MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






07:11 TSI

ARA











Yavuz Semerci
yavuz.semerci@gazeteport.com



Reklam ajansları dikkat, sizi kandıranlar var!

21.01.2008 - 09:59

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Reklam ajansları dikkat sizi kandıranlar var!

Öncelikle belirtmeliyim.
Bu diziye başlamamıza yol açan (anlatacağız) birkaç olay yaşadık. Bizi şaşırtan, üzen gelişmeler üzerine konuyu topluca incelemeye karar verdik.
İnternet üzerinden habercilik yapan Gazeteport son 4 aydır okuyucu ile buluşuyor. Henüz tanıtım kampanyasına başlamadık. Buna rağmen şimdiden 20 bin aktif abonesi olan, günlük 40 bin kişinin ziyaret ettiği bir internet gazetesi olduk. Elbette amacımız kısa süre içinde 100 binin üzerine çıkmak. Bir yandan bağımsız bir gazetecilik yapmak, diğer yandan internet reklam pastasından hak ettiğimiz yeri almak için mücadele ederken, bu piyasada kurulan ve manupülasyona açık yapının deşifre edilmesini de görevlerimiz arasında saydık.
Gördük ki, ortada birbirleriyle ilişkisi olan (ama ilişkileri yokmuş gibi davranan) bazı şirketler var ve bunlar reklam verenler ile reklam ajanslarını kendi çıkarları doğrultusunda kandırıyor… Bu sistemden nemalanan veya bu sisteme başkaldıramadığı için boyun eğen pek çok internet yayıncısı var. Onları suçlamıyoruz.
Ancak görevi kamuoyunu doğrudan yana bilgilendirmek olan Gazeteport, sistemin ağababaları tarafından yapılan “sessiz kalın, reklam verenlerde güvensizlik yaratmayın” çağrısına bu diziyi başlatarak yanıt veriyor.
Elbette olaylar, kişiler ve kurulan şirketler bu dizide yer alacak. Ve şundan emin olun ki, bu diziyi pek çok internet sitesi kullanmayacak. Yalnız kalacağız. Buna rağmen reklam verenlerin kandırılmasına yönelik kurulmuş sistem ile mücadelemiz sürecek.
Suya attığımız taşın halka halka gerekli yerlere ulaşacağına yine de eminiz.
Doğruyu cesaretle söyleyenlerin sonunda savaşı kazandıklarını biliyoruz…

SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Önce reklam şirketlerinden başlayalım.
Alt alta sıralıyorum:
ADD Medya, All Media, Altıncı Duyu, Carat, RPM Radar, MediaTeam, Mindshare, Universal Mccann, Veritas, Zenith, Media Max, Media Com, OMD, Starcom, Mediaedge.cia ve şu anda aklıma gelmeyen Türkiye’nin sayılı reklam ajansları…
Bu ajansların çoğu dünya kalitesinde hizmet veriyor. Ama hangi alanda?
Reklam dünyası ağırlıklı televizyon (pastadan aldığı pay yüzde 54) ve gazeteler (pastadan aldığı pay yüzde 34) üzerine kurulu. Bu ajanslar açısından dergi gibi süreli yayınlar, radyo, internet açık hava mecrası ilgi alanlarının biraz gerisinde…
Özellikle internet mecrasının toplam reklam pastasından aldığı payın ABD’de ve Avrupa’da yüzde 7’lerin üzerine çıktığı dikkate alındığında hemen hepsinin yeni bir oluşum içine girdiğini de görüyoruz. Türkiye’de internet reklamının toplamdan aldığı pay yüzde 1’lerde ve bu hızla artıyor.
Reklamcılık dünyasında sistem basitçe şöyle çalışıyor:
Bir reklam veren, reklam kampanyası başlatırken, çalıştığı reklam ajansına “bütçem bu, bir planlama yap” diyor. Ajans da başlıyor çalışmaya…
Eğer kampanyanın içinde internet kullanımı var ise durum biraz karmaşıklaşıyor. Çünkü ajanslar (yukarıda saydığım) internet mecrasını tanımıyor. Diyelim ki firma, ajansa internet üzerinde 100 bin dolar harcayacağını söyledi. Ajans kendi içinde ilgili birimi olmadığından (yeni yeni oluşmaya başladı) birkaç (internet) ajansına (isimlerini açıklayacağız) satın alma planı yaptırıyor…
Bu noktada anormallik başlıyor. Anormalliğin nerede olduğunun iyi anlaşılması için bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek gerekiyor.
Televizyon kanalların reklam pastasından aldığı payı belirleyen nokta reytingiler.
Reklam verenler için AGB Nielsen Media Research (Türkiye) adlı uluslararası bir ölçüm şirketinin (geneli yansıtmadığı ileri sürülen sınırlı denek yapısına rağmen) sunduğu reyting raporları en önemli parametre…
Hangi kanalın hangi saatte izlendiği, hangi programının kaç kişi tarafından takip edildiği ve nasıl bir reyting aldığını gösteren raporlar, düzenli olarak ajanslara ulaşıyor. Ajanslar da (ya da medya satın alma şirketleri) bu raporlara göre, müşterilerine, “şu program öncesi veya içine reklam girelim, şuna girmeyelim, bunlara da şu parayı ödeyelim” mealinden bir rapor hazırlıyor.
Gazeteler için durum daha da kolay. Kimin ne kadar sattığı belli. Kimin hangi okuyucu profiline sahip olduğu ciddi ve tüm sektörün üzerinde anlaştığı araştırmalarla (anketlerle) ortaya çıkarılıyor. Hangi gazetenin okuyucunun nasıl bir satın alma gücüne sahip olduğu ortaya çıkarılabiliyor.
Gelelim internete…
Soru basit:
Türkiye’de internet sitelerinin reklam verenler açısından değerini ortaya çıkaran bir araştırma var mı?
AGB gibi bağımsız yapılar var mı?
Hangi haber sitesinin, hangi gençlik sitesinin veya bir başkasının kime hitap ettiği, günlük ziyaretçi sayısı, hitleri, görüntüleme rakamları sağlıklı mı?

