|
Hükümet albayı tutuklama şovu yaptı.
Nasıl yaptı?
Başından itibaren biliniyordu ki, Albay Çiçek’in şov amaçlı olmayan bir biçimde, hakikaten ve dahi cidden tutuklanması, bu tutukluluk halinin cidden ve cebren sürmesi mümkün değildi.
Ama bir ara şov neden yapılamasındı.
Çiçek kısa bir süreliğine tutuklanır, tutuklu yüz ifadesi ekranlara yansır, biraz içerde tıkılı tutulur ama sonra iş fazlaca ciddiye binmeden salıverilirdi.
Bu kısa sürede olsa da, ekranlara tutuklu bir ordu mensubunun fotoları yansır ve “helal olsun, askeri de tutuklattırdılar ya” dedirtilirdi.
İşte bu oldu.
Bundan fazlası değil ama bu oldu.
Ama tabii, adama da derler ki…….
Senin Genelkurmay Başkanın “askerleri askeri yargı yargılar” diye basın toplantısı yapar, sen de ertesi gün onun tam aksini ispatlamak için onun albayını tutuklarsan…….
Sen Başbakan olduğun müddetçe bu dünyada hiçbir uluslararası platformda tırtıl diye tarlaya ekilmezsin.
Sadece ve sadece ordunla savaşan terör örgütleri, “Böyle hükümete can kurban, orduyu maymuna çevirdi” der.
Bu da sana afiyet olsun.
Hazmı kolaysa, 10 tabak daha ye.
Şimdi.
Size dün Viyana Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devlet Hukuku Kürsüsünden Profesör Funk’un (ki, devlet hukukunun “gavurcası” aslında “devlet hakkı”dır, onu da belirteyim çünkü bu nüans anlam açısından önemli) bana birşey daha söylediğini onu sonra aktaracağımı yazmıştım.
Şimdi bunu yapıyorum.
Funk bizim ordudan söz ederken, devletin kuruluşunda tayin edilen kuralları korumada hakkı olduğunu ve bu hakkı kullanmak için sahip olduğu yetki ve görevden geri adım atmak zorunda olmadığını, bunun ordunun devlet hakkı olduğunu anlattıktan sonra şunu da söyledi:
“Ordunun hakkı ama şöyle birşey de var. Halkoyu ile karşı karşıya getirilmiş bir ordunun işi çok zordur. Çok zorlanır. Haklı olsa da çok zorlanır. Ordular hareket marjı dar kurumlardır. Halk siyaset yoluyla teskin edilip, ordu ile karşı karşıya kalma pozisyonundan çıkmazsa, bir ordunun işi çok zordur.”
Funk’un bu söylediğini ben de biliyorum aslında.
Başından beri, yani böyle bir hükümet başımıza musallat olduğundan ve artık uzmanı olduğum AB konularını takip etmemin koşullarının bu hükümetle ortadan kalktığını, benim AB ile uğraşmak gibi bir lüksümün kalmadığını, bu hükümetin bıçağı kemik hizasına ve omuriliğimize indirdiğini anladığım zamandan beri biliyorum.
O halde.
Başlıktaki ifadeyle yani biri aradan sıyrılmalı ifadesiyle anlatmak istediğim şudur.
Hükümet ile ordu arasındaki, çok grift ve komplex bir eksende uzun yıllar sürecek olan interaksiyona kalırsa işimiz, biz çuvallarız Türkiye olarak.
Rotamız epeyce geniş bir açı ile kayar.
Bu nedenle.
Aradan birileri sıyrılmalı ve orduya karşı döndürülen halkoyu silahını, demokrasileri dindiren, teskin eden bir halkoyuna dönüştürmeli.
Bu mümkün.
Bu çok mümkün.
Ki..
Tarihsel olarak şöyle bir olgu vardır…
Toplumlar bir önceki devrin kutuplarından, fark ettirmeden sıyrılan güçlerce önce sakinleştirilir, ardından şekil almaya ve sıçramaya müsait hale gelir.
Bu konuya devam edeceğim.
|