Türk Silahlı Kuvvetlerinin zirvesi fırtınalı geçen 2 yıldan sonra değişti. 47 yıllık üniformasını çıkaran Orgeneral Bütükanıt görevi 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’a devretti. Başbuğ’un önünde de zorlu iki yıl var.
ANKARA- Türk Silahlı Kuvvetlerinin zirvesi, fırtınalı geçen 2 yıldan sonra değişti. 47 yıldır taşıdığı üniformasını çıkaran Orgeneral Yaşar Büyükanıt, görevi 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a devretti. Başbuğ’un da önünde zorlu iki yıl bulunuyor.
27 Nisan tarihindeki e-muhtıra, Kuzey Irak’a ağır kış şartlarında düzenlenen sınır ötesi operasyon, terörle mücadelede yaşanan ve şehitlerin verildiği acı olaylar, Ergenekon soruşturması nedeniyle iki eski Orgeneral’in tutuklanması ve son olarak yaşanan Gürcistan sorunu Büyükanıt’a fırtınalı bir dönem yaşattı. Görevden ayrılmadan kısa bir süre önce de emekliliğinde kullanılmak üzere alınan zırhlı araç tartışma konusu oldu. Büyükanıt 2 yıl önce Şemdinli olaylarının tartışıldığı bir ortamda göreve gelmişti. İstanbul’a yerleiecek olan Büyükanıt, şeref madalyası alarak emekliliğe adım attı.
YENİ KOMUTAN ‘’ŞAHİN’’ Göreve atanacağı kesinleştiği günlerde dış basının da ilgisi ile karşılaşan yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ için The Guardian gazetesi, “Türkiye, anti İslamcı ordu komutanı atadı. Türkiye’nin güçlü askerler, İslamcılığa karşı kaya gibi duruşu ile bilinen yeni ordu komutanı atayarak ülkenin laik sistemine sarsılmaz bir destek mesajı gönderdi” yorumunu yapmıştı.
Orgeneral Başbuğ da KKK görevinin son döneminde Küdus’de ağlama duvarı önündeki resimleri nedeniyle gündeme geldi. Orgeneral Başbuğ için “ Karalama kampanyasının kurbanı” olduğu görüşü belirtilirken, Başbuğ’un Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt ile görüşmesi de tartışılan bir diğer konu oldu. Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde da, “Laiklik savunucusu Türk ordusunun başına geçiyor” başlıklı haberinde Orgeneral Başbuğ’u “Laikliğin büyük savunucusu” olarak nitelendirdi ve Başbuğ’a ‘’Şahin’’ olarak değerlendirdi.
LAİKLİK DEĞERLERİMİZİN TEMEL TAŞIDIR Orgeneral Başbuğ devir teslim töreninin yanı sıra bugüne kadarki konuşmalarında şu mesajları verdi:
LAİKLİK: Türkiye; laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir. Nüfusunun %99’a yakın bölümü de Müslümandır. Türkiye’den hareketle; nüfusun büyük bir bölümü Müslüman olan ülkelerin kolaylıkla demokratik bir yapıya dönüşebileceği sonucunu çıkarmak yanıltıcı olabilir. Burada unutulan veya dikkatten kaçırılan husus, laikliğin Türk demokrasinin gelişmesinde ana itici güç oluşudur. Bu oluşumda laikliğin Türkiye’de geçirdiği tarihsel süreç de göz ardı edilmemelidir. Laiklik sürecini yaşamayan, bu deneyime sahip olamayan ülkelerin demokratik bir yapıya kolaylıkla ulaşabileceğini söylemek bir iddiadan ileriye geçemeyebilir.
GÜÇLÜ OLMAZSAK DAĞILIRIZ : Türkiye’nin üzerinde bulunduğu Anadolu coğrafyasına ve bu coğrafya üzerinde yaşanan tarihe bakar ve incelersek şu sonuca ulaşırız; Anadolu coğrafyası üzerinde ancak güçlü devletler varlıklarını sürdürebilmiş, güçsüzler ise kısa sürede tarih sahnesinden silinmiştir. Bu nedenle, bulunduğumuz coğrafya, birbirini tamamlayan ve destekleyen güçlü politik, ekonomik, sosyo-kültürel ve askeri güç unsurlarına sahip olmamızı gerektirmektedir.
ASKERE DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR : Yakın çevremizde yıllardır cereyan eden olaylar dikkate alındığında, buna bir de küreselleşmenin sonuçları eklendiğinde, güçlü bir silahlı kuvvetlere olan ihtiyacın azalması bir yana, aksine arttığı görülmektedir. Ancak, değişen koşullar ve ortaya çıkan yeni görevlerin özellikleri dikkate alınarak, Silahlı Kuvvetlerin yeniden yapılandırılması da gerçek bir ihtiyaçtır. TSK’nın, konvansiyonel harp ile asimetrik harbi her üç kuvvetin müştereken birlikte icra edebileceği, nitelikli, beka kabiliyet yüksek, modüler, elastiki ve her türlü ortamda kesintisiz görev yapabilecek bir kuvvet yapısına sahip olması her zaman dikkate aldığımız bir hedeftir.
