|
Aklımız karıştı sevgili okurlar. Son tutuklamalar, Milli Görüşçü, Konya merkezli, Milli Çözüm Dergisi’nden. Biz hep tutuklananların ortak paydasının, merkezinin,
“Atatürk” ve Atatürkçülerden oluştuğunu sanıyorduk. İşin içinden çıkamayınca Kıllanan Adam’a sorduk:
Ben: Sayın Kıllanan Adam, bu son 7. dalga Ergenekon tutuklamaları kafaları karıştırdı. Biz tutuklananların ortak paydasını “Atatürkçü olmak” sanıyorduk. Öyle demiştiniz?
Kıllanan Adam: Öyle zaten? Bir şey değişmedi ki?
Ben: Ama sayın Kıllanan, şimdi Milli Görüşçülerin, Milli Çözüm Dergisi çalışanları tutuklandı?
Kıllanan Adam: Dergiyi okumadığın belli oluyor saf yazar. Bak bu derginin 2006 yılında “Dergi Araştırma Ekibi” tarafından yazılmış ve o zamandan beri liste başı olan, halen en çok okunan yazısı nasıl bitiyor:
“Osmanlı'nın son döneminde İttihat Terakkicilerin de desteği ile yabancıların işlettiği okul sayısı, 98'dir. Bu işi yalnızca savaş öncesi durumun bir özelliği olarak göstermek de yanıltmanın bir parçasıdır. Mustafa Kemal'in Amerikan okullarının yıkıcı etkisini bilmemesi düşünülemez. Amerikalıların Talaş Koleji'nde 1880 yılı ders programında, Ermenice ve Rumca Gramer, Osmanlıca İncil, Hıristiyanlara göre tarih derslerinin yanı sıra Amerikalıların 3 ayrı yerdeki matbaada, Ermenice, Rumca, Bulgarca, İtalyanca, Ladion (İspanyol Yahudi dili) dillerinde, kitap yayınladıkları bilinmektedir.
Mustafa Kemal, kültürel işgalin sonuçlarını iyi değerlendirmektedir. Sözde öksüzler yurdu kurma gibi insancıl girişimin altındaki azınlık örgütleme plânının yattığını elbette biliyordu. 1922 yılı başında, ülke işgal altındayken ve en zor koşullarda yaşanırken Mustafa Kemal’in yazdığı muhtıradaki değerlendirmeye "komplo teorisi" diyebilecek bir kişi olabilir mi?
Mustafa Kemal'in, 27 Aralık 1919'da yabancılarla yatıp kalkanlara verdiği yanıtı okuyunca; Bugün Atatürkçü geçinen ABD uşaklarına ve AB aşıklarına şaşmamak elde midir?”
Üstelik yazı bu kadar da değil saf yazar. Atatürk’ü yücelten anlayış yazının her yerinde. Gel de kıllanma!
Ben: Bu yüzden mi tutuklandılar yani? Atatürkçü olduklarından mı?
Kıllanan Adam: Hayır! Tek neden bu değil. Bu sadece ortak paydalardan biri. Esas diğer ortak bir payda daha var.
Ben: Yapmayın? Nedir o?
Kıllanan Adam: Yukarıda alıntı yaptığım yazının başlığı ne biliyor musun: “Fetullah Gülen Dosyası”! İki yıldır liste başı olup okunma rekoru kıran bu dosyada bakın neler diyor Gülen hakkında:
“1970'lerin ortalarında, Milli Görüş istikametinde hizmet gören Ak-Evler hareketinden koparılarak "AKYAZILI" Vakfı kurdurulan Fetullah Gülen, giderek Bediüzzaman'ın çizgisinden uzaklaşarak masonik merkezlere yaklaştı. Dünya'ya hükmeden ve çok gizli ve de kirli işler çeviren siyonist mahfillerle; Pek karmaşık ve karanlık ilişkiler ağına takıldı.
Aslında O, "küresel çete"nin ve Siyonist sömürücü sermayenin, artık sadece bir maşasıydı... Kahraman rolü oynatılan bir figürandı. Ve O'nun patron değil, piyon olduğu, sonunda zan ve tahminlerle değil, resmi belgeler ve şahitlerle ortaya çıkmıştı.
İşte Amerika'daki Siyonist Yahudi stratejisti ve CIA Ortadoğu şefi Graham E. Fuller Fetullah Gülen'e bunun için sahip çıkmakta ve O'nu yere göğe sığdıramamaktaydı.
Rus yetkililer, Fethullah Gülen okullarını açıkça "Amerikan ve İngiliz casusu yetiştirme merkezi" olarak tanımladı. Öte yandan, Türkiye kamuoyuna "modern okullar" olarak sunulan bu okullardan bazılarında çok sinsi ve siyasi faaliyetler yapıldığı ve ABD'nin dünya hakimiyeti için beyinlerin yıkandığı özellikle vurgulandı.
"Bu evlerin eğitim dizgesinden geçmeyenler, insanlık özünden yoksun bulunmaktadır... Işık evleri, yüreği pek, imanı çelik insanların yetiştiği kutsal mekânlardır." Şeklinde tarif ettiği bu evlere Rotary Külüplerin desteği de anlamlıydı...
Fetullah Gülen, ışık evlerinde yetişmeyenleri, "insanlık özünden yoksun saymaktaydı." Yani kendisine tabii olmayanlar değil, Müslümanlık, insanlık onuruna bile ulaşamazdı!?..
Vaazlarında ve kitaplarında:
"Hazreti Mesih (İsa A.S) Ahir zamanda o önemli misyonu eda etmek üzere mutlaka nüzul edecektir. Nüzul edecektir ama içinizden şahs-ı manevinin muhtevi bulunduğu mana ve ruha nüzul edecektir. (Yani Hz. İsa şu anda içinizde bulunan; lideriniz ve temsilciniz olan şahsiyete inecektir.) diyerek, dolaylı biçimde Mesihliğini ve Mehdiliğini ilan eden ve nicelerini buna inandırmıştı Fetullah Gülen…”
Adamlar resmen Gülen düşmanı. Gel de kıllanma!
Ben: Vay canına! Peki bu ortak paydaya diğer tutuklamalar da sahip mi?
Kıllanan Adam: Çok ilginç tesadüfler var. 28 Haziran’da, ADD’nin sitesinde Yrd.Doç. Dr. M. Deniz TANSİ’nin “Dönüş Neyin Habercisi?” başlıklı bir yazısı vardı. Bu yazıdan 4 gün sonra, 2 Temmuz’da ADD başkanı Şener Eruygur ve üst düzey ADD yöneticileri tutuklandı. Bakın ne deniyor o yazıda:
“Cemaat (Gülen cemaati), bürokrasi, siyaset ve ekonomideki yapılanmasının ardından, artık bizatihi iktidarı talep etmekte, ancak henüz dile getirmemektedir. Anlaşılması gereken budur.
Ordu ve yargının, Cumhuriyet'le ilgili kurumsal direnci, siyasetten gelen cılız karşı çıkışlar, elemine edilmeye çalışılmaktadır. Taraf adındaki gazete, her ne kadar cemaatin yayın organı değilse de, cemaatin de işine gelen bir psikolojik savaşın tetikçisi konumuna gelmiştir. Silahlı Kuvvetlere yönelik psikolojik savaş, cemaat açısından oluşan bir istihbarat yapılanmasının ipuçlarını vermektedir. Söz konusu yapılanma sadece bürokrasiye sızmalarla değil, ekonomik kaynaklar ve dış desteklerle beslenen bir süreci ortaya koymaktadır.”
Ve bu yazıdan sadece 4 gün sonra tutuklandılar! Gel de kıllanma!
Ben: Çok ilginç gerçekten.
Kıllanan Adam: İlginçlikler bununla bitmiyor. Biliyorsun 7. dalgada tutuklananlar arasında üç İşçi Partisi yöneticisi de var. O da ilginç bir tesadüf. Çünkü İşçi Partisi Genel Başkan Vekili M. Bedri Gültekin, 20 Temmuz’da bir basın açıklaması yapıyor. Bakın açıklamada ne demiş:
“KARARGÂH EVLERİ YALANI Amerika’nın ve Fethullahçı Gladyo’nun, “Ergenekon Operasyonu” sırasında izlediği taktiğin şöyle olduğu anlaşılmaktadır:
Amerika elindeki bütün propaganda aygıtını harekete geçirerek işlediği bütün suçları Türkiye’nin milli güçlerinin üzerine yıkmaya çalışmaktadır. Örneğin, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu cinayetleri vb. Örneğin Danşıştay cinayeti, Malatya katliamı, Hırant Dink cinayeti… Örneğin Sivas katliamı…
Fethulahçı Gladyo’nun “Karargâh evleri” yalanı da buna benziyor. Bu Çete’nin Türkiye’nin dört bir yanında “ışık evleri” adı altında Polis okulları ve Harp Okulu da dahil olmak üzere bütün devlet okullarında okuyan öğrencilere çengel atmak ve yasadışı örgütlerine kazandırmak amacıyla yürüttüğü faaliyet bilinmektedir.”
Bu açıklamadan sadece üç gün sonra da yeni tutuklamalar geldi İşçi Partisine. Ne tesadüf ama değil mi? Gel de kıllanma!
Ben: Gerçekten de ilginç tesadüf. Peki acaba başka kimler var bu işin içinde sayın Kıllanan?
Kıllanan Adam: Kimlerin olacağını söyleyemem ama kimlerin olamayacağı belli: Örneğin uzak veya yakın hiçbir AKP’li ve hatta sade AKP seçmeni bu olayın içinde yok. Ayrıca hiçbir Fetullahçı da bu işin içinde değil ve tutuklanmadı. Gel de kıllanma!
Ben: Ama Başbakan bu işi sahiplendiğini, savcısı olarak değerlendirilebileceğini söyledi? Demek durum ciddi?
Kıllanan Adam: Bu da kaderin bir cilvesi işte. Koskoca Türkiye’nin dindar başbakanı, samimi Müslüman Recep Bey, Müslüman dönmesi, Çorumlu bir lüle saçlı Haham’ın, Barzani ile samimi fotoğrafları olan bir hahamın ortaya attığı iddiaların savcısı!
Gel de kıllanma!
|