|
İddianame henüz açıklanmadı ama onu beklerken bir iki temel prensip konuya değinelim. 2003 ve 2004 yıllarında, yani Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 3 Kasım 2002’de iktidara gelmesinden sonra, yaklaşık iki sene kadar TSK bünyesinde görev yapan üst düzey iki komutan (eski 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon ve eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, önceki gün Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı.
Şimdi soru 1:
-Bu iddianameye söz konusu olan hususlar, onların TSK içinde aktif görevde bulunduğu dönemi mi kapsıyor yoksa Ordu’dan emekli olduktan sonra gerçekleşen ve iddianameye konu olan olaylardan mı müteşekkil?
Bu sorunun cevabı eğer, “Ordu içinde aktif görevde bulundukları dönem” ise, bu durumda şöyle bir aykırılık olmaz mı?
Bir komutanın, askerin vs. bağlı olduğu kurumda aktif görevdeyken yaptıkları o kurumun sorumluluğu altında değil midir? Bu durumda, mesela, o komutanın aktif görevdeyken yaptıkları, hiyerarşik olarak bağlı olduğu Ordu kurumu tarafından cezalandırılır veya görevden alınır veya erken emekli edilir vs. Ordu’dan emekli olmuş bir komutanı, emekli olduktan sonra, aktif görevde bulunduğu döneme dair olgular çerçevesinde mahkemelerin geriye dönük olarak yargılaması olur mu? Böyle bir durum, kurumsal sorumlulukların (çünkü bir kurumda görevi kötüye kullananları engellemek ve gereğini yapmak o kurumun sorumluluğundadır ve askeri hiyerarşi durumu bu olguyu güçlendirir) sonradan geriye dönük olarak sorgulanarak bireylere yıkılması nedeniyle hukuken sorunlu değil midir? Kişileri, ordu kurumlarında aktif görev esnasında yaptıkları nedeniyle sonradan yargılamak, aslında o kurumu yargılamaktır. O halde, bu durumda bunun hukuksal çerçevesinin adını da böyle koymak gerekir.
İkinci olarak.
Söz konusu komutanlar emekli olduktan sonra ise, bireysel olarak yaptıkları çerçevesinde, birer birey olarak hukukun muhatabı olurlar.
Mesela, bir komutan emekli olmuş ve yine mesela bir çek-senet mafyasının veya “vatanı kurtaran derin devlet” örgütlenmesinin içine girmiştir, bu artık onun kişisel meselesidir
Ben şimdilik sadece temel bir prensip üzerinde durdum. Somut olarak konuşabilmek için iddianameyi görmemiz lazım.
Bir başka husus.
Gözaltına alınanlara avukatları ile 24 saat görüşme yasağı konuldu.
Avukatla görüşme yasağı, avukatı aracılığı ile mensup olduğu terör mensubuna bilgi iletmeleri engellemek ve bu yolla ek güvenlik risklerini ortadan kaldırmak için öngörülen bir tedbir uygulamasıdır.
Uluslararası planda bu tür yaptırımlar, örneğin, Al-Kaida mensuplarına uygulanmaktadır.
Ve, mesela, Mustafa Balbay’ın böyle bir durumunun olup, olmadığı da, iddianamenin açıklanmasından ve/veya yargılama sonunda belli olacaktır. Mevcut ve zorluklarla uzun yıllar içersinde oturtulmuş demokrasi prensiplerini toz dumana katmamak için şunu hatırlatmakta fayda var, bir sanığı avukatı ile görüştürmemek ağır bir durumdur ve ancak bu ağırlığa uygun bir çerçeve söz konusu ise, hukuken anlaşılır ve kabul edilirdir.
Bir diğer konu olarak. Ergenekon gözaltılarının ilk olduğu gün, “Başbakan Erdoğan, Orgeneral Başbuğ ile görüşmesinde Ergenekon gözaltıları konuşuldu” şeklinde abuk bir iddia ortaya atılmıştı.
Biraz mantığı olan herkes, Başbakan’ın İlker Başbuğ ile bu konuyu görüşmüş olmasının: 1-Başbakan’ın, en azından resmen ve şeklen, bu tür bir gözaltından önceden haberi olmasının kurallara aykırılığı 2-Başbakan’ın Ordu’nun müstakbel Genelkurmay Başkanı’na, “Ben senin 2003-2004’de görev yapmış iki komutanını gözaltına aldıracağım” demesi, İlker Başbuğ’un da, “Çok iyi olmuş ya, biz unutmuştuk, siz yargılayın” diye cevaplamasını düşünebilmenin mantıksızlığı 3-komutanların görevdeyken yaptıkları nedeniyle yargılanmalarının, Ordu’ya yönelmemesi imkansız bir konsept taşıyor olması (çünkü bu işlerde normali Ordu içindeki usulsüzlükleri Komuta kademesinin halletmesidir) bakımlarından imkansız olduğunu görebilir.
Ama savcı bir suç isnadıyla arama yapmak isteyince, Genelkurmay kerhen de olsa muhtemelen, bu izni vermiştir. Savcı talebine karşı hareket etmez kurumlar. Ayrıca bu komutanlar hakkında, emeklilikleri sonrasında girdikleri suç çeteleri gibi bir isnat varsa. En azından, bu isnadın açıklığa kavuşturulmasının yollarını açmak durumunda Ordu kurumu da. Bu kadar basit.
Şimdi sıra geldi, Hükümetin 2005 senesine dönmeye ama Ergenekon iddianamesi açıklanırsa bu konu gecikebilir, haberiniz olsun veya araya girmesi gereken bir de savunma olayı var. Sırada yani bu konu.
|