|
Avrupa Parlamentosu Başkanı Alman Hristiyan Demokrat Hans Gert Pöttering’in 8 Mayısta Slovenya’nın başkenti Ljubijana’da yapılan Avrupa Forumunda verdiği bir fotoğraf var.
Yanında da, aynı foruma katılan Ali Babacan.
Pöttering, Ali Babacan’la sohbeti esnasında ona, “AKP demokratik yollarla iktidara gelen bir partidir” dediği sırada, Babacan Pöttering’e yanlarına gelen TRT kameramanını işaret ediyor.
Pöttering TRT kameramanını görerek, ona dönüyor ve kameraya doğru, “AKP demokratik bir partidir. Onu kapatmak absürttür” diyor.

Sevimli olmak için bin fırın ekmek yemesi gerektiğine hiç şüphe olmayan Pöttering, belki Babacan’a sevimlilik yapmak istedi.
Ama en dibine kadar samimiyetsiz.
Hem Babacan’a ama daha da ağırı Türkiye’nin samimi umut ve hayallerine.
Babacan’a istediği kadar tevatür yapabilir.
Ama söz konusu olan ülkemizin geleceği ile ilgili bir husussa, cevabını bizden kesinlikle alır.
O yüzdendir şimdi yazacaklarım.
Pöttering AB içersinde AKP’ye en mesafeli siyasilerden birisidir.
Onları demokratik görmediği gibi, siyasal İslamcı olarak görür.
Alman mahkemelerinin başörtüsü yasaklarını şiddetle savunur.
Almanya’da mülki alanda başörtüsü yasağının en güçlü siyasi avukatlarındandır.
Almanya’da yaşayan Müslümanların ülkesine siyasi İslam’ı taşıyacağının propagandasını yaparak, Avrupa kültürünün korunması için kurumlara ve toplumuna çağrı yapar.
AKP’den de kültürel olarak hiç hazetmez.
Bunun yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik ile değil, imtiyazlı ortaklıkla bağlanması için yapılan tüm siyasal lobilerin baş mimarlarındandır.
Temmuz 2004’de zamanın AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen’i baskı altına alarak, 2004 Ekim raporuna “ucu açık müzakere”yi sokan ve hiç belli etmeden AKP’yi sıkıştıran lobinin temel aktörlerindendir.
Ve, Pöttering’in TRT kamerasına bu sözleri söylemesinin ve AKP’yi desteklemesinin en temel sebebi, Türkiye’nin AKP ile AB yolunda yürüyemeyeceğini bilmesi ve AKP kalsın, gitmesin diye içinden dua ediyor olmasıdır.
Pöttering, Türkiye’nin AB hedefine kıymanın en mümkün opsiyonunun AKP yönetimindeki bir Türkiye olduğunu herkeslerden iyi bilendir.
Babacan’ın yanındaki o samimiyetsiz fotoğrafın ardında yatan ruh budur.
Demokrasilerin parti kapatma noktasına gelmek zorunda kalması, elbette ki, bizzat o ülke için bir sorundur.
Ve, Türkiye bu meselelerinin çözümünü, devlet rejiminin temelini yok ettirmeden tabii, bulmalıdır.
Ama Pöttering, derdinin Türkiye’deki demokrasi olmadığını, gönlünde yatanın AKP aracılığı ile Türkiye’yi bertaraf etmek olduğunu anlamayacak kadar aptalını her yerde aramaması gerektiğini bilmelidir.
Bazıları Pöttering’in dişine gelse de, Türkiye’nin tamamı aptal değildir,.
Pöttering’in ve ilgili herkesin bilmesi gereken bir şey daha vardır.
Türkiye, eğer, bir yol ayrımına gelir de.
“AB mi, devlet düzeninin esasları mı?” sorusunun karşısında kalırsa.
Tercihi, kendi devlet düzeninin esasları olacaktır.
Çünkü Türkiye için demokrasi ve AB yolu ancak bunlarla mümkündür.
Türkiye böyle bir yol ayırımına gelmek zorunda da değildir, kaldı ki.
Alternatiflerini oluşturacak bir birikimin sahibidir.
|