SON DAKİKA
  SİNEMA
  ASTROLOJİ
 



    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






13:47 TSI

ARA











İsmet Solak
ismet.solak@gazeteport.com.tr



Unutamadıklarımız...

04.07.2009 - 00:10

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US
TWITTER

16 yıl önceydi.

Sivas’ta insanlarımızı diri, diri yaktılar.

Gözlerinden nefret ve kin akan çember sakallılar en öndeydi.

Merdiven başındaki sakallı yobaz kalabalığı adeta ateşliyordu:

“Vurun… Kırın… Yakın… Yıkın…”

Onlar vurdular, sanatçılar vuruldular.

Onlar kırdılar, şairler kırıldılar.

Onlar yaktılar, ozanlar yandılar.

Onlar yıktılar, gençler ve yaşlılar hep birlikte yıkıldılar.

Koca bir milletin yüreğini de yaktılar, yıktılar.

Yanan değerlerimizi toprağa verirken ağladık, ağıtlar yaktık.

Peki, “yakın, yıkın” diyenler ne oldu?

Onlar kaçtılar…

Sırra kadem bastılar ve hala bulunamadılar.

Asım Bezirci ve Metin Altıoklar nerede?

O kaçanlar var ya kaçanlar, bu iki büyük değeri acımadan yaktılar.

Sadece ikisini mi?

Tam 35 cana kıydılar.

Gözleri ferlerinden fırlamış, ağızlarından köpükler saçılarak bağırıyorlardı:

“Allah belanızı versin sizin, Kafirleeer. Sizi yakacağız!”

Aziz Nesin üstadımızı dinlemiştim olaylardan sonra:

“Beni yangın merdiveninden indirmeye çalışıyorlar, hemen altımda bir adamın sesi kulaklarımı çınlatıyor;’Sivas Aziz’e mezar olacak!’ diyordu. Mezarım olmadı ama, bin beter hale geldim. O anda nefes alamıyordum, kulaklarımda o adamın sesi, bir polis vardı, beni çekip o güruhun elinden kurtaran. Kimdi o polis? Hala bilmiyorum.”

Aynı adamların sloganları geliyordu yananlara doğru:

“Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak..”

“Kahrolsun Laiklik..”

Hasret, bu seslerin yankılandığı odadan dünyaya hasret gitti.

Özlem, daha çocuktu.

Ve Koray. Delikanlı bile olamadan veda etmişti hayata..

O dönemin Çankaya Belediye Başkanı olan Doğan Taşdelen’in kulakları çınlasın. Sivas katliamında can verenlerin toplu cenazelerinin Ankara’da olaysız toprağa verilmesinde büyük katkısı olmuştu. Onu bir gazeteci olarak kutlamıştım:

“İsmet Ağabey, demişti, iki kardeşi öldü diye morga konulmuş, uzun zaman sonra biri fark etmiş ki, çocuklardan biri soluk alıyor. Yeniden yukarı alınmış ve o çocuk hala yaşıyor. Ağabey bu kadar gaddarlık dünyanın neresinde görülmüştür Allah aşkına?”

Doğan, hıçkıra, hıçkıra ağlıyordu.

Bakın, kanlarımızı donduran o katliamdan bu güne 16 yıl geçti.

35 cana kıyılan Otel, hala otel olarak çalıştırılıyor.

Adı da Madımak!

Altında kebapçı vardı. Neyse ki, o bu yıl kaldırılmış.

Ancak Sivas’ta çok sevilen sebzenin adı olan Madımak, müze bile yapılamadı.

35 canın katledilmesinde en büyük sorumluluk, Devlete düşmüştü.

Biliyorum, çünkü Arif Sağ uzun, uzun anlatmıştı.

Arif’in soyadı “Sağ” benimki de “Solak.” Birbirimize “Tersim” derdik biz:

“Yahu Tersim, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü.. Telefonla arıyorum, buraya asker gönderin, bu iş katliama gidiyor, diyorum. Yalvarıyorum. ‘Yok, yok, ben Valiyle konuştum’ diyor. Diyor da, Vali kimseye söz geçiremiyor ki!!

