MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






16:49 TSI

ARA











Safile Usul
safileusul@ttnet.net.tr



Askeri savcılık neden belge istemedi?

17.07.2008 - 00:23

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Siz haber koklar mısınız bilmem ama ben koklarım.

Hangi haber doğru olabilir, hangisi olmaz bunu iyi hissederim. (kendime uyarı; ukalalık etme)

Önceki gün de doğru olmadığını hissettiğim bir haber vardı.

Buna göre Askeri Savcılık Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan darbe günlükleri ve soruşturma kapsamında adı geçen muvazzaf veya emekli askeri personel hakkındaki belgeleri istemişti.

Hatta haber o kadar kabul gördü ki, bunun üzerine kurgulu bir dizi yazı yazıldı.

Oysa, bu haber doğru olamazdı.

Ve, bunun çok basit bir sebebi vardı.

Asker, kendi emekli veya muvazzaf (halen görevli) personeli hakkında Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndan belge ve bilgi istemezdi.

Çünkü, bunu yapması TSK’nın bu siyasi dengede, kendi iç yapılarına müdahaleyi kabul etmesi anlamına gelirdi.

Türkiye’deki devlet krizinin temelinde yatan olgu zaten, Hükümetin askerin devlet içindeki rolünü yeniden dizayn etmek isteğiyle, askerin buna yanaşmaması arasındaki düzlemde.

Böyle bir durumda Askeri Savcılık, İstanbul Savcılığı ile belge teatisinin mutluluğu ile meşgul olmaz.

Di mi?

Nitekim Askeri Savcılık önceki gün bir açıklama yaparak, “Biz belge istemedik, onlar yolladı” mealinde bir açıklama yaptı.

Şimdi gelin, hem de aşağıda yazacaklarımla bağlantısı önemli olduğu için, Genelkurmay Askeri Başsavcılığının yaptığı açıklamadaki formülasyona dikkat edelim.

“……….Genelkurmay Askeri Başsavcılığı’nca İstanbul Cumbhuriyet Başsavcılığı’ndan bilgi ve belge talep edilmemiştir. Ancak----- aramalarda el konulan ve 09.07.2008 tarihli yazıyla resen Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderilen belgelerin, askeri yargıyla ilgisinin olup olmadığının belirlenmesi maksadıyla incelenmesine devam edilmektedir”

Askeri Savcılık çok mesafeli bir edaya sahip burada farkındaysanız.

“Bana resen geldi bu belgeler, ben ise askeri yargının çerçevesinden bakarım olaylara” diyor. (resen: istem dışı)

Şimdi geldik esas konumuza.

Onun başlığını ayrı atalım ama.



DARBE GÜNLÜKLERİ İDDİANAMEDE NEDEN YOK?

Darbe günlükleri iddianamede yok.

Çünkü, bu günlükleri sivil bir yargılama sürecine tabii tutmak yapılabilecek bir şey değil.

Neden?

Çünkü Türkiye’deki devlet gelişimi askeri yargılama prosedürünü farklı kılan özelliklerini halen sürdürüyor.

Hükümet askerin sivillerce yargılanmasını istiyor ama buna cesaret edemiyor.

Hükümet bu alanda yasamaya da gidemiyor; yani askeri sivil yargıya tabii kılıp, sonra da “darbe, marbe girişimi” vs. diyerek, devlet içindeki gücünü törpülemeyi çok istiyor ama bunu yapmak riskli olduğu için gelgitler yaşıyor ve bu istemini dolaylı yollardan uygulamaya geçirmeye çalışıyor.

İşte, bu yüzden biz Türkiye’de, “Askeri darbe günlüğü, Ergenekon, Agarta, klasik olmayan terör örgütü, Hükümet otoritesini bozan atipik terörist” karışımı bir potpuriyi kaşıklıyoruz.

Bu karışımın semantiği (anlam bütünlüğü) o kadar bozuk ki, bu oynak ve ayakları kırık sandalyeyi bir yere oturtmak için her tarafına bir şeyler çakılıyor.

Ama sandalye yine de tutmuyor.

Şimdi, bu kapsamda çok önemli bir hususa değineceğim ve bunun için size iki tanınmış hukukçunun sözlerini aktaracağım.

Sorumuz şu.

“Darbe günlükleri vb. askeri meselelerde yargı hakkı kimindir? Sivil savcılıkların mı, askeri savcılığın mı?”

Sorunun cevabı konusunda en evvela bilinmesi gereken şu.

Türkiye’de bu konuda tam olarak yasal bir netlik yok.