AB ÜYELİĞİNİ DESTEKLEMELİYİZ : Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhuriyet tarihinde her zaman çağdaşlığın ve ilericiliğin simgesi olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri için; Avrupa Birliği üyeliği Atatürk’ün amaçladığı “çağdaş uygarlık düzeyine” varma doğrultusunda, önemli bir toplumsal iradeyi gerçekleştirme aracı anlamını taşımaktadır.
ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ : Atatürk Milliyetçiliği, bilinçli veya bilinçsiz olarak, özellikle bazı Avrupa ülkelerinde yanlış yorumlanmaktadır. Bu yorumlar Atatürk Milliyetçiliğinin etnik temele dayandığının ve hatta Türkiye’nin önünü tıkadığını dahi iddia edecek kadar talihsiz noktalara götürülmektedir. Bu yorumu yapanlara Atatürk’ün Milliyetçilik anlayışının kendi sözleriyle en iyi şekilde açıklayan ‘’Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” sözünü ve Anayasamızın 66ncı maddesinde yer alan “Türk devletine vatandaşlık bağı ile baglı olan herkes Türk’tür” ifadesini hatırlatmakta yarar olduğunu düşünmekteyiz.
ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNCE YAPISI : ATATÜRK’ün, Türkiye Cumhuriyetini kurarken, sahip olduğu düşünce yapısının temel noktalarını sizinle kısaca paylaşmak isterim. Biz bu düşünce yapısına “Atatürkçü Düşünce Sistemi” diyoruz. ATATÜRK’ün düşünce sisteminin temel felsefesi kendi ifadesiyle “Ben manevi miras olarak hiçbir dogma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel istikamette akı ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçım olurlar” şeklinde özetlenebilir.
LİDERLER VİZYON SAHİBİ OLMALI : Liderler mutlaka vizyon sahibi olmalıdır. Vizyon sahibi olmak, liderler için yaşamsal, doğru, ama biz vizyonu tam anlıyor muyuz? Vizyondan ne kastediyoruz? Şimdi sokaktan geçen sade vatandaşa “Sen vizyon dendiği zaman ne anlıyorsun?” diye sorsak, belki çok doğru olarak diyecek ki, “Cazip parlak güzel fikirlerin ifade edilmesi.” Acaba arkasında bir bilgi birikimi var mı veya bu parlak fikir ne kadar bilgiye veya bilimsel temele dayanıyor. Önemli olan bu. Yoksa görünüşte fikirler çok parlak gelebilir. Ancak o fikir bir bilimsel temele, bir bilimsel esasa dayanmıyorsa, herhalde onu vizyon olarak kabul etmenin, o gün için hiç değeri olmayacaktır.
MEDYASIZ HİÇBİR ŞEY OLMAZ : Medyasız hiçbir şey olmaz. Bugün medya büyük bir güçtür ve başarıyı elde etmek isteyen her kuruluş medyayla olan ilişkilerinde çok dikkatli, özenli, itinalı olmak mecburiyetindedir. B ugünkü medya ortamında, insanların zihinleri, gerçek anlamda mücadele alanıdır.
KERKÜK ÖZEL STATÜDE OLMALI : Kerkük bir çok etnik grubu barındıran bir şehirdir. Kerkük aynı zamanda önemli petrol kaynaklarına sahiptir. Ancak baştan itibaren Türkiye’nin bu konudaki politikası, Kerkük’ün ve zengin petrol kaynaklarının belirli bir gruba mal edilemeyeceği ve bu kaynağın bütün Irak’lılara ait olduğudur. Bu nedenle Kerkük’ün özel statüde olması çok önemlidir. Biz bu düşüncelerimizi ve kaygılarımızı dostlarımıza aktarıyoruz. Bu konunun zorlanması halinde Kerkük’ün her an patlamaya hazır bir problem sahası olduğunu ve patladığında da tüm bölgeyi etkileyeceğini belirtiyoruz.
Tüm yorumlar(12)
Misafir
30/08/2008 16:49:19
ÇOCUKLAR GİBİ ŞENLER VALLA..!! AL GÜLÜM VER GÜLÜM..!! HERKES HALİNDEN MEMNUN... HALK , ULUS , VATAN YOK BİRTEK..!!
Misafir
30/08/2008 16:42:19
DİLERİM BU ŞAHİNLİK RECEPLE DOLMABAHÇEDE BİR TOPLANTIYA KADAR DEĞİLDİR...!!!!!
Misafir
30/08/2008 16:05:31
BUNLARMI KEMALİN ASKERLERİ..??? BUNLARMI KURTARACAK BU MEMLEKETİ..??