MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






06:30 TSI

ARA











Safile Usul
safileusul@ttnet.net.tr



Düşman ruhlu adamlar

06.10.2008 - 01:31

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Hayatta en sevmediğim ve beynime yakıştırmadığım kavramlardan birisi “Düşman” kavramıdır.

Ama.

Bu durum Türkiye’nin canından can koparsa doymayacakların olduğunu bilmediğim anlamına gelmez.

Türkiye’nin egemenliğini kabul etmeyen, bu egemenliği yok etmeyi başarması mümkün olmadığı için bulduğu her açıktan sokuşturmaya çalışanların olduğunu bilmediğim anlamına gelmez.

Kuzey Iraklı Kürtlerin önemlice bir bölümünden söz ediyorum.

Evet.

Türkiye acı çekse mutlu olacak, toprakları tarumar olsa kına yakacak, dünya haritasından silinse kurban kesecek bir ruh halinden söz ediyorum.

Düşmanca bir ruh halinden söz ediyorum.

Evet.

Tüm bu olayların ardında yatanın Türkiye’nin egemenliğine husumet beslemek ve o egemenliği azaltmak, bölmek olduğunu bilmeyen ve anlamayan varsa, bilmediği ve anlamadığı ile yaşasın dünyanın öbür ucuna kadar.

Ve de.

Her ne kadar Kuzey Irak’taki PKK hareketliliğini Barzani veya Talabani’nin durduracak gücü olmadığını kabul etsek bile.

Türkiye’nin egemenliğine yönelik bu saldırılar için kanlı gözyaşı dökmediklerini biliyoruz.

Şimdi sadede gelelim.

1-Türkiye Kuzey Irak konusunda şu anda bir politika değişikliğine gitmeyecek ve şu anda bu okey bence. (ki, bir değişiklik bu tür bir saldırının hemen ardından gelmezse sonradan olmaz. mesela saldırıdan hemen sonra bazı sınır kapılarını kapatmak vb. gibi.)

Ama.

Bu ruh hali çok fazla uç verirse ve  Türkiye kendi için gerekli olanları yaparsa, kimse “AB ne der?” diye düşünmesin.
Sadece üç Alman dağcı kaçırıldığında Almanların gösterdiği refleksi hatırlasın. (unutanlar internetten bakabilir)
Ben o zaman bu üç dağcının serbest bırakılacağından emindim çünkü Almanlar kararlılık mesajını çok iyi verdi.

2-Hain saldırıