|
Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök son günlerde söyledikleri ile yoğun bir şekilde kamuoyunun gündeminde.
İlk olarak, Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği demeçle gündeme gelen Hilmi Özkök’ün söylediklerinin toplamından çıkan sonuç, Hilmi Özkök’ün birşeyden çok rahatsız ve bu rahatsız olduğu şeyle ilgili yarı açık bir muhasebe yapmak istiyor olduğu yönünde.
Bunun ne olduğu konusunda bir bilgi sahibi değiliz ancak şöyle bir toparlama yapabiliriz.
Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlüklerde yer alan, Hilmi Özkök’ün destek vermediği söylenen darbe hazırlığı ve komutanlar arasında bu konuda toplantı ve diyaloglar olup olmadığı konusunda, Hilmi Özkök şöyle diyor:
“Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak ne vardır ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim”
Özkök, buna ek olarak, “Amiral (Özden Örnek) ‘benim ilgim yok, bana ait değil’ diyor. Ben amirale itibar edilmesi gerektiğini düşünüyorum.’ Bana it değil’ diyorsa amirale itibar etmek lazım.”
Hilmi Özkök’ün bu ifadelerinden çıkan tercüme, “Evet, böyle bir şey var ama Özden Örnek’in yok dediğine benim var demem yakışık almaz. Daha ileri gidemem”dir.
Hilmi Özkök söylediklerinden bu sonucun çıktığını elbette biliyor.
Ama buna rağmen söylüyor.
Çünkü kamuoyuna vermek istediği bir mesaj var.
Devam etmeden önce bir başka konuya daha değinelim ki, Hilmi Özkök’ün rahatsızlığını bütünlüklü olarak görebilelim.
Hurşit Tolon’un oğlunun evinde yapılan aramada Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve ailesi hakkında (Fikri Sağlar’ın dile getirdiği iddialar da bu kapsamda) bazı bilgileri ihtiva eden dosyalar bulundu.
Fikri Sağlar’ın da, Başbakan Erdoğan’ın Orgeneral Büyükanıt’la Dolmabahçe’de yaptığı görüşmede eşi Filiz Büyükanıt’ın yaptığı usulsüz harcamalarla ilgili bir dosya sunduğu iddiasına (ki, bu iddiaya karşı Büyükanıt dava açtı ve davanın ilk duruşması yapıldı) dayanak olarak gösterdiği bu bilgilerin Hurşit Tolon’da da çıkması, Hurşit Tolon’un Büyükanıt’la ihtilaflı olduğunu açık bir biçimde gösteriyor.
Şimdi.
Şurası açıkça görülüyor ki, hem eski 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon hem de eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur Genelkurmay’ın şu anki komuta kademesinde bulunan Büyükanıt ve Başbuğ ile 2003-2004’de de pek uyumlu değildi.
Ancak hem Orgeneral Büyükanıt, hem de Orgeneral Başbuğ halen görevdeler ve Hilmi Özkök gibi bir süreç yaşamadılar. Hilmi Özkök çok açık bir biçimde kamuoyunda Hükümet yanlısı olmakla suçlandı, Hükümetin onu Cumhurbaşkanı adayı yapacağı dahi söylendi ve Hilmi Özkök bu süreçte yara aldı.
Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı iken, bizzat sorumlu olması nedeni ile de, Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’la çelişkiler yaşadı. Bundan sonra da Hükümete yakın olmakla suçlandı.
Hilmi Özkök Genelkurmay başkanlığının muhasebesine ilişkin bir iletişimi kamuoyuyla kuramadı. Ve, bundan çok rahatsızlık duyduğunu düşünüyorum.
Bir Genelkurmay başkanının kamuoyuyla iletişim kurması zaten zor bir olayken, Hurşit Tolon ve Şener Eruygur tarafından nasıl yıpratıldığını anlatmak isteyip de anlatamamak daha da zor geliyor olabilir Hilmi Özkök’e.
Orgeneral Büyükanıt da bu paşalarla ihtilaflı ancak o hem halen görev başında, hem Özkök kadar eleştiri almadı, hem de muhtemelen Özkök’ün benimsediği yolu pek tercih edeceğini sanmıyorum.
Hilmi Özkök’ün kamuoyu ile, “Gerginlik, darbe günlükleri” vb. konuları üzerinden bu kadar yoğun bir iletişim kurmaya çalışmasının Hilmi Özkök’ün zamanında hazmedemeyip, dile getiremediklerini şimdi dolaylı da olsa, kapalı da olsa, yapmaya çalışmak olduğunu düşünüyorum. Ancak bu yol çok ideal ve risksiz olmayabilir.
Zira, ordu sistemi içersinde olan bazı şeyler ancak zamanla dengelenebilir, ki ben TSK’da bu yönde çok aktif bir süreç görüyorum epeyden beri.
Ordu sistemine dışarıdan müdahalenin olayları bir arapsaçı mantığına sokması çok muhtemel ayrıca.
Örneğin, Hilmi Özkök bazı şeylerden yakınır hale gelirse, bu istismar edilebilir ve ona da birgün, “Sen neden bunları yargılamadın?” sorusunu yöneltenler çıkabilir.
Bir de.
Siyasi anlamda makro olarak bakıldığında, TSK’yı sorgulama amacının onu zayıflatma amacı ile ilintisinin hiç ama hiç berrak olmadığı bu dönemde, emekli bir Genelkurmay Başkanı’nın makro düzeye daha çok dikkat etmesi gerekir.
Emekli genelkurmay başkanlarının geçmişe yönelik hesaplaşma yapmaları çok zordur ama mümkün olan bir şey vardır.
TSK’nın sürekli kendini disipline etmesi, arındırması, ki bu oluyor.
Mümkün ve makul olanın dışındakini zorlamanın iyi olmadığını düşünüyorum. |