MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






06:48 TSI

ARA











Safile Usul
safileusul@ttnet.net.tr



TSK mı, zatürre mi?

24.07.2008 - 01:18

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

TSK ile zatürree nasıl mukayese edilir?

Şöyle edilir.

Efendime söyleyeyim.

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök geçtiğimiz cuma gecesi bir yerde tatildeyken Genelkurmay’ın yaptığı açıklamayı öğrenmiş.

Yanında Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin de varmış.

Ertuğrul Özkök, Sedat Ergin’in aksine, Genelkurmay’ın açıklamasını küçük haber olarak girmeye karar vermiş.

Hürriyet’in gece editörü küçük girilecek Genelkurmay haberi için bir başka haberi çıkarmayı önermiş.

Bu haber “Zatürree aşısı bedava olacak” haberi imiş.

Özkök ise, zatürree hastalığına çok önem verdiği için, gece editörünün zatürree aşısı haberini çıkararak yerine Genelkurmay haberini girmesini istememiş.

Başka bir haberi çıkarttırmış.

Zatürree aşısı haberi, çünkü, Genelkurmay’ın açıklamasından daha önemliymiş.

Özkök bunları önceki günkü yazısında anlatıyor.

 

Ertuğrul Özkök’ün zatürree aşısı haberini Genelkurmay açıklamasından daha önemli bulması mümkün mü?

Tabii ki hayır.

Eminim tatil için bulunduğu yerde bu haberi alınca çok heyecanlanmıştır.

Zatürree aşısı haberi kalbindeki diastol ve sistolü etkilememiştir ama Genelkurmay açıklaması diastol ve sistolü azcık da olsa oynatmıştır.

Bu sadece Ertuğrul Özkök açısından böyle değil, haber dinamiği ve haber hiyerarşisi açısından da herkes için objektif bir vakıadır.

Türkiye’de Genelkurmay’ın iç konulara ilişkin yaptığı her açıklama haber hiyerarşisinde en tepelerdedir.

Haber hiyerarşileri doğal bir özellik taşır ve kişilerin seçimi ile değil, doğal bir dinamikle oluşur.

Ne önemliyse, o önemlidir.

Türkiye’de TSK güçler dengesinin en önemli ayağı olduğu için hem ülke içinde tüm kesimlerce, hem de uluslararası alanda en dikkatle izlenen kurumdur.

Türkiye içi makro siyasal gelişmeler TSK endeksi olmadan tespit edilemez.

Bunun için de makro siyasi gelişmelerin dengelerini anlamak isteyen herkes TSK’yı anlamaya çalışır.

Bu durumun böyle olması iyi midir, kötü müdür?

Haber hiyerarşisi açısından değişmez; iyi de olsa, kötü de olsa, haber açısından Genelkurmay açıklamaları Türkiye’de en önemli sıralardadır.

Bu durum iyi mi kötü mü sorusuna da cevap verelim ama.

Genelkurmay açıklamalarının haber değerinin çok yüksek olması, devlet kurumu ile sivil demokrasinin ve dengelerin oturmuş olduğu bir sistemden kötü.

Ama.

Devletin garanti sağladığı alanların düzlenip, tepetaklak edilmesinden iyidir.

Yine, elbette, Türkiye’nin hedefi hiçbir Genelkurmay açıklamasına gerek kalmayacak bir düzeni sağlamaktır.

Şimdi ise, daha önemli bir noktaya geliyorum.

Ertuğrul Özkök’ün Genelkurmay’ın açıklamasını zatürre haberinden daha önemsiz gördüğünü söylemesi bambaşka bir şeyle alakalı.

Bu bir 28 Şubat kompleksi.

Ertuğrul Özkök şu anda Genelkurmay açıklamalarına tamah etmeyen bir portre çizmek istiyorsa ve bunu yaparken kantarın topuzunu kaçırıyorsa, kantar topuzundaki bu kaçış, eskiden kaçmış başka bir topuzu dengelemek için.

28 Şubat sürecinde dengeleri ayarlayamamış olmanın kompleksi bu.

Ama kantarın topuzu iki yöne de kaçmamalı.

Türkiye’de bu kantar topuzu bozukluğu yüzünden çizgiler netleşemiyor ve hatlar oluşmuyor.

Geçmişin ölçüsüzlükleri ve hataları bugünün doğru çizgilerini oluşturmaya engel oluyor.

Ama bu doğru çizgili hat olmadan da devlet dengeleri sağlanamıyor.

Devlet dengeleri sivil toplum ve sivil siyasetçe garanti altına alınamadığı zaman da, devamlı devlet krizi çıkıyor.

Hatta bu sefer ki öyle derin ki, stratejik rotamızda belirsizlik oluştu.

Yani.

Ertuğrul Özkök’ün zatürree mukayesesi hem kendi içini yansıtmadığı için samimi değil, hem de offside.