İşte bu soruları sorduğunuzda karşınıza tüm bunları sağlıklı yaptığını ileri süren söz konusu firmalar çıkıyor. Ve ne acı ki bu firmalar reklam ajanslarına güvenilmez veriler (neden böyle yaptıkları açıklanacak) sunuyor. Bu şirketler reklam ajanslarına yüzde 15 komisyon ödeyerek internet mecrasında satın alma (taşeronluk) yapıyor.
Kim bu yapılar?
Önce sistemi anlatmaya devam edelim…
Gazeteport, bu işleri sağlıklı yaptığını söyleyen yapıların, aslında reklam verenleri kandırmak üzerine kurulmuş yapılar olduğunu ileri sürüyor. Ve reklam verenler ile reklam ajanslarının bu şirket raporlarına asla ve asla güvenmemesi gerektiğini belirterek, çözüm yolu gösteriyor…
Bu dizinin hazırlanmasının temel amacı da burası…
AGB’ye geri dönelim ve reklam ajanslarına şu soruyu soralım:
AGB’nin kendi televizyon kanalı olması sizi rahatsız eder miydi?
AGB’nin aynı zamanda televizyon kanallarından bazılarına reklam pazarlaması sizi rahatsız eder miydi?
Yanıtınız evet ise, tavsiyemiz açık:
İnternet için planlama yaparken, size bağımsız programlar aracılığıyla (reklam etkinliğini) ölçtüğünü ileri süren firmalarla ilişkinizi hemen kesin.
Çünkü, AGB’nin yapması durumunda rahatsız olacağınız her şeyi bu firmalar yapıyor…
Bir adım ötesi de var. Bu firmaların hemen hepsi sadece ve sadece raporları manipüle edilebilen tek bir merkez ile çalışıyor ve o merkez de bu çarkın içinde…
İnanmıyor musunuz?
Peki yarın devam edelim öyleyse…










Tüm yorumlar(21)






Misafir   24/03/2008 21:44:12

Fikrime göre durumun "birşekilde" düzelmesini beklemek zaman kaybından başka birşey değil . Reklamverenler de ellerini taşın altına sokmalılar. Ama nasıl?

Misafir   05/02/2008 19:14:09

Anlatacaklarım bitmediğinden yorumlarıma devam etmek isterim. Tüm bunları nereden mi biliyorum? Ben de bu sektörün taa başından (1996) buyana Türkiye'de Don Kişot'luk yapan savaşçılarından biriyim. Reklam olmasın, ismi önemli değil, birçok lokal ve global marka için butik projelere imza atan bir interaktif ajansın kurucusuyum. Yaşanan hezimet...

Misafir   05/02/2008 18:47:44

Çok ibret verici ve önemli bir konuya değinilmiş, kutlarım! Sektörümüzün büyümesini engelleyen, büyük özveriyle içerik üretip Türk Internet sektörüne renk katan birçok portal ve yayıncı sitenin gelişmesine engel olan bu "hortumcu" online medya planlama ajansları sayesinde. Nasıl mı yapıyorlar bunu. Maalesef çok haince: - Reklam vereni yalan ya...







Ayşe Özgün, Aylin Bermant, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, Işın Çelebi, Sinan Aygün, İsmet Solak, Emin Özgönül, Melike İlgün, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Mehmet Fatih Akyüz, Mustafa Karataş, Sinem Bayer, Zübeyde Saraçoğlu, Mehmet Ayan, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Selçuk Somer, Dr. Arzu Özgeneci, Opr. Dr. Can İşler

 

Tüm Yazıları  
SABANCI: Satışlarımızı yüzd..  (15.07.2008)
Sabancı'nın övündüğü rakaml..  (14.07.2008)
Sakıp Ağa’nın kemikleri sız..  (14.07.2008)
Ve Şartname değişti. Doğan'..  (11.07.2008)
İddaa ihalesini Doğan kazan..  (10.07.2008)


Diğer Yazarlar
Ayşe Özgün
"Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliği" mi? O'da ne ayol?

İsmet Solak
Olamaz, denilenler oluyor!

Açıl Sezen
Siz kimi savunuyorsunuz?

Emin Özgönül
Dava, YAŞ'ı etkilemez...

Safile Usul
TSK mı, zatürre mi?

Feridun Fikri Bayar
Kıllanan Adam’ın Yedinci Dalga yorumu