Fernandes Dilara Gönder hayranı çıktı... 18 Kasım 2012 Pazar Saat: 14:34

Fernandes Dilara Gönder hayranı çıktı...

Kimine göre bir kabile lideri, kimine göre en stil sahibi futbolculardan... Adrenalin dolu futboluyla dikkat çeken Manuel Fernandes hikâyesini ilk kez hürriyet pazar'a anlattı.

facebook twitter google + digg e-posta yazdır

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Türkiye size nasıl geldi?
- Daha olgunum, farklı bir kültürde yaşamak beni daha da olgunlaştırdı. 19 yaşından beri ülkemden uzakta, farklı farklı ülkelerde top oynuyorum. Ama ilk kez kültürüme çok yabancı bir ülkedeyim. Daha önce oynadığım ülkeler kültür ve yaşantı açısından Portekiz’e benziyordu. Türkiye tamamen farklı.
Ruh haliniz nasıl? Yalnız hissediyor musunuz mesela?
- Hayır, yurtdışında oynamaya çok alışığım. Hem sportif açıdan hem de bireysel gelişme gösterdim. Fizik kondisyon açısından çok iyi bir dönem geçiriyorum. İstanbul’da çok mutluyum. Yaşam tarzımda fazla bir değişiklik yok, başka ülkelerde neler yapıyorsam burada da aynı şeyleri yapıyorum.
Türkiye’ye ilk geldiğinizde sizi en çok şaşırtan şey neydi?
- İlk geldiğimde İstanbul’un Anadolu yakasında oturuyordum ve oradaki gelişmemişlik karşısında şoke olmuştum. Karşılaştığım kişilerin yüzde 90’ı İngilizce konuşamıyordu. Espresso istediğimde Türk kahvesi geliyordu. 1.5 yıldır Avrupa yakasında oturuyorum ve burada her zaman yaşadığım hayatı yaşayabiliyorum. Daha fazla İngilizce konuşan kişiyle karşılaşıyorum. Keza Nişantaşı’nın Avrupa’nın herhangi bir ülkesindeki alışveriş caddelerinden hiç fark yok. İşin sürprizi ne biliyor musunuz? Buraya gelmeden daha kapalı bir ülke bekliyordum. Hayatımın evle idman arasında geçmesini beklerken şu anda harika sosyalleşme imkanı buluyorum.
Neler yapıyorsunuz sosyalleşmek için?
- Nişantaşı’nda gidiyoruz genelde. Evime de yakın olduğu için... Takımımın semti olduğu için Beşiktaş’ta yaşamayı tercih ettim. Taraftarımızın desteğini daha iyi hissetmek istedim. Genelde yemeklerimi Nişantaşı’nda yiyorum. Midpoint ve Biber favori noktalarım. Evde abone olmadığım için maçları da dışarıda iziyorum. Yani sık sık dışarı çıkıyorum.
En sevdiğiniz yemek?
- Balık. Balığın her türlüsüne bayılıyorum.


TAKIMDAKİ HERKES FEDA RUHUNA BÜRÜNDÜ
Beşiktaş çok farklı bir sezon geçiriyor... Feda sezonu. Bu güne kadar oynadığınız hiçbir takımda bu tür bir sezon yaşamamışsınızdır herhalde. Bu ruh hali hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Doğru, çok çok kaliteli bir ekibimiz yok. Ama herkes ‘feda’ çerçevesinde elinden gelenin en iyisini yapıyor. Kalite boşluğunu da özveriyle kapatıyoruz. Antrenöründen oyuncularına, çalışanlarına kadar takım tamamen bu ruha büründe. Taraftarımızın biraz daha katkı yapmasını bekliyoruz bu anlamda...  Ufak tefek kazalar olsa da sonuçlar da bu yönde ve daha da iyiye doğru gidiyor.
Beşiktaş taraftarının zekasını, yaratıcılığını ve acımasızlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Çok çılgınlar, tek kelime ile inanılmazlar. Yensek de yenilsek de 12. adamımız onlar. Taraftarımızdan çok memnunum ama biraz daha kontrollü davranabilirler.
Sizi biraz korkutuyorlar mı?
- Henüz değil. Yani bu zamana kadar korkmayı gerektirecek kritik bir şey yapmadığımı düşünüyorum. O noktayı
daha görmedim.

İYİ GİYİNDİĞİME İKNA OLMALIYIM
Leoparlı, zımbalı ayakkabılar, kurukafalı tişörtler, kürklü montlar... Moda konusundaki cesaretinizin kaynağı ne?
- Böyle giyinmeyi seviyorum ve giyinirken başkaları ne der diye düşünmüyorum. Daha doğrusu başkalarını umursamıyorum. Evden çıkarken aynaya baktığımda kendi kendime iyi giyindiğime ikna olmam yeterli.
Marka giyinmeyi önemsiyor musunuz?
- Asla! Marka hiç önemli değil. Bir dükkana girip baştan aşağı aynı marka alıp çıkan futbolculardan değilim. Burada pek yok ama Portekiz’de ikinci el dükkanlardan da alışveriş yaparım. Benim için kesim, tasarımı ve rengi önemlidir. Beş liralık bir şey de giyerim.
Stilinizi nasıl tanımlarsınız?
- Pantolon söz konusuysa kesinlikle slim fit olacak. Renk konusunda herhangi bir korkaklığım yok. Her rengi giyerim.

Futbolda mesleki tatmin çok fazla

¬ Futbolculuğun bir sürü güzel yanı var. Tamam belki ülkemden uzağım, tamam çoğunlukla yalnızım ama bir yandan da futbolda mesleki tatmin çok fazla.
¬ Gittiğim ülkelerde kolayca arkadaş ediniyorum. Zaten bu hayatta her şey bakış açınızla ilgili. Hayata güzel bakarsanız, güzel görürsünüz.
¬ Annem eskiden temizlikçiydi, evlere gündeliğe giderdi, artık çalışmasına gerek yok. Annemden tabii ki ben sorumluyum. Annem daha 42 yaşında. Birlikte fazla zaman geçiremesek de aramızda özel bir bağ var.

Dilara Gönder’i beğeniyorum

Ünlü Türk kadınlarından kimi beğeniyorsunuz?
- Bir sunucu var. Ntvspor spikeri Dilara Gönder. Kısa saçlı, renkli gözlü... Onu güzel buluyorum.
Gece eğlenmeye çıktığınızda ne içiyorsunuz?
- Kimse kimseyi kandırmasın. Sağlıklı içki diye bir şey olmaz. Alkol kesinlikle zararlıdır. Bunun azı olduğuna inanmıyorum.
Röportaj boyunca somurttuğunuzdan, alt dudak önde hafif mahsun durduğunuzdan yine soracağım: Türkiye’de mutlu musunuz gerçekten?
- Tabii tabii, ne olur yanlış anlamayın. Röportaj yapmak da sıkıntılı bir süreç ama benim bu surat hiç değişmez, hep böyledir, somurtgan mizaç. No problem.
 






Yorum Yaz

Bu yazı için henüz yorum girilmemiş