|
İstanbul su şebekesine kanalizasyonlu deniz suyu basıldığı gün, Agarta Aguna Margarita (yanlış mı oldu?) soruşturması iddianamesinin şimdilik açıklanamayacağı da açıklandı. Mahkemeye intikal etmeden açıklanacağının açıklanmasını (çık çık) zaten abes bulmuş iken, şimdi bir de, kırmızı kayalarla kaplı uzak bir gezegen adı gibi ‘Agarta’ etiketini kimin akıl ettiğini merak etmekteyiz.
Ergenekon çok mu sulanmıştı? Agarta kulağa daha esrarengiz, daha satanist ve dahî daha underground geldiğinden midir eskinin etiketin üstüne yapıştırılması?
Koku ortalığı sardığında (suyun efendim, musluktan akan suyun kokusu) Karıkız, Çaykaşığı, Merdivenli Tomruk gibi kodların yanında, tanıkların da Kıltorbası, Kısmet gibi gibi isimlerle anılacağını öğrenmek bendenizi keyiflendirdi. Akepe -giderayak- bir reform(!) daha yapıp, bundan böyle her Türk vatandaşına, doğduğunda göbek adı gibi bir de kod adı verilmesi zorunluluğu getirse de, yusuf yusuf Hükümetleri tanığa-sanığa kod adı uydurmakla vakit kaybetmese.
Mesela; Göbek adı: Kıymet - Adı: Nadir - Kod adı: Zargana ya da Kaşalot gibi. Kilo durumuna göre, inceldikçe Zargana, şişmanladıkça Kaşalot ...
Neysedir, yavaş tükürüğün zararı sakaladır, Erke Dönergeci gibi ağır ağır, bu dosya da birkaç ışık yılı içinde mutlaka açıklığa kavuşacaktır. Agarta gezegeni dünyaya yedi zrilyon kilometre yaklaştığında...
Bu arada, telefon şirketlerinin kazançlarına asla katkıda bulunmak istemememize rağmen, ‘Cumhuriyet mitinglerine katılmıştım, beni de alırlar mı içeri?’ diye düşünen tırsak vatandaşa hizmet babından şu numarayı da bir öğretelim hele;
UYAP’ın sayfasında muhtelif abone paketleri var, bu anlatacağım Basit Abone Pakedi.
TC Kimlik numaranı ve BASITABONE yazıp 4060’a gönderiyorsun, hakkında ne suçlama varsa cebine geliyor.
Yalnız, bu mesajı gönderirken oturuyor olmakta, yanında birilerinin bulunmasında fayda var. Şok ihtimaline binaen.
Vergi kaçakçılığından mı aranıyorsun, hırsızlıktan mı, yoksa Prenses Diana’nın ölümü ya da J.F. Kennedy suikastinden mi hakkında tutuklama kararı var, cızzt diye cep ekranında gördüğünde, tansiyon fırlar, şeker düşer, şu olur bu olur, mesajı hastaneye yakın bir mevkîden göndermekte sayısız fayda var.
‘Suç işlemedim ki dava açılsın’ demeyeceksin. 2002 Kasım’ından bu yana ‘suç’ kavramı da sürekli evrim geçirmekte.
Örneğin tarikatların ‘Nasıl etsek de Kürt devleti kurulmasına cevaz veren, laikliği de sünnetli bir Anayasa yapsak’ başlıklı Abant toplantıları suç değil. Ya da PKK sempatizanı olup, evde silah, örgütsel doküman bulundurmak, tarikat müridi olup pompalı taşımak da suç kapsamında değil.
‘Bir ben vardır beş de ben içeri...’ kişiliklerin, aynı anda Başbakan, tüm Bakanlar Kurulu, belediye başkanı, TOKİ Başkanı, Savcı, Hakim görevlerini birarada icra etmesi, kamu barışını ciddi ölçüde bozması suç değil.
Benim mazeretim var, asabiyim, o yüzden 4060’a mesaj gönderemedim henüz. Hun imparatoru Atilla’nın zehirlenmesinle irtibatlandırılmış olmaktan korkuyorum eyy halden anlar Gazeteport okuru!
‘Zaten blenderdan geçirilmiş kafaları bir de ben harman etmeyeyim’ diyorum ama, o kafalar da iyice karışacak ki, köşeci taifesi fazladan bildiği bir halt varmış gibi yazıp ekmek parasını doğrultacak. Bir tür kepekli ekmek yeniliyor bizim evde, ucuz değil!
Hazır her yazılan ‘senaryo’, her söylenen ‘spekülasyon’ iken, atayım kuyuya bir taş, çıkaramasın 140 akıllı. Zaten bu yazı da kafa karışıklıklarını değil gözaltı kırışıklıklarını gidermek amacıyla kaleme alınıyor. Beklenti yüksek olmasın yani!
ABD Başkonsolosluğuna silahlı saldırıdan yaklaşık üç hafta önce; Amerikalı, Budist, USAID (paravan CIA kuruluşlarından biri) görevlisi ve iyi derecede Kürtçe bilir Barbara Anne Lakeberg, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca casusluk suçlamasıyla aranmaya başlandığında buhar oldu uçtu. Kayıtlara göre Türkiye’den çıkış yapmadı.