Bir de.

Genelkurmay açıklamasındaki bir cümle çok tartışıldı.

Halkı demokratik ve yasal tepkiye çağıran cümleden söz ediyorum.

Bu cümleyi çok kişi eleştirdi.

Ama sivil ve demokratik bir olgunluğun, aynı zamanda, üzerine çok gidilen ve haksızca gidilen silahlı bir gücün psikolojisini anlama kapasitesi olduğunu bilen pek yok gibi.

O cümlenin, “Haksızlığa uğruyorum, silahlı bir gücüm, hareket alanım sınırlı, koruduğum toplumdan bir yankı bekliyorum” anlamına geldiğini anlayan yok gibi.

Sivil demokrasilerin ancak ve sadece korunaklı devlet düzenlerinde yaşayabileceğini gören yok gibi.

Zaten ondan değil midir ki, kapatma davası, Genelkurmay açıklaması olmadan.

Bir siyasi partinin güç oyunlarına teslim bu ülke.



Okuyucuya not

Bir okuyucu bahsedeceğimi söylediğim bazı konulardan, sonradan bahsetmediğimi yazmış, ki haklı.

Size AİHM’i borçluyum mesela. (ağır ifadeli, siyasi içerikli telefon konuşmaları suç mu)

Bugün buna değineyim hemen.

Suç değil.

Ayrıca.

AİHM hükümet aleyhtarlığına çok geniş bir özgürlük alanı veriyor.

İki kişi arasındaki konuşma eğer kriminal bir özellik taşımıyorsa (misal; şunu öldürelim, şurdan eroin kaçıralım, bunun hayatına kastedelim, onu bıçaklayalım, şurda bomba patlatalım vs. gibi) istediği kadar ağır ifadeli olsun, aleni olmadığı sürece özel iletişim sınırlarına girer ve suç değildir.

Size bir örnek de vereyim.

Bir kız Mehmet Ağar’a “faşist” diye bağırdığı için ortalık yerde, (telefonda değil yani, esas hukuken sorunlu olabilecek olan da ortalık yerde, alenen söylenenler) Mehmet Ağar bu kızı dava etmişti.

AİHM bu davayı gördü ve, “Faşist kelimesi siyasi eleştiridir, kıza ceza verilemez” hükmü verdi.

AİHM belgelerini okudukça daha da iyi görüyorum ki.

Hükümetin işi çok zor.

AİHM hukuku ile bizim Hükümet arasındaki farkı sorun şimdi bana.

Sordunuz mu?

Cevabını hemen veriyorum.

Zatürre ile TSK birbiri ile ne kadar alakalı ise.

Hükümetle AİHM hukuku da birbiri ile o kadar alakalı.

O halde.

Alakasız şeyler arasındaki farktan söz edilmez bile.

Bağlantısı yok ki, farkını göreceli bir değer olarak ele alayım.

Di mi?








Tüm yorumlar(8)






Misafir   25/07/2008 10:42:17

evet hurriyette hukumete karsi elestiriler gitgide azalmaya basladi ...fatih altaylinin yazisina gore aydin doganin bi isi halledilmis...ondan olsa gerek..:)

Misafir   24/07/2008 14:22:15

Yazıda tartışılan konudan daha önemli sorun, bu içi boş, yabancı özentisi ile dolu kimsenin ülkenin gündeminin belirlenmesinde bu düzeyde yer alabilmesidir. Geçmişte tepeye çıkardığı bir çok başlık kapkara lekelerdir. Örnek: '...

nurettin özkan   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 24/07/2008 12:21:06

Günde yaklşık 5-6 gazete okurum.bunlar arasında hürriyet de var.Son bir ayda tamamen değiştiler.Ya ergenekon dan pıstılar yada yeni ihalelerin peşindeler,okuyucu eleştirilerini dahi yayınlamıyorlar.Doğruyu savunmak aydının namusudur.Suya ve sabuna dokunmuyanlar...







Aylin Bermant, Ayşe Özgün, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Işın Çelebi, Açıl Sezen, Sinan Aygün, İsmet Solak, Emin Özgönül, Melike İlgün, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Emre Peser, Fatih Baykan, Mehmet Fatih Akyüz, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Zübeyde Saraçoğlu, Mehmet Ayan, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Dr. Arzu Özgeneci, Opr. Dr. Can İşler, Dr. Selçuk Somer, Konuk yazar: Emin Çölaşan

 

Tüm Yazıları  
Yerel seçimlerin en önemli ..  (10.10.2008)
Kırmızı hattaki hükümet  (09.10.2008)
Bekir Bozdağ Başbakan'ın ağ..  (08.10.2008)
Düşman ruhlu adamlar  (06.10.2008)
Çocuk kavgasından Altınova ..  (04.10.2008)


Diğer Yazarlar
İsmet Solak
Kapitalizmin tellerine kuşlar mı kondu?