Büyükşehir’e kurt kapanı
İki gün önce Aydın Bey’in 1 koyup 12 almayı planladığı Hilton imar planları ile ilgili İstanbul Büyükşehir’den onay çıktığı haberleri yer aldı bazı internet sitelerinde.
Başından beri adım adım takip ettiğim Hilton’la ilgili bu gelişmeyi okuyunca, “Eh, artık AKP Hükümeti rahata kavuştu. Günlerden beri ‘Mahalle Baskısı, Türkiye Malezya Olur mu?’ polemikleri ile AKP’ye adeta gizli bir savaş başlatan Doğan Grubu’nun basın organları da doksan derece dönüşle yeniden hükümete yalakalık yapmaya başlarlar” diye düşündüm. Ancak olayın henüz o noktaya gelmediğini Hilton rezaletini ortaya çıkaran ve bana göre Türk medyasının en iyi muhabirlerinden biri olan Sevilay Yükselir’den gelen telefonla anladım.
Sevilay’ı arayan bir müteahit “Düşündüğünüz gibi değil ne yazık ki. Keşke yazıldığı gibi olsa da biz de şu Hilton belasından kurtulsaydık” demiş ve olayın gerçek yönünü aktarmış. Aydın Bey’in milyarlarca dolar haksız rant elde etmeyi planladığı Hilton’la ilgili imar değişikliği Büyükşehir Belediyesi'ni kilitlemiş. Plan değişikliğini Şişli Belediyesi’nden isteyen Aydın Bey’in şirketlerinden Ortadoğu Otomotiv. 3 kat inşaat ricasına 2,5 vererek jest yapan Şişli Belediyesi ise aldığı yanlış kararı kamuoyundan gizleme maksadı ile değişikliği Şişli’nin 1/1000’lik imar planları içerisine sokuşturmuş ve Büyükşehir’e pas etmiş.
Burada şişli Belediyesi’nin de çok ustaca bir manevra yaptığını kabul etmek gerek.
Ancak olayı bizim tarafımızdan ortaya çıkarılınca sadece Hilton ile ilgili plan değişikliği değil tüm ilçenin planları kilitlenmiş.
Belediye sıkıntıda.
Plan onaylanırsa pek çok yatırımcı beklediğine kavuşacak. Ancak Doğan da Hilton arazisi üzerinde kent katliamı yapacak.
Onaylanmazsa kurunun yanında yaş da yanacağı gibi Doğan Medyası hükümete yönelik, üstelik toplumun bir bölümünün haklı bulduğu saldırının dozunu artıracak.
Benim doğrularım
Eleştiriyorlar, “Sen Tayyip Erdoğan’ı destekledin”
Doğru destekledim.
Yarın doğru bir iş yaparsa yine desteklerim.
Ama bana göre doğrularını desteklemek, bana göre yanlışlarını görmezden gelmemi gerektirmez ki!
Ben Tayyip Erdoğan’ın ne düşmanıyım, ne de dostu.
Ben gazeteciyim.
Eğer bazılarının ima ettiği türden bir ilişkim olsaydı, ya da ben diğer bazı gazetecilere benzeseydim, TMSF’nin Sabah’a el koyma sürecinde kendisinden bir randevu ister bu konuyu konuşur, engellemeye çalışırdım.
İşte Tayyip Erdoğan orada gidip sorsunlar, “Fatih Altaylı Sabah’a el koyulma süreciyle ilgili olarak size geldi mi? Bir ricada, bir istekte bulundu mu?” desinler.
Bırakın onu Sabah’a el koyulduktan sonra “Belki editoryal bağımsızlığımız olur” diye kaldım.
Olmadığını görünce bıraktım. Bazıları gibi iktidar yalakalığını sürdürür, yerimde otururdum.
Yapmadım.
Kovulmadım.
İstifa ettim.
Kovulsaydım, elimde sözleşmem vardı ve çok çok büyük, pek çoklarının uğruna her türlü şeyi yapabileceği miktarda bir tazminat alabilirdim.
Hep kendi doğrularımın peşinden gittim.
Bu doğrular bazen size göre yanlış olabilir.
Onu da mazur görün.
|