|
Telefon konuşmalarınız hangi hallerde suç olur, konumuz bu.
Yani, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden istediğim bilgiler geldi.
Ama 60 sayfalık bir şey ve bugün onu değil, AİHM’e sormadan önce “iç hukuk yollarını nasıl taradığımı” ve neler yaşadığımı anlatacağım
Efendime söyleyeyim, önce uzman ve bu işlerde pişmiş, resmi çerçevelerde görevler almış bir ceza hukukçusunu aradım.
Hatta, nispeten Hükümet’le de arası iyi birisiydi.
Sonra ona bir mail yolladım ve bu maille ona, “Telefonda bunları söylemek suç mu?” diye sorduğum sorular yolladım.
Bu soruları Türkiye’nin yaygın, resmi olmayan, “casual”, günlük siyasi jargonundan örnekleme temelinde seçtim.
Yolladığım mailde şöyle yazdım; mailden kopyalıyorum:
“Değerli Hocam,
aşağıda vereceğim örnekler suç teşkil eder mi? Yani, bir vatandaşın kendi mahrem iletişim sınırları içinde, mesela akrabaları, mesela arkadaşları, mesela kendine yakın siyasi görüşteki arkadaşları vs. ile iletişiminde bu cümleleri sarf etmesi suç mudur?
1-Allah bu Hükümetin belasını versin
2-Bu Başbakan denen adi herif
3-Bu Hükümet bir an önce gitmeli
4-Anayasa Mahkemesi AKP'yi kapatmalı
5-Ordu belki darbe yapar da bu AKP'den kurtuluruz
6-Bu Hükümet kadar adi bir Hükümet görmedim
7-Bu Hükümet biraz daha iktidarda kalırsa Türkiye tepetaklak olacak
8-Ordu’daki hava nasıl acaba? Hükümet’e karşı bir bildiri daha yayınlarlar mı?
Sayın Hocam,
Yanıtınızı merakla bekliyorum.
Saygılarımla”
Bunu yazdım ve gönderdim.
Bu maili göndermeden önce yaptığımız telefon konuşmasında da biraz örnek vermiş ve mealen şu cevabı almıştım.
“Sadece telefonda birine söylenmiş söz olarak suç olmaz, örgüt, çete vb. gibi bir bağlamı yoksa sırf laf olarak suç değil”
Sonra mailime cevap geldi.
O da tam kendisinden bu konularda görüş isteyen avukatlar için mütaala hazırlıyormuş ve bana şu anda cevap vermesinin doğru olmadığını söylüyor.
Tamam.
Başka kapıya o zaman.
Yine önemli bir kuruluştan önemli birini aradım. Önemli hukukçu yani.
Onunla konuşmamız ise tam bir komediydi.
Bu örnekleri ona da verdim telefonda.
O da benzer bir görüşü dile getirdi.
Milletin birbiri ile konuşması çerçevesinde bunların suç olmayacağını düşündüğünü, suçun oluşması için aleniyet (kişilerarası telefon konuşmaları aleni değil, özeldir mesela, yani eğer suç şebekesi olarak suç hazırlığı içinde yapılan bir konuşma değilse-SU) ve kast unsurunun gerekli olduğunu anlattı.
Dünyada günde bilmem kaç milyon ton konuşma yapılır, bunların çoğu mahrem alanda kalır.
Kimi laf olsun diyedir, kimi zevzeklik olsun diyedir, kimi kimse duymadığı içindir, kimi Hükümete karşı yoğun ve katı bir tepkidendir, kimi endişedendir, kimi darbe söylemi Türkiye’de geleneksel olarak yaygın olduğu içindir, kimi öyledir, kimi böyle.
Bunları konuştuk filan ama soru sorduğum kişi de telefonunun dinlendiğinden emin.
Konuşmamızın bir yerinde sesini yükselterek, “Beni de dinliyorlar, dinlesinler, arkada başkaları da var, sizinle ikimiz konuşmuyoruz, dinliyorlar, dinlesinler, utanmazlar …. vs.” demeye başladı.
Şimdi, şaşırdım biraz.
Ben bir gazeteci, o da uzman, hem de alanını temsil ediyor.
Bir soru soruyorum, diyorum ki, “Mahrem bir iletişim alanı içersinde bunları söylemek TCK’ya göre suç mu?”
Kime soracağız, kamuoyu olarak Strazburg’a gidip oraya mı soracağız?
Dinleniyorum diye bas bas bağırarak, kendisini dinlediği kişilerle iletişime girmeye çalışması hem komiğime gitti hem de biraz sinirlendim.
Bunun, en azından birazı, abartı değil mi Allah aşkına değerli okuyucu?
Son zamanlarda kimse sorulara cevap vermek istemiyor zaten.
Bakın bu ne zaman başladı.
İlhan Selçuk gözaltısından beri kimse görüş beyan etmiyor.
Bu ne korku ya, en eski doğu-bloku veya bilmem kaçıncı 4 .Murat zamanına geri mi döndük?
Merci, the Goverment of Turkey! (kavram Kıymet Nadir Bindebir’e ait)
E, ben de ne yaptım.
“Gavurlara” başvurdum.
AİHM’i aradım.
Soruma çok net bir karşılık verdiler.
“Gavur” dedim diye şaşmayın.
Biz Türkiye olarak AİHM içtihatlarına bağlıyız.
Ama yine de, şimdilik siz sadece bu “gavur” lafıyla hareket etmeyin.
Sonra bana, “verdin bize bir gavur reçetesi, Metris’in önünde üç ağaç incir” diye sızlanmayın.
“Gavurca” yı inceleyip yazacağım yakında.
not: Türkiye’deki tüm hukukçuları aramadım tabii, bildiklerimden iyi cevap verir, bilir dediklerimi aradım, onların bir kısmı hiç konuşmadı, bir kısmı yarım konuştu, bir kısmı da beni ikna etmedi. Net olunacak net, dağlardan akan sular kadar net ve berrak. Allahım, bize netlik ve berraklık nasip eyle!
|