
|
|
Yavuz Semerci
|
yavuz.semerci@gazeteport.com
|
|
|
Gizli ajandayı yakmaya karar verdim!
10.07.2009 - 00:12
|
Disiplin suçu dışında suç işleyen askeri personelin, askeri yargıda değil de sivil yargıda yargılanmasını düzenleyen yasa üzerinde hukukçular kafa patlatıyor elbette… Bu yazı, yasanın bende yarattığı duygu ve düşünceleri size aktarmaktan ibaret.
Askeri yargı militarist ruha sahip bir dizi kural uygular. Askeri yargının emir-komuta zincirini kıracak özgürlük alanı sınırlıdır. Ve askeri yargının alanına giren suçlara bakıldığında Türkiye’de çift başlı bir yargı gerçeği karşımıza çıkıyordu
.
Devlete, bireye yönelik suç kapsamına giren olayların, kimliğe bakılmaksızın sivil yargı tarafından incelenmesi ve karara bağlanması yerinde bir yaklaşım sayılmalı. Ancak her olayda olduğu gibi dönüp dolaşıp, Erdoğan Hükümeti’nin kararlarını, masamızın üzerinde duran ve kimin yazdığını bilmediğimiz “gizli bir ajandaya
” bakarak değerlendiriyoruz. Bu ajanda Erdoğan ve yoldaşlarının “kötü niyetlerini” sergiliyor!
***
Gençken her birimiz (ya da pek çoğumuz) bir ideolojinin etkisi altına girmiştik. Devlet faşist idi. Ecevit komünist idi. Demirel sola düşmandı ve emperyalistlerin uşağı idi. Türkeş kafatasçıydı… Türkiye’yi oligarşi yönetiyordu. Solcu gençler Sovyetlerin, milliyetçi gençler Amerikan’ın maşasıydı.
Ve toplumsal her olay, her haber, her açıklama, kafamızdaki ideolojiye uygun bir şekilde yorumlanırdı. Olaylar kendi nesnelliğinden koparılır, kafamızdaki modele uygun bir kalıba sokulur ve her gün ideolojilerimizin haklılığını test ederdik. İşin komiği, karşı cephede bulunan insanların saflığı ve aldatılmışlığı ile dalga geçerdik
…
***
Erdoğan hükümetlerinin attığı her adımın genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarına yönelik gizli bir yıpratmaya yönelik olduğunu düşünen pek çok kişi var. En azından ben her düzenlemeyi bu süzgeçten geçirmekten, bu kalıba uygun olup olmadığını test etmekten yoruldum. Yüzyıllar boyunca bu topraklar üzerinde Türklerin damgasını vurduğu onlarca devlet kuruldu. Pek çoğu mezhep ayrılıklarından, haçlı seferlerinden, Moğol istilalarından beslenerek var oldu ve yine aynı nedenle yıkıldı.
Osmanlının güçlenmesinin tek nedeni sadece savaşçı olması değil, ganimetle beslenmekten vazgeçmesi, o güne göre çağdaş sayılabilecek nitelikte çok sesliliği koruması ve farklı din ve mezheplere hoşgörüyle yaklaşması değil miydi?
Bu topraklar aşırı olanı, çağın gerisinde kalan politikalara sahip, dinsel ve yönetimsel yaklaşımları eninde sonunda kusuyor.
Eğer Erdoğan böyle bir siyasi yaklaşımı var ise korkmayın o da yıkılıp gidecek
. Bizi biz yapan kültürel ve ahlaki değerler ön plan çıktığı için bu ülke ne İran olur, ne de Arap.
***
Türkiye ortak paydaları keşfeden, farklı mahallelerin kaynaştığı, muhafazakarlaşırken özgürleşen, özgürleşirken muhafazakarlığa hoşgörüyle bakan yeni bir siyasi dönem yaşıyor.
Sokaklar daha iyi bir yaşamı önemseyen ve bunu sağlayacak her düşünceye prim verecek insanlarla dolu. Sokağın dili daha yumuşak. Sokağın dili daha özgürlükçü. Ve sokağın dili daha demokrat
. Bireye önem veren, sivilleşen, vatandaşını devlete ezdirmeyen her siyasi hareket beklediği ilgiyi görüyor. Tayyip Erdoğan ve temsil ettiği siyasi hareket din eksenli bir siyaset sürdürdüğü için değil, sokağın diline uygun politika yaptığı için yönetimde. Ve alternatifleri de aynı sokaktan çıkacak. Askeri laikliğin ve sistemin tek koruyucu, Erdoğan ve yolundan gidenleri de genç Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalıştığı yolundaki ezberden sıkıldım. Bu ezber, gözlerimizi körleştiriyor, eleştirilerimizi anlamsızlaştırıyor ve bizleri sokaktan uzaklaştırıyor.
|
|
|
|

|

|

|
|

|

|

|

|
| Yavuz Semerci, Emin Özgönül, Murat Sabuncu, Özlem Gürses, Mehmet Güler, İsmet Solak, Ayşe Özgün, Özlem Bayraktar, Salih Güngör, Handan Öz, Murat Gener, Şermin Topçu, Murat Yeşildere, Safile Usul, Güray Gürsel, Ece Vahapoğlu, Erkut Tekin, Yurtsan Atakan, Emre Peser, Burcu Dinçer, Mehmet Tutis, Cahit Düzel, Mehmet Fatih Akyüz, Aktan Adal, Mehmet Ayan, Arkun Demiroğlu, Murat Kutluol, Burcu Dinçer, Gazi Erçel, S. İvedik, Açıl Sezen, Konuk yazar: Emin Çölaşan |
|
Tüm Yazıları
Diğer Yazarlar
|
 |
|

|