
|
|
Yavuz Semerci
|
yavuz.semerci@gazeteport.com
|
|
|
Kürtler ne bağımsız olur ne de bize bağlanır
12.07.2009 - 00:04
|
|
Yaygın adıyla Kuzey Irak ya da Irak’ın Kuzeyi, Irak Anayasası’na göre Kürdistan Bölgesi’nde neler oluyor? Yeni gelişmeler mi var, yoksa dünya gözlerini oraya diktiğinden olup biteni yeni mi görüyor, duyuyor? Bu bölgedeki petrol ve doğalgaz zenginliğini yakından takip eden ve kısa bir süre önce de bu bölgede bulunan birisi olarak kısa bir özet vermeliyim. Gözlerin Irak’a çevrilmesine yönelik 4 temel gelişme yaşanıyor.
1) Kürdistan’da seçim var. (25’inde) Barzani ve Talabani blok olarak seçime giriyor. Ama henüz güçlü olmasa da sosyal demokrat ve İslamcı rakipler çıkmaya başladı. 2) ABD’nin çekilme takvimine yönelik hareketlilik hızlandı. 3) Bağdat petrol ve doğalgaz konusunda uluslararası ihaleler açtı. Her firma arkasına devletini alıp, pazardan pay kapma savaşı veriyor. 4) Yıl sonunda Irak’ta seçim var. Şii, sünni ve Kürtler arasında kavgalar, ittifaklar ve gerilimler başladı.
Öncelikle vurgulamak gerekir: Kürdistan Bölgesi’nin (Erbil, Dohuk ve Süleymaniye) yüzü Türkiye’ye çevrili. Fakat “Türkiye’ye bağlanmak” siyasi bir hedef değil. Bu yönde çıkan raporlar tamamen yanıltıcı bilgiler içeriyor. Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nin anayasa yapma girişimi birden ortaya çıkan bir gelişme değil. Anayasa yapacaklarını 1.5 yıl önce ilan ettiler. Kendi anayasalarını referanduma sunmak için Irak Anayasa’nın kabul edilmesini ve ilgili kanunların şekillenmesini beklediler. Bazı uyuşmazlıklar yaşanınca, daha fazla beklememe kararı aldılar. Ve yeni anayasa, Kürt Bölgesi’ndeki 110 sandalyeli parlamento seçimlerine yönelik siyasi bir malzeme olacak.
Pazartesi ve Perşembe günü Kürt bölgesinde elektrik ve rafineri yatırımına yönelik iki büyük tören düzenlenecek ve Kürt liderler bol, bol nutuk çekecek. Biz de “yeni bir şey oluyor” diye yorumlar yapacağız! Batı basını gelişmeleri geriden takip ettiğinden anayasa hazırlığını bağımsızlık yolunda bir adım olarak görüyorlar. Ancak, Kürt liderler bu yorumlardan rahatsız değil. Yüzlerinin Türkiye’ye çevrili olarak bilinmesi ve bağımsızlık yolunda ani manevralar yapabilecekleri sanısı işlerine geliyor. Çünkü bu bölgenin zengin petrol yataklarının gün yüzüne çıkarılmasını Bağdat istemiyor. Daha önce yazdım. Irak’ın neresinde çıkarsa çıksın petrol yurtdışına satıldığında geliri önce Dünya Bankası’nda bir hesaba yatırılıyor. Bu paranın yüzde 5’i Kuveyt’in yeniden imarı için ayrılıyor ve geri kalan para Irak Hazinesi’ne aktarılıyor. Merkezi hükümet Hazine’ye gelen paranın yüzde 17’sini Kürdistan Bölgesi’ne veriyor. Bu işleyişte sorun yok. Taraflar Anayasal güvenceye sahip bu kuralı benimsemiş durumda. Ancak, Irak Petrol Bakanlığı, Kürdistan Bölgesi’nde petrol ve doğalgaz arama izinlerinin kendisince verilmesini istiyor. Kürtler ise, “Hadi oradan. Asla bu izinleri vermeyeceksin. Bu bölgede yatırım yapılmasının önünü açan tüm izinleri Kürtdistan olarak ben veririm” diyor. Bağdat ise her bulunan yeni petrol sahasının Kürtlerin bağımsızlık isteklerinin kaşıyacağını (yüksek sesle söylemese de) düşünüyor. Bu itiş-kakış sürecinde masaya onlarca koz sürülüyor. Bağımsızlık, Türkiye’ye bağlanmak argümanları da (blöf olsa da) kozlardan sadece bir kaçı.
Bu bölgede yaşayan halkın artık bir silahlı mücadeleye girmek istemeyecek kadar yorgun olduğunu görebiliyorsunuz. Türk kamuoyu bu bölgeden gelecek mesajlara seçimler bitene kadar kulaklarını tıkasa iyi olacak. Seçim meydanlarında nasıl atılıp tutulduğunu onlar daha yeni öğreniyor. Biz ise şerbetlenecek kadar demokrasiyi tanıdık!
|
|
|
|

|

|

|
|

|

|

|

|
| Ayça Üner, Can İzbul, Mehmet Tutis, Mehmet Güler, Şermin Topçu, Murat Sabuncu, Yavuz Semerci, Emin Özgönül, Ahu Özyurt, Özlem Gürses, Metin Boşnak, İsmet Solak, Açıl Sezen, Özlem Bayraktar Gökşen, Ayşe Özgün, Kerimcan Kamal, Aslı Şafak, Ahmet Karacalar, Handan Öz, Murat Yeşildere, Safile Usul, Ece Vahapoğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Burcu Dinçer, Cahit Düzel, Mehmet Ayan, Arkun Demiroğlu, Burcu Dinçer, Gazi Erçel, Konuk yazar: Emin Çölaşan |
|
Tüm Yazıları
|

|