Balyoz'da Temel fıkralarıyla savunma 30 Temmuz 2013 Sal? Saat: 13:23

Balyoz'da Temel fıkralarıyla savunma

Balyoz davasının bugünkü duruşmasına sanık avukatının Karadeniz fıkraları damgasını vurdu.

facebook twitter google + digg e-posta yazdır

ANKARA- 361 sanıklı Balyoz Planı Davası’nın temyiz duruşmasına Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde devam ediliyor. Ergin Saygun’un Avukatı Vasfi Sedat Küçükyılmaz, “Hüküm ispatlanıncaya kadar sanık masumdur denilmesine karşın, ‘hayır sanık suçludur' deniliyor. Roma İmparatorları ‘halk bizden nefret ediyor mu’ diye soruyor, 'evet' yanıtını alıyor, ‘korkuyorlar mı’ diye soruyor, 'evet' yanıtın alıyorlar. İmparatorlar, korktukları sürece istedikleri kadar nefret etsinler’ diyor. Bu durum aynen devam ediyor. ABD bir haydut devlet olarak dünyaya korku salıyor, onun benzerleri de kendi halkına korku salıyor” dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz Davası'nda Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'ya 20 yıl hapis kararı çıkmıştı. 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz duruşmasına Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde devam ediliyor.

Duruşmanın 10. günkü oturumu sanıklar İzzet Ocak, Suat Aytın’ın Avukatı Muammer Küçük savunması ile başladı. Kararı veren Özel Yetkili Mahkemelerin Anayasaya uygun olup olmadıklarını değerlendiren Küçük, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargılama yaptığı binaya cep telefonlarının dahi alınmadığını belirtti. Küçük, “Dışarıdan bir şişe su, bir tane elinizde dürümle giremezsiniz. Cep telefonlarını sokamazsınız oraya. Girişte verilen mahkeme kartlarında cezaevinin mührü var.

Orada cezaevi koşullarında yargılama yapılmıştır. Türkiye’de cezaevlerinde yargılamalar yapılmıştır darbe döneminde. Tesadüfe bakın ki komutanlar darbeye kalkıştıkları iddiasıyla cezaevinde yargılandılar. Guantanamo üssü yaratıldı bu durum adil yargılanma ilkesine karşıdır”
dedi. Savunma olmadan yargılamaya devam edilmesinin ve karar alınmasının Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bozma nedeni olduğunu ifade eden Küçük, tahliyelere ilişkin AİHM kararlarına atıfta bulundu. Müvekkillerinin davanın en uzun süre tutuklu kalan sanıkları olduğunu iki kere tutuklanıp tahliye edildiklerini anlatan Küçük, yakalama kararını televizyondan öğrendiklerini ifade etti.

FIKRALI SAVUNMA

Savcılığın yakalama kararını kısıtlama olduğu gerekçesiyle kendilerine vermediğini anlatan Küçük, dijital bir dava ile karşı karşıya olduklarını ifade etti. Seminer yapmanın yasal bir zorunluluk olduğunu ifade eden Avukat Küçük, seminer yapılması konusunda emirler bulunduğunu kaydetti. Ordunun barış zamanında savaşlara hazırlanması gerektiğini söyleyen Küçük, “Semineri suç gibi algılamayız” dedi.

Küçük’ün yargılama aşamasındaki hükme aykırılıkları sıralarken araya giren Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, “Aykırılıkları maddi olgularla açıklamanız çok güzel savunma için sizlere bir süre belirlemedik. Sizler savunmayı kendiniz belirleyin istedik; ‘mahkemelerde adalet aramış müdafiler olarak kendi aralarında da adalet arayacaklardır’ dedik. Mümkün mertebe suç oluşturmaya yakın söylemler de müdahale ettik. Sizler en güzel şekilde ayarlayacaksınız sanıklar savunmalarını size emanet ettiler. Ancak bu aşamada bugün 10. gün. Hükme aykırılıklar sık sık anlatıldı biz onları unutmadık. Savunma süresini sizin takdirinize bırakıyorum” dedi. Bunun üzerine Avukat Küçük de Karadenizli olduğunu belirterek Başkan Ertuğrul’a şu fıkra ile yanıt verdi:

Temel ile Dursun konuşuyor; o diyor ben onu yaparım öteki ben bunu yaparın diyor. Sonunda Temel, ‘100 metreyi 5 saniyede koşarım’ diyor. Dursun şaşırıyor nasıl yani diyor. Temel, ben kestirmeden gidiyorum’ diyor. Başkanım ben de burada kestirmeden gitmeye çalışıyorum ama olmuyor.” Bunun üzerine Başkan Ertuğrul da Avukat Küçük’e Karadeniz fıkrası ile karşılık verdi. Ertuğrul şu fıkrayı anlattı:

“Uzayla ilgili çalışmalar yürütülürken ABD’li ben aya gideceğim demiş. Temel de dayanamamış ben de güneşe gideceğim demiş. ABD’li şaşmış nasıl gideceksin güneşe çok sıcak nasıl olur deyince Temel ‘haçan biz onu düşündük akşam serinliğinde gideceğiz' demiş.”
Duruşma salonunda gülüşmeler yaşanırken Avukat Küçük, 3. fıkrayı anlattı. Küçük, “Başkanım Temele sormuşlar ‘avukatın iyisini nasıl anlarsın diye. O da konuşmasına bakarım demiş. Ya konuşmazsa o kadar iyisine hiç rastlamadım’ demiş” dedi.

İYİLİK DEĞİL ADALET BEKLİYORUZ

Müvekkillerine yönelik savunmasına devam eden Avukat Küçük, İzzet Ocak’ın Adına imza bloğu açıldığını, yetkili personel listesinde adı olduğu için ceza aldığını ifade etti. Küçük, “O komutanların adını kim yazdıysa oraya İzzet Ocak’ın adını da yazan aynı kişidir. Darbe planı yapılacak, seminer düzenlenecek, kolordu komutanları, tugay komutanları böyle bir seminere katılmayı kabul edecek ve bunlara bir kurmay albay görev verecek. Engin Alan 2. Kolordu Komutanıdır o, albaya sen kimsin demez mi?” dedi.

Savcının müvekkili İzzet Ocaktan’a Türkan Saylan’ı tanıyıp tanımadığını sorduğunu ifade eden Küçük, müvekkilinin Saylan’ı Doğu'da görev yaparken okulla ilgili kampanyalar nedeniyle tanıdığını ve tanışıklığının devam ettiğini anlattı. Küçük, “Rahmetli Türkan Saylan ile Balyoz Davası’nın ne alakası var, yargılama aşamasındakilerin bakış açılarını gösteriyor” dedi.

Sahte planlara göre bir mili mutabakat hükümeti kurulacağını, Başbakanı’nın da Rıfat Hisarcıklıoğlu olacağını anlatan Küçük, Hisarcıklıoğlu’nun ifadeye çağrılmadığını belirtti. Söz konusu milli mutabakat hükümetinin Bakanlar Kurulu’nda da Köksal Toptan’ın yer alacağını anımsatan Küçük, “Adam zaten bakan. Seçimle gelmiş bakan olmuş niye kendi hükümetini devirsin” dedi. En büyük yargıcın tanrı ve tarih olduğunu belirten Küçük, tarihin yargısının şaşmayacağını ifade etti. İyilik beklemediklerini adalet beklediklerini belirten Küçük, savunmasını şu fıkra ile tamamladı:

“Komutanların durumu da Temel’in durumuna benziyor. Temeli gözaltına alıyorlar, birini öldürdüğü gerekçesiyle. Temel kabul etmiyor adamı tanımadığını söylüyor. Sorguda epey sıkıştırılan Temel, çok yoruluyor polisler; ‘dinlen biraz da düşün geri geleceğiz’ diyorlar. Sonra Temel’i izliyorlar kameradan Temel kafasını duvara vuruyor ‘hatırla hatırla’ diye. Komutanlar bu durumda. Bu dosya için çok kolay olan bir şey istiyoruz. Adalet istiyoruz.”

ONUN BENZERLERİ DE KENDİ HALKINA KORKU SALIYOR

Ergin Saygun, Gökhan Gökay ve Fatih Musa Çınar’ın Avukatı Vasfi Sedat Küçükyılmaz, CD’lere ilişkin TÜBİTAK raporuna atıfta bulunarak bilirkişi incelemesi yapılmadığını ifade etti. Ergin Saygun’un tutuklu bulunduğu durumda yaşadığı sağlık sorunları ve hastalıklarının seyrini anlatan Küçükyılmaz, Adli Tıp Kurumu’nun basının ilgisi nedeniyle apar topar toplandığını ve rapor hazırladığını mahkemenin de tahliye kararı verildiğini belirtti. Saygun’un iyileşinceye kadar tutukluğunun kaldırılmasına ve tahliyesine karar verildiğini anlatan Küçükyılmaz, “Mahkeme dosyadan el çekti artık sizde ama Saygun’un iyileştiğine ilişkin bir rapor olması halinde tekrar cezaevine alınacağına ilişkin karar veriyor. Bu karar demokrasinin kılıcı gibi duruyor. Saygun duruşmaya gelecekti ancak ayağı şiştiği için tedavi altında” dedi. Her şeyin insan için olması gerektiğinin altını çizen Küçükyılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Hüküm ispatlanıncaya kadar sanık masumdur denilmesine karşın, ‘hayır’ sanık suçludur deniliyor. Roma İmparatorları ‘halk bizden nefret ediyor mu’ diye soruyor, evet yanıtını alıyor, ‘korkuyorlar mı’ diye soruyor, evet yanıtın alıyorlar. İmparatorlar , korktukları sürece istedikleri kadar nefret etsinler’ diyor Bu durum aynen devam ediyor. ABD’nin bir haydut devlet olarak dünyaya korku salıyor, onun benzerleri de kendi halkına korku salıyor. Ortada suç yokken, 324 kişi tutukludur ve ağır cezalar almışlardır. Askerin karısı dul, çocukları da yetim derler, bu hususu dikkate alarak kararı bozmasını talep ediyorum.”

VERİLERDE İMZA YOK
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın beraat talebinde bulunduğu Ali Cengiz Şirin’in Avukatı Suat Narin de müvekkili hakkında beraat istedi. Müvekkilinin isminin geçtiği dijital yazıda imzasının bulunmadığın ifade eden Narin, verilerin Şirin’in görev yaptığı yerlerde ele geçirilmediğini anlattı. Duruşmaya verilen aranın ardından öğleden sonra devam edilecek. (ANKA)

 






Yorum Yaz

1

Misafir30/07/2013 14:25

Bu iş sonunda AİHM'ye büyük bir dava olarak gidecek ama, iç hukuk yolları tükenene kadar çok uzun zaman harcayacaklar.... Cevapla