Daha doğrusu var ama devlet gelişiminde TSK’nın belirleyici rolü o kadar büyük ki, bu durum yasalarda yeterince açık tutulmamış. (buraya bir parantez; Avrupa’da da devlet gücü kullanımı yasalarda tam olarak net değildir, örneğin devlet çekirdeklerinin faaliyet alanı yasalarda yeterince betimlenmemiştir, bunu ilerde detaylı anlatırım)

Bu konu çok açık olmadığı ve daha ziyade siyasi dengeler çerçevesinde şekil aldığı için de işte, sorduğum iki tanınmış hukukçu bana 180 derece ters cevaplar verdiler.

İlk hukukçumuz Profesör Mithat Sancar.

Mithat Sancar’a göre darbe günlükleri vb. gibi konularda yargı yetkisi sivil yargıya ait çünkü darbe girişimi askerlikle ilgili bir görev değil.

Devamla, Mithat Sancar’dan aktarıyorum:

“Askeri personel askerlik hizmetinin gereği olarak ve askerlik hizmeti sırasında yaptıkları nedeniyle Askeri yargı tarafından yargılanır. Askeri yargı iç hizmetlerin disiplinini sağlar, söz konusu suçlar askerlik görevi ile ilgiliyse yargılama yapar. Ama darbe girişimi askerlikle ilgili bir şey değildir. Buna sivil mahkemeler bakar.”

Turgut Kazan ise tamamen farklı bir yoruma sahip:

“Askeri personelin yargılanması hususunda Anayasa hükmü yok. Ancak 353 sayılı Askeri Yargılama Usul Yasası ve Askeri Ceza Kanunu bu konuyu düzenliyor. Darbe girişimi de dahil olmak üzere bir askerin askerlik görevi esnasında gündeme gelen tüm konular Askeri Yargıya tabiidir. Örneğin, darbe günlükleri denen hadise de, askerlik görevi esnasında ve o kapsamda gündeme gelen bir konudur. Yine mesela, yolsuzluklar da böyle bir konudur. İlhami Erdil askeri mahkemece yargılandı hatırlarsanız.”

Arada bir not düşelim.

Mesela, maazallah, diyelim ki, bir komutan veya subay eşini öldürdü.

Bu tamamen kişisel bir hadise olduğu için sivil yargıya tabi. Turgut Kazan’a bu hususu da sordum. “Bunlar kişisel olaylar ve tabii sivil yargı bakar böyle bir olaya” dedi.

Ama “Darbe günlüğü vb. “ gibi konular farklı.

Bu durumda söz konusu olan, askerlik görevi icra edilirken, bu kapsamda ortaya çıkan bir husus.

Peki, Türkiye’de bu konuda ideal olan nedir ve ben nasıl düşünüyorum darbe günlükleri vb. konularda?

Bunu da yazacağım sonra. (bugünlük sadece; Turgut Kazan gibi düşünüyorum)

Şimdilik size olaylar nasıl bir çelişki ekseninde cereyan ediyor hususunu aktarmaya çalıştım.








Tüm yorumlar(6)






Misafir   17/07/2008 15:38:56

/Karı-koca İDDİALAŞMIŞ ./Karı;ekin makasla kırpılmış-koca;orakla biçilmiş ,der imiş./Kavga dövüşe varmış.Dövüş cinayete./Can çekişen karı hala eliyle makas işareti yaparmış./

Misafir   17/07/2008 15:29:50

/M.Sancar'ı birkaç defa izledim./DERİN düşünmek isterken;ÇARPIK düşünüyor sanki./S.Usul'un düşünce ve anlatımı ;imrenilecek seviye ve şekilde./

Batuhan 07   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 17/07/2008 12:20:28

Sezgilerinizin güçlü olduğuna inanıyorum. Araştırmacı yönünüzü besliyor. Bu arada, buradan sorayım, yazar arkadaşınız Zübeyde Saraçoğlu yazılarına ne zaman başlayacak acaba ? Annesinin iyileşmiş olmasını dilerim.







Aylin Bermant, Ayşe Özgün, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, Işın Çelebi, Sinan Aygün, İsmet Solak, Emin Özgönül, Melike İlgün, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Mehmet Fatih Akyüz, Sinem Bayer, Mehmet Ayan, Zübeyde Saraçoğlu, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Şehnaz Tuna, Arkun Demiroğlu, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Selçuk Somer, Dr. Arzu Özgeneci, Opr. Dr. Can İşler

 

Tüm Yazıları  
Melih Gökçek'in arsenik gol..  (06.09.2008)
Asker iddianameyi iyice inc..  (04.09.2008)
Erdoğan'ın prensiydi...  (03.09.2008)
İktidarın 'eceli' ve fiyaka..  (01.09.2008)


Diğer Yazarlar
Yavuz Semerci
İki Deniz Feneri de Eyüp'ten yönetiliyor

Mehmet Fatih Akyüz
Ağrı Dağı'nın ardı