Anasayfam YapAnasayfam Yap






12:28 TSI

ARA











Uzay gemisinde dehşet!



04.09.2008 - 18:08
arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Aslında Marc Caro tüm özgünlüğüne rağmen bugüne kadar çekilmiş türlerinden pek farklı bir filme imza atamıyor. Yani uzay gemisine gelen ‘yeni’nin atraksiyonu üzerine kuruyor bütün öyküyü…





  İlgili Haberler

  Diğer Haberler
'Bu filmi Atatürk'ü yaşatmak içi...
Testere 'Destere' olursa...


Banu Bozdemir
(
banubozdemir@gmail.com)

Dante 01 ile ilk defa bu seneki İstanbul Film Festivali’nde karşılaştık. Marc Caro adını duyan gelmişti, salon tıklım tıklımdı… Karşımızda bir Şarküteri  ya da Kayıp Çocuklar Şehri olmadığının farkındaydık… Caro, filminin deliler hakkında, delilerin yaptığı bir film olduğunu söyleyince nasıl rahatladık anlatamam. Deli işi bir film tam da bize göreydi… Öncesinde ağır sıkıcı bir ortamda, fi tarihinde sanki Sovyetler Birliği’nde çekilmiş bir film izledik. O filmi Dante 01 sananlar kapıya öyle bir yüklenip, kendilerini dışarı attı ki, ortada ne Marc Caro hayranı kaldı ne de bir şey… Bu kadar kısa süreli bir hayranlık festival izleyicisine hiç yakışmadı. Sonra kısa film bitti ve Dante 01 başladı… Kendimizi kasvetli uzay gemisi ortamına bıraktık.

KOBAY ÜSLUBU
Yüksek güvenlikli uzay gemisi hapishanesi ve psikiyatrik araştırma merkezi olan Dante 01’de çok tehlikeli bir grup suçlu, yasal olmayan nano-teknolojik deneyler için kobay olarak kullanılıyor.  Üstte sadece 7 mahkum, 3 idari görevli ve 2 de doktor var. Dünya dışı varlıklarla yaşanan bir çatışmadan sağ kurtulan tek kişi olarak Üsse yeni gelen tutuklu Saint George, kendi içindeki canavarı kontrol altına almak için savaş veriyor. Bu canavarın gücü, dehşet verici bir labirenti andıran uzay gemisinin tüm sakinlerini etkileyecek, gardiyan ve tutukluların şiddet dolu isyanlarına sebep olacaktır. Her biri artık kendi canavarıyla yüzleşmelidir.

Yazın tarihinin temel eserlerinden olan İlahi Komedya’nın yazarı Dante’nin ismini taşıyan filmde, esere yapılan göndermeler ve mahkumların ve diğer karakterlerin tarihi karakterlerden esinlenilmiş isim seçimleri (Buda, Aziz George, Rasputin, Sezar, Atilla, Lazarus, Persephone, Molek) de yönetmenin yaratmaya çalıştığı bütüncül ve sembolik dünyanın iktidarla ilişkilendirilişinin önemli detayları olarak karşımıza çıkıyor.

UZAY GEMİSİNİN ÖZGÜNLÜĞÜ
Aslında Marc Caro tüm özgünlüğüne rağmen bugüne kadar çekilmiş türlerinden pek farklı bir filme imza atamıyor. Yani uzay gemisine gelen ‘yeni’nin atraksiyonu üzerine kuruyor bütün öyküyü… Uzay gemisi de bir anda sıradan bir araç olup çıkıyor tüm bu filmlerde. Apollo 13 ya da Solaris’de de insanoğlunun kaygısı değişmiyor. İnsanoğlunun yaşamak için başkasının hayatına kast etmesi durumu Dante 01’de de yaşanıyor.
Dante diğer iki filmden farklı gibi duruyor ama insan hayatının sonlanışına ve birilerinin paçayı kurtarmak için giriştiği çabalarla benzer ruh halleri inşa ediyor.
Yani bilimkurgu-korku imajı her yerden fışkırsa da işin psikolojik yani daha ağır basıyor ve ortamın baskınlığıyla beraber gerginlik bir hayli tavan yapabiliyor… Uzay boşluğunda çıkış bulamayan filmin sonucu da seyirci açısından bir hayli ağır olabilir!

 





Tüm yorumlar