|
Size AKP davasının sonucuna ilişkin bir öngörüde bulunacağımı yazmıştım bundan bir müddet önce.
Sonra araya milli maç girdi, dün yazacaktım, dün nasıl bir sabaha kalktık biliyorsunuz, bugün de yazamazsam yarın da bakarsınız Ergenekon namlı iddianame girer araya.
O nedenle, bu davanın sonucu ile öngörümü bugün kaleme alıyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında 14 Martta Yargıtay Başsavcılığı tarafından açılan ve halen Anayasa Mahkemesi’nde görülen dava, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılması ile sonuçlanacak.
AKP kapatılacak ama sadece kapatılmakla sonuçlanmayacak bu süreç. Kapatılmasından daha da önemli bir sonuç olarak: -Siyasi yasakların 5 sene süreceği bir karar mekanizması ile karşı karşıya kalacak -Siyasi yasak alanlar, 5 sene boyunca ne bağımsız, ne öyle, ne böyle milletvekilliğine aday olamayacaklar -AKP kapatıldıktan sonra Meclis’ten erken seçim kararı çıkartamayacak -AKP’nin Meclis’ten erken seçim kararı çıkartamayacak olmasının yasal temelini, AKP’nin alacağı erken seçim kararının, Anayasa Mahkemesi kararının etkisini kıracak bir durum olması oluşturuyor. Anayasa’nın 138. ve 153. Maddeleri bu hususun mantığına temel teşkil ediyor. Bu maddelerdeki amaç, mantık ve söylem uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması ve geciktirilmemesi zorunlu ve bu kararların etkisini kıracak her girişim Anayasa’ya aykırı.
Anayasa maddeleri ile kafanızı şişirmeyeceğim. Ama bu öngörümü temellendireceğim.
Bu kapsamda ilk olarak.
Dün haberlere yansıyan bir husus olarak, Hak-Par davasına değinmek istiyorum önce.
Anayasa Mahkemesi dün Haklar ve Özgürlükler Partisi (Başkanı Abdülmelik Fırat) hakkında açılan davanın sonucuna ilişkin olarak, kapatma isteminin reddedildiğini açıkladı. Bu kararı, AKP’yi ve DTP’yi umutlandıran karar olarak görenler var.
Ancak bu kararda AKP’yi umutlandıracak hiçbir özellik yok.
Bu dava Yargıtay Başsavcılığı tarafından 2002’de açılmış olan bir dava. Davanın açılmasına dayanak olarak gösterilen husus ise, Hak-Par’ın tüzük ve programı. 2002 sonrasında gelen AİHM kararlarına göre ise, bir parti hakkında sadece tüzük ve programı nedeniyle dava açılamıyor.
AİHM’in bu içtihatının belli olmasından sonra, Yargıtay Başsavcılığı tarafından partiler hakkında sadece tüzük ve program nedeniyle dava açılmadı.
Hak-Par davası bu nedenle AKP için emsal teşkil etmiyor. Şimdi geliyorum bu öngörümü nasıl temellendirdiğime.
AİHM’in Refah Partisi’nin kapatılma kararını onaylama gerekçesinde, demokrasiyi tehdit eden bir siyasi partinin iktidarda olmasının, onun kapatılmasını ivmelendirecek bir faktör olduğu belirtilmişti.
Ve.
AKP, iktidar partisi olarak son 3 senede:
1-kamuoyu gündemini işgal edişinin biçimi ve muhtevası 2-Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ve seçiminde hep türban eksenli gitmiş olması, üniversitelerde türban amaçlı yasama faaliyetinin siyasal toplum düzeninde oluşturduğu ve bu yasamalar gerçekleştiğinde çapı daha da büyüyecek etki 3-Anayasa maddelerinde, sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan, yaptığı türban eksenli değişiklikler (türban Türk Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarına göre, toplum açısından yakın tehlike oluşturan siyasi bir simgedir) 4-Tüm siyasi söylemlerinde laik devlet düzenini temsil eden kurumlara karşı kullandığı ton ve bu tonun içeriğinde bulunan devlet rejiminin düzeni üzerinde hak sahiplerinin gücünü yok etme niyetinin belli olması, bu niyetin, AİHM’in daha önceki kararlarında Türkiye Cumhuriyeti’ne ilişkin, “Genç ve laikliğini koruma hakkına sahip, laikliği henüz güvencede olmayan ülke” tarifinden de hareketle, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyolojik olarak oturmamış laik yapısı açısından yakın bir tehlike oluşturuyor olması 5-AKP’nin, siyasi söylemleri ile kuvvetler ayrılığı durumunu filli olarak ortadan kaldırma niyetini ortaya koymuş olması, bunu tüm bu dönemdeki siyasi söyleminin ana ekseni haline getirmiş olması ve bu söyleminin dozunu gitgide artırması, bu noktada ilerleme niyetini göstermesi 6-Tüm bu durumun Türkiye içinde gitgide artan bir siyasi gerilimi tetiklemesi, devlet içindeki gerilimin artması bakımlarından kapatılacak ve kapatma kararının amacına uygun bir etki taşıyabilmesi için de siyasi yasakların etkin bir biçimde uygulanması sağlanacak ve erken seçimle Anayasa Mahkemesi’nin kararını fiili olarak by-pass etmesi mümkün olmayacaktır. AKP davasının sonucuna ilişkin öngörüm budur. Bu öngörüme zamanın getirdiği bir yenilik olursa yazarım ama sanmıyorum.
|