Dönemin Valisi yerinden kıpırdayamıyor.

Askerler olay yerine kadar geliyor, nasıl emir veriliyorsa zınk diye duruyorlar.

O anlarda, “Çekilin geriye” diye biri bağırsa ve havaya ateş açılsa, gözü dönmüş güruh çil yavrusu gibi dağılabilirmiş.

Güya aklandı ama, benim gözümde eski MSP milletvekili de olan o dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu, gözü dönmüş kalabalığı “Gazanız mübarek olsun” diye kutladığı için onları adeta teşvik etmiş sayılır. Böyle bir olaydan sonra gözüne nasıl uyku girdiğine hala şaşarım!

Gerçi Sivas katliamının öncesi de vardı.

Kahramanmaraş ve Çorum olayları bundan farksızdı.

Orada da evlerin kapılarına çarpı işaretleri konulmuş, halk tahrik edilmiş ve kapıları işaretli evlerde kadın, kız, yaşlı genç demeden kim varsa canlarına kıyılmıştı.

Çorum’da “Aleviler Camiyi yaktılar” diye bağırarak ortalıkta dolaşanların sonu ne oldu? Hiç! Hepsi hayatta, ama can verenler gitti giderler!

Ardından da Pir Sultan Abdal’ı Anma toplantısına gelen sanatçılar, ozanlar, şairler, eleştirmenler ve semah ekipleri bir otelde cayır-cayır yakılıyor.

Tam 16 yıl oldu.

Ve bu insanlar, asla “intikam” diye bağırmadılar.

“Devlet hesap sorsun, Madımak Oteli Müze haline getirilsin” dediler.

Çok mu? O kadar zor mu bu talepleri yerine getirmek.

Almanya’nın Solingen kentinde de Türkler yakıldı, ama Alman Devleti anında karşı önlemlerini aldı. O ailelere sahip çıktılar ve o aile de Alman halkıyla daha çok bütünleşti.

O kadar zor mu?

Mezhebi, tarikatı ne olursa olsun, bu tür yobazlıklara Türk halkı katlanamaz. Madımak ile Menemen’de başı kesilen Kubilay olayı arasında bence hiç fark yoktur.

Bunlar Laik ve Demokratik bir Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen ayaklanmalardır. Ya şartlanmış beyinlere imkan tanınacak, ya da özgürlükten yana tavır koyan akılcı ve gerçekçi insanlara değer verilecek!

Unutamadıklarımızı yüceltmek ve onları saygı ile anmak insanlık borcumuzdur!

Bu saygının ne kader gösterildiğini anlamak için dünkü gazetelere bakmak yeterlidir!










Tüm yorumlar












Ayça Üner, Can İzbul, Mehmet Tutis, Mehmet Güler, Şermin Topçu, Murat Sabuncu, Yavuz Semerci, Emin Özgönül, Ahu Özyurt, Özlem Gürses, Metin Boşnak, İsmet Solak, Açıl Sezen, Özlem Bayraktar Gökşen, Ayşe Özgün, Kerimcan Kamal, Aslı Şafak, Ahmet Karacalar, Handan Öz, Murat Yeşildere, Safile Usul, Ece Vahapoğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Burcu Dinçer, Cahit Düzel, Mehmet Ayan, Arkun Demiroğlu, Burcu Dinçer, Gazi Erçel, Konuk yazar: Emin Çölaşan

 

Tüm Yazıları  


Diğer Yazarlar
Safile Usul
Kim sizi idama göndermeye çalışıyor?

Ahmet Karacalar
Burun estetiği, nefes ve öpüşme

Emre Peser
İMKB rekorları zorluyor

Emin Özgönül
Türk ve Tuğluk geri dönebilir...

Ahu Özyurt
Amiral’in ziyareti neden önemli?

Ayça Üner
Türkler kokuyor mu?

Kerimcan Kamal
Gönlümden “havet” geçiyor