|
Mustafa Sarıgül önceki gün Fatsa’dan açıkladı parti kuracağını.
Ki, zaten parti kuracağı biliniyordu.
En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim önce.
Sarıgül’ün bu işi götürme ihtimalini çok yüksek görüyorum.
Yani, AKP’yi hiç hedef almadan aradan çıkarma potansiyeline çok sahip Sarıgül.
Dün Hükümetin ordu üzerinden siyaset kimliği politikasının, Türkiye’yi bu eksene sıkıştırarak Türkiye’ye çok fazla vakit kaybettireceğini, aradan birilerinin sıyrılması ve orduya karşı döndürülen halkoyu silahını demokrasiyi dindiren, teskin eden bir halkoyuna dönüştürmesinden söz etmiştim.
Sarıgül’e aradan sıyrılma konusunda çok şans veriyorum.
Neden?
Sıralıyorum.
Sarıgül Baykal ile olan çelişkisi dışındaki hiçbir alana sıcak duygu patlaması yaparak girmiyor.
AKP’yi ve Erdoğan’ı hiç hedef almıyor.
Ne istediğini biliyor ama istekleri konusunda sabırlı davranmasını biliyor.
Bildiğinden çok azını gösteriyor, aslında kafasında dışarıya gösterdiğinden çok fazlası var.
Uzun zamandır AB sondajı yapıyor, AB kurumları ile devamlı ilişkisi var, onlarla görüşüyor, görüş alıyor, kendisini anlatıyor.
Siyasetini hangi alana oturtacağı konusunda kafası açık izlenimi veriyor.
Yaşam ve siyaset enerjisi çok yüksek.
Şartlara değil, kendi kafasındakilere ve kendi isteklerinin hattına konsantre oluyor.
Halkla iletişiminde kutup alanlarının subjesi olabileceği izlenimini hiç vermiyor ve zaten de bu alanları kaşımaya hiç niyeti yok.
AKP’yi hiç hedef almıyor ama siyasi olarak AKP kültürünün gece ile gündüz kadar zıddı.
Siyasi profil ve siyaset kültürü olarak Türkiye’nin sol-sosyal demokrat milyösünün özelliklerini taşıyor.
Bu anlamda toplumun ve siyasetin zihinsel kurumlaşmasına dair önemli bir birikimi var.
Çelişkilerin sosyolojik döngüsünü iyi anlıyor ve bu algı onu halk insanı ile iletişimde avantajlı bir hale getiriyor.
Bunun dışında Anadolu kökenli olması ve Anadolu’nun duygusal yapısını iyi tanıması, ona halkla iletişimde, “Bizden biri” artısını sağlıyor.
Bir siyasetçinin artık hiçbir şekilde ağzına almaması gereken, “türban” lafını eskiden beri kullanmıyor.
Oysa sağlıklı bir şehirli.
Bireysel hayatı da bunu gösteriyor zaten.
Çalışkan ve çağdaş bir belediyeci.
Her kesimden insanda, “Bu adama şehir teslim edilir” hissini kolayca uyandırıyor.
Ve, eğer bu, “Bu adama şehir teslim edilir” hissine partisini kurduktan sonra, “Bu adama ekonomi teslim edilir” duygusunu katarsa…..
Sarıgül Türkiye’yi AKP’nin TSK’yı “yiyerek” beslenme ve beslenirken ülkenin akar damarlarını kurutma hendeğinden sıçratabilir.
Hatta, bunu yaparsa…..
Valla ne diyeyim.
Yaparsa ne yazacağımı görürsünüz.
Şimdi Sarıgül’e bazı tüyolar.
Sarıgül AKP’yi Avrupa’da fena sıkıştırabilir.
Şöyle ki.
AB içindeki siyasiler AKP’nin arkasından “fundamentalist” yani, köktendinci diyorlar.
Bakışları bu.
Hatta bir örnek de vereyim.
Hükümetin bakanlarından birisi Avrupalı bir kadın bakanın bürosunda bir görüşme yapıyor.
AKP’li bakan görüşmeye biraz laubali bir havada başlıyor.
Ve, görüşme konuları açıldığında da, söze Avrupalı kadın bakana, kadın bakanın kendi ülkesini ilgilendiren bir hususta akıl vererek giriyor.
“Şunu şöyle yapın, ben de size destek olurum” mealinde şeyler söylüyor.
Kadın bakan da AKP’li bakana, “Sayın meslektaşım, biz sizinle ortak olan meselemizi konuşalım” diyerek, biraz sert çıkıyor.
Görüşme bitip, AKP’li bakan salondan çıkar çıkmaz da, yanındakilere dönerek, “Fundamentalist adam, elinde olsaydık kimbilir kaçıncı karısı olurduk” diyor.
Size AKP-Avrupa ilişkilerinden yığınla örnek verebilirim ama özetle,işte, AB siyasetçi tipinin AKP’ye gerçek bakışı bu.
Peki, işler neden AKP Avrupa’da destek görüyor gibi görünüyor?
Şu anda orduyu yeme amaçlı olarak olsa da, AKP dışında AB’ye değer verirmiş gibi görünen başka kimse yok da ondan.
Başka birisi olursa, o zaman orduyu yeme amaçlı olarak AB’ci kesilen AKP’nin yolları AB’de fena kesilir.
Çünkü Avrupalılar aslında dinin devlette kullanılması işlerine hiç gelemez.
Orta ve Yeniçağ’da yeterince çekmiştir bu işlerden ve çok travmalıdır.
Mesele de bu işte.
Ortaya biri çıkacak; orduyu yeme amaçlı olarak değil de, çağdaş, piyasa ekonomisini iyi yönetebileceği izlenimini veren ama bunu yaparken de devlet denen olgunun sütunlarını yıkanın herşeyin altında kalacağını da bilen, aklı başında olacak.
Gördüğüm kadarıyla da, Sarıgül bu işlerden anlıyor.
Hatta, belli ettiğinden çok fazlasını anlıyor.
Bir de.
Sarıgül eğer…..
AB yolunda TSK’ya ve Türkiye’nin toprak entegritesi ve suverenitesine dokunmayan bir hatta….
İnsan hakları ,demokrasi, kamu yönetimi disiplini, kalite yönetimi vs. gibi konularda çok pro-aktif bir siyaset izler….
AKP gibi AB’den anladığı “orduyu yeme/bitirme yolunda AB” olmayan, aklı başında ve iddialı, iddiasına uygun taşı da taşıyan bir Türkiye hattını Brüksel’de bariz kılar……
Hatta bir de……..
Seküler hukuku uygulamada yol almayı imkanlı kılacak bir sosyal barış ikliminin oluşmasına katkıda bulunabilirse…..
Valla ne diyeyim…
Hayali bile uçuruyor.
|