırlıklarına şekil vererek tasarı haline getirdi.
Yine ve, tasarının Meclis’e gelmesi plan dahiline alındığında bu meşhur kağıt parçası belgesi daha ortada yoktu.
Fakat tam tasarının Meclis’e geleceği aşama yaklaştığında malum kağıt parçası belgesi bulundu.
Şimdi ortada bir soru vardı.
Tam da böyle bir belgenin dile dolanacağı sırada bir de böyle bir yasa değişikliği yapılmak istenen değişikliğin muhtevasını daha da dikkat çekici ve sivriltici bir hale getirmez miydi?
Getirirdi.
Ama getirse de durmak yok, yola devamdı.
Partinin şahin kanadına Hükümet’e yakın “entelijansiya” tarafından verilen akıl da buydu.
Zaten AB paketleri, AİHM kararları diye bir gündem vardı.
İşin sorumluluğu AB paketlerine ve AİHM’e yıkılır, askere karşı doğrudan ifadeler kullanmadan “tatlı” bir dille kitaba uydurulurdu.
Cepheden gitmeye gerek yoktu…
Menünün içindeki sinek ılımlı bir söylemle servis edilirdi.
Zaten de tasarının ilk haline konulmamıştı esas mesele.
Bunun için son anda verilecek bir önerge yeterli olacaktı….
Ki, “böyle sinekler menüde nasıl saklanır”ın hukuki incelikleri vardı.
Bu incelikler kullanıldı ve “hali dahil”, “halinde” kelimesi ile ikame edilerek tasarı TSK’ya karşı bir silaha döndürüldü.
Bu arada.
Hukuki dil kıvrımlarına muhalif partilerin de dikkat etmesi gerekir aslında.
Ama, anlaşılan o ki haziran ayının sıcağı ve Meclis zaten kapanıyor rehaveti CHP’yi biraz fazlaca bir rahatlığa itmişti. (Kılıçdaroğlu ve Atilla Kart’ın havaalanında bu konuya ilişkin görüş bildirmek istemediklerini yazmıştım önceki gün, şimdi daha net görülüyor ki, benim onları aradığım dakikalarda CHP olayın farkında varmamış olduğunu fark etmişti ve bundan dolayı da bir iç muhasebe yapmakla meşguldü)
Bir yasaya “embed” edilen hususları anlamak kolay değildir.
İşte, bunun için her siyasi partinin alarmda ve bu işin kurdu hukukçularla yakın bir teşviki mesai içinde olması gerekir.
Çünkü kimse kılçıklı bir yasanın kılçığını açık bir dilde görünür kılmaz.
Küçük bir sineğe dönüştürür ve dilin içine “embed” eder.
AKP de aynen böyle yaptı.
Ve, yasayı geçirdi Genel Kurul’dan…
Bir münasip zamanda.
Mesela saat 02.00’da.
Ardından Genelkurmay olayın farkına vardı.
Erdoğan ve Başbuğ pazartesi sabahı bir araya geldi.
Davet kimden gelirse gelsin, görüşmenin hal ve adabı Erdoğan’ın Başbuğ bu yasa değişikliğinin orduya karşı olmadığı yönünde ikna çabası ile şekil aldı.
Ama tabii…
Anlaşamadılar.
Konu şimdi MGK’da devam edecek.
Pardon.
Sadece MGK’da değil.
Türkiye sathında ve en az bir on sene devam edecek.
Devamın sonucunu ise, tarih yazacak.
Ama bizim de kuvvetli öngörülerimiz var.
Onlara burada devam edeceğiz.
Sık sık.
Ve, peyderpey.
|