
|
|
Her nevi “mahalle baskısı” yapılır!
25.09.2007 - 00:08
|
|
Şafak: Çalıştığım atölyede herkes Cuma Namazına gidiyor. Mecburen ben de gitmek zorunda kalıyorum. Aslında gitmek istemiyorum.
Berke Tunç: Cuma Namazına gitmek istiyorum. Ama bu talebimi dillendiremiyorum. Hemen yobaz yaparlar yoksa.
Nurten Kezer: 50 yaşındayım. 2 yıl önce Gebze Harem hattı bir minibüse bindim. Bütün yerler dolu ve oturanlar erkekti. Hiç yer veren olmadı. İkinci durakta türbanlı bir genç kız bindi. İnanmazsınız 3-4 kişi yer vermek için ayağa fırladı. O kadar üzüldüm ki… Demek ki dedim bu dönemde itibar görmek için türban takmak gerekli. İnsanın yüzüne kötü, manasız, dinsiz, alaycı bir gözle baktıklarını gözlerindeki kinden görüyorum.
Beygazi: Komşum büyük hakimlerin sitesinde eşinin çalışabilmesi için başını açmak zorunda kaldı. Evet büyük baskı var.
Bu yorumlar sizlerden gelenler…. Sizlerin Gazeteport’un “ Mahalle baskısı var mı? “ anketine yaptığınız yorumlardan derlediklerim…
Yani bence sosyologlara filan sormaya gerek yok.
Görünen köy ortada, mahalle baskısı olanca gerçekliğiyle vardır! Hem de öyle hissedilir filan değil, elle tutulur, gözle görülür derecede vardır! Kim güçlüyse, kim kalabalıksa, kim baskınsa ondan yanadır.
Elinizi vicdanınıza koyun! Hadi itiraf edin!!! Gittiğiniz rock konserinde gördünüz türbanlı kıza hiç de gizlemeden, hatta “Ne işin var burada?” dercesine uzun uzun bakmadınız mı? Yanınızdakileri dürtüp türbanlı kızı göstermediniz mi? Ya siz, Ramazan’da Duvardibi’nde kahve sigara keyfi yapanların yanından geçerken duyurmak istercesine homurdanmadınız mı? Hadi bunları geçelim, öğrenci evinize arkadaşlarınızla gelirken dedikoducu komşulara yakalanmamak için merdivenleri ışıklar kapalı da mı çıkmadınız? Anneniz tarafından konu komşuya dedikodu malzemesi olmamak için de mi tembihlenmediniz? O görünmeyen ama her zaman üzerinize sallanan işaret parmağını hiç mi hissetmediniz?
Mahalle baskısı vardır! Hatta her nevi mahalle baskısı itinayla yapılır! “Bekara ev yok” “ Elalem ne der sonra?” lafları da mahalle baskısının ne kadar gerçek ve ne kadar içimizde olduğunun ispatıdır. Kim güçlüyse, kim kalabalıksa, kim baskınsa ondan yanadır. Zaten şimdi sorun , iki tarafın sayıca neredeyse denk olmakta yatmaktadır. Bekleyin mahallede bu kadar ağa oldukça mahalle kavgaları da yakındır. Çünkü “Herkesin inancı kendine” lafı koca bir palavradır. Maalesef ki bu topraklarda herkesi komşusunun arabasının markası kadar inancı da ilgilendirmektedir! Çözümü ise “bence“ saygıya dayanmaktadır. Gerisi de beni aşmaktadır!!!
|
|
Bu çağrıya kulak verin!
22 Mayıs’ta orada, Anafartalar Çarşısı’nda 9 kişi PKK bombasıyla öldü.
Ardından büyük büyük sözler verildi. “Terörün kökü kurutulacak.” “Sınır ötesi operasyon an meselesi” “Bu işin şakası kalmadı”
Verilen her söz söylendiğiyle kaldı, stratejik ortağın kapısından döndü.
Esnaf ise yaralarını sardı. Şimdi ekmek kavgasında.
CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki: Bayram Alışverişinizi Anafartalar Çarşısı’ndan yapın. Hem çarşıya destek olun Hem “Etkilenmedik, korkmuyoruz” mesajını verin!
melikeilgun@gmail.com
|
|

|

|

|
Duraklatılmış, Türkiye gibi…
Google’a Ulusal Eğitime Destek yazın. Çıkan ilk sayfaya tıklayın Karşınıza kocaman bir yazıyla ‘DURAKLATILMIŞ’ çıkacak.
Bu site 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in eşi Semra Sezer’in öncülüğünü yaptığı Ulusal Eğitime Destek Kampanyası’nın sitesi. Bu kampanyayla yedi yılda 374 bin okuma yazma ve meslek edindirme kursu açıldı. Kurslardan 8 milyon 55 bin kişi yararlandı. Semra Sezer kursiyerlerle bizzat ilgilendi, sertifika törenlerine katıldı, mektuplarını yanıtladı.
Semra Sezer gitti. Hayrünnisa Hanım geldi. Ulusal Eğitim’e Destek Kampanyası yok artık. Siteye girin bakın. Kocaman yazıyor: DURAKLATILMIŞ diye Ne manalı değil mi? Türkiye gibi…
|

|

|

|

|
| Ayça Üner, Can İzbul, Mehmet Tutis, Mehmet Güler, Şermin Topçu, Murat Sabuncu, Yavuz Semerci, Emin Özgönül, Ahu Özyurt, Özlem Gürses, Metin Boşnak, İsmet Solak, Açıl Sezen, Özlem Bayraktar Gökşen, Ayşe Özgün, Kerimcan Kamal, Aslı Şafak, Ahmet Karacalar, Handan Öz, Murat Yeşildere, Safile Usul, Ece Vahapoğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Burcu Dinçer, Cahit Düzel, Mehmet Ayan, Arkun Demiroğlu, Burcu Dinçer, Gazi Erçel, Konuk yazar: Emin Çölaşan |
|
Tüm Yazıları
|

|