Lakeberg’in Güneydoğu’da teşrik-i mesaide bulunduğu insanlardan biri, ‘PKK’lı imam’ denilen, Nur cemaati lideri Hüseyin Bulut.
Bulut, aynı zamanda DTP’nin İnanç Komisyonu üyesi ve din dersi bahanesiyle evine gelen kız çocuklarına hakaret eden, anal ilişki teklif eden bir din adamı.
Saidi Nursi müridi, uçkuru sabi sübyana gevşek, PKKlı imam, Amerikalı casus bir kadınla aynı resim karesinde. Işığı üzerimizden eksik olmasın, Uğur Mumcu’nun ‘Kürt-İslam Ayaklanması’nı okumuşun garipseyeceği bir resim değil bu.
Akla ziyan konuşmalarında Atatürk’e ‘Deccal’ diyen Kırım Kongo Kanamalı imam, AB, ABD, DTP, PKK, Akepe’den aldığı cesaretle meydanlara hezeyanlarını şöyle kusmuş;
“Kürdistan'ı kurtaracak Kürtlerdir. Risale-i Nur Kürt'lerin imdadına gönderilmiş. Bizim de devletimiz olsun, dinsiz bir devlet olsun. Şerefime namusuna dinsiz bir devlet bizim Kürtlerin bu halinden hoştur.
Keşke Rusya'nın, İsrail'in işgalinde olsak, İsrail ne kadar vicdanlı, merhametli şefkatli. Yani Türkiye'ye göre ha! Milletimin kurtuluşu için bin tane oğlum olsa demokratik Cumhuriyet için feda edeceğim. Devlet olsun da bizim olsun, dinsiz olsun. Çünkü Türkler meşrutiyette bize zulmetti.”
‘Bana Amerikalı arkadaşını söyle, sana kim olduğunu...’dan hareketle, ‘İngiliz tepeme binseydi, İsrail ebemi öpseydi’ çıkıntılıklarında, ‘söyleyene değil söyletene’ bakıyoruz. İmamın suflörü Amerikalı kadın henüz bulunamadı.
Bu meczubun, konuşmalarında ‘demokratik Cumhuriyet’ten kasdettiği ne ise, AB’nin, ABD’nin, Akepe’nin, PKK’nın tulumbasına su taşıyan-kısa ömürlü-militan gazetelerin etrafında toplanan sözde solliberallerin de ‘demokratik cumhuriyet’ten kasdettiği aynıdır.
Türkiye’ye Güneydoğu üzerinden format atmaya devam eden AB, ABD, GOT (Government of Turkey-Akepe), DTP, sözde solliberaller ve tarikatlar ortak operasyonlara hız verirken, bir kısım vatandaşın kafası, ulemadan ‘Deri seccade üzerinde namaz kılmak caiz midir?’ sorunsalına fetva aramakla meşgul. Çoğunluğun zihnine de Agarta Aguna Margarita soruşturmalarıyla hoşluk getirildi. 10’a kadar sayamaz haldeler.
Sır perdesini ortadan kaldırıp olayı netleştirirsen, Türkiye’ye format atılıyor olduğunu farketmeye başlarlar. Olmaz! Çelişkili talimatlarla, dezenformasyonla, tehditle, korkuyla şizofreniyi sürekli pekiştireceksin ki, kimsenin Hükümetin siyasi gücünden kuşkusu kalmasın.
Agarta Aguna Margarita soruşturması gibi, İstanbul ABD Başkonsolosluğu’na yapılan ultra acemi/ultra amatör silahlı saldırının da, ABD-Akepe-PKK-tarikatlar ekseninde yürütülen operasyonların bir parçası olduğunu, kayıp casus Barbara Anne Lakeberg’le de ilişkisi bulunduğunu düşünüyorum.
Birileri çek-senet mafyasıyla öğretim üyesini, yazarı, gazeteciyi, emekli askeri ısrarla aynı resimde göstermeye çalışıyorsa, ben de ABD konsolosluğu saldırısında, kayıp CIA ajanını ve PKKlı imamı aynı resim içinde rahatlıkla görebilirim.
Bu işler artık böyle yapılıyor kardeş. Önce bir kavanoz mok halının ortasına Nişanyanlanıyor, sonra sen aslında o moka bulaşmadığını, kokunun belediyenin şebekeye pompaladığı sudan eve yayıldığını falan ispatlamaya çalışıyorsun, o arada mal bölüşümü-ülke satışı son hızla devam ediyor...Bunun adı da ‘demokratikleşme’ oluyor.
Başsavcı Engin, Agarta Aguna Margarita soruşturması için “Buradaki terör örgütü klasik bölücü terör örgütü değildir” demiş.
Esasen, dopingle ayakta durmaya çalışan Sütten Çıkma AK Kaşık Hükümeti de klasik bir hükümet değildir.
‘Klas’ı hiç olmadı, geriye kalanla anamıza abanıyor olmasına istinaden, Demirel gibi bunlara da ‘Baba’ demeye başlayacağız yakında.
Tarih: 12 Recep 1429
Bugün doğan çocuklara kod adı: Kız> Krupiye Erkek> Cicidengirhan
Bugünkü darbe planlarına isim: Urungukapgan, Tengere Kaan
|