|
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, Dünya Mirasını Koruma Merkezi'nden Kuzey Amerika ve Avrupa Bölümü
Başkanı Mechtild Rossler ve üye Junaid Sorosh Wali 5 gün sürecek bir araştırma ziyareti münasebetiyle geçen hafta İstanbul'a geldiler. Bu heyete 'Uluslararası Ahşap Bilimsel Komitesi Onursal Başkanı David Michelmore ile Dünya Mirası Koruma Merkezi
Başkanı Francesco Bandarin'de katılacakmış. Bu grup 5 gün boyunca İstanbul'u inceleyecek ve bir rapor hazırlayacaklarmış. Raporun konusu:
"Kentteki kültürel varlıkları korumada yeterli çalışma yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi."
Heyet hazırlayacağı 'İlerleme Raporunda' olumsuz görüş bildirirse, İstanbul Kanada'da Temmuz ayında yapılacak UNESCO toplantısında
"Dünya Miras" listesinden çıkartılıp, "Tehlikede olan Miras" listesine geçirtilecekmiş.
Geçenlerde gecenin çok ilerlemiş saatlerinden birinde BBC WORLD kanalında bu konuda uzun bir haber izlediğimi hatırlıyorum.
Bu haberde Türkler'in atalarından miras kalmış eski ahşap yapılarına hiç önem vermedikleri belirtiliyor, ekranda da "Ha yıkıldı.. ha yıkılacak" kıvamındaki tahtaları kaymış evleri gösteriyordu. Bu evlerin yıllar evvel çekilmiş resimleri ile bugünkü halleri yanyana gösteriliyor, yıkılanların yerine inşa edilen betonarme derme çatma binalara dikkat çekiliyordu.
Yukarıda belirtilen heyet üyelerinden David Michelmore'un "Uluslararası Ahşap Bilimsel Komitesi Onursal Başkanı" olmasına bakıyorum ve anlıyorum ki bizim eski ahşap ev mirasımıza sahip çıkmadığımızı ve onları onarıp bugün ve yarınlara kazandırmadığımızı belgelemek üzere bu heyet buradadır.
Rahmetli Çelik Gülersoy'un Soğuk Çeşme Sokağını onarmasının önemini yetkililer şimdi daha iyi anlıyorlar mı acaba? İstanbul'a kazandırdığı sayısız tarihi ve değerli mekanın üzerine yangından mal kaçırırcasına şapbadak (bu kelimeyi de meraklılar lügatda bulamazlar ama söylemek istediğimi tam yansıttığı için kullanıyorum) oturulduğunu henüz unutmadık! Mühim olanın büyük bir incelik, bilgi, teknik ve sabırla onarılmış bu mekanların üzerine
ŞIP diye çıkıp oturmak olmadığını, aynı şekilde bugün yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış binlerce eski yapının da onarımdan geçirilmesi gerekliliğinin bilincinde olmaktır.
BBC World'deki haberde mealen şöyle söyleniyordu:
İstanbul yetkililerinin, mirascısı bulundukları bu eski yapıları koruma ve onarım altına aldıkları belirlenmezse (ki ziyarette bulunan heyetin işlevi budur) kentin 2010 YILINDAKİ AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ STATÜSÜ DE elinden alınacaktır.
Hah işte! Biz de bu şerefle ödüllendirilelim diye İstanbul Büyükşehir Belediyesi harıl harıl çalışıyor sanıyorduk. Meğer adamlar hiç el atılmamış yerleri mimliyorlarmış!
Gene gafil mi avlanıyoruz nedir?
|