DARBE GÜNLÜKLERİ İDDİANAMEDE NEDEN YOK?
Darbe günlükleri iddianamede yok.
Çünkü, bu günlükleri sivil bir yargılama sürecine tabii tutmak yapılabilecek bir şey değil.
Neden?
Çünkü Türkiye’deki devlet gelişimi askeri yargılama prosedürünü farklı kılan özelliklerini halen sürdürüyor.
Hükümet askerin sivillerce yargılanmasını istiyor ama buna cesaret edemiyor.
Hükümet bu alanda yasamaya da gidemiyor; yani askeri sivil yargıya tabii kılıp, sonra da “darbe, marbe girişimi” vs. diyerek, devlet içindeki gücünü törpülemeyi çok istiyor ama bunu yapmak riskli olduğu için gelgitler yaşıyor ve bu istemini dolaylı yollardan uygulamaya geçirmeye çalışıyor.
İşte, bu yüzden biz Türkiye’de, “Askeri darbe günlüğü, Ergenekon, Agarta, klasik olmayan terör örgütü, Hükümet otoritesini bozan atipik terörist” karışımı bir potpuriyi kaşıklıyoruz.
Bu karışımın semantiği (anlam bütünlüğü) o kadar bozuk ki, bu oynak ve ayakları kırık sandalyeyi bir yere oturtmak için her tarafına bir şeyler çakılıyor.
Ama sandalye yine de tutmuyor.
Şimdi, bu kapsamda çok önemli bir hususa değineceğim ve bunun için size iki tanınmış hukukçunun sözlerini aktaracağım.
Sorumuz şu.
“Darbe günlükleri vb. askeri meselelerde yargı hakkı kimindir? Sivil savcılıkların mı, askeri savcılığın mı?”
Sorunun cevabı konusunda en evvela bilinmesi gereken şu.
Türkiye’de bu konuda tam olarak yasal bir netlik yok.
Daha doğrusu var ama devlet gelişiminde TSK’nın belirleyici rolü o kadar büyük ki, bu durum yasalarda yeterince açık tutulmamış. (buraya bir parantez; Avrupa’da da devlet gücü kullanımı yasalarda tam olarak net değildir, örneğin devlet çekirdeklerinin faaliyet alanı yasalarda yeterince betimlenmemiştir, bunu ilerde detaylı anlatırım)
Bu konu çok açık olmadığı ve daha ziyade siyasi dengeler çerçevesinde şekil aldığı için de işte, sorduğum iki tanınmış hukukçu bana 180 derece ters cevaplar verdiler.
İlk hukukçumuz Profesör Mithat Sancar.
Mithat Sancar’a göre darbe günlükleri vb. gibi konularda yargı yetkisi sivil yargıya ait çünkü darbe girişimi askerlikle ilgili bir görev değil.
Devamla, Mithat Sancar’dan aktarıyorum:
“Askeri personel askerlik hizmetinin gereği olarak ve askerlik hizmeti sırasında yaptıkları nedeniyle Askeri yargı tarafından yargılanır. Askeri yargı iç hizmetlerin disiplinini sağlar, söz konusu suçlar askerlik görevi ile ilgiliyse yargılama yapar. Ama darbe girişimi askerlikle ilgili bir şey değildir. Buna sivil mahkemeler bakar.”
Turgut Kazan ise tamamen farklı bir yoruma sahip:
“Askeri personelin yargılanması hususunda Anayasa hükmü yok. Ancak 353 sayılı Askeri Yargılama Usul Yasası ve Askeri Ceza Kanunu bu konuyu düzenliyor. Darbe girişimi de dahil olmak üzere bir askerin askerlik görevi esnasında gündeme gelen tüm konular Askeri Yargıya tabiidir. Örneğin, darbe günlükleri denen hadise de, askerlik görevi esnasında ve o kapsamda gündeme gelen bir konudur. Yine mesela, yolsuzluklar da böyle bir konudur. İlhami Erdil askeri mahkemece yargılandı hatırlarsanız.”
Arada bir not düşelim.
Mesela, maazallah, diyelim ki, bir komutan veya subay eşini öldürdü.
Bu tamamen kişisel bir hadise olduğu için sivil yargıya tabi. Turgut Kazan’a bu hususu da sordum. “Bunlar kişisel olaylar ve tabii sivil yargı bakar böyle bir olaya” dedi.
Ama “Darbe günlüğü vb. “ gibi konular farklı.
Bu durumda söz konusu olan, askerlik görevi icra edilirken, bu kapsamda ortaya çıkan bir husus.
Peki, Türkiye’de bu konuda ideal olan nedir ve ben nasıl düşünüyorum darbe günlükleri vb. konularda?
Bunu da yazacağım sonra. (bugünlük sadece; Turgut Kazan gibi düşünüyorum)
Şimdilik size olaylar nasıl bir çelişki ekseninde cereyan ediyor hususunu aktarmaya çalıştım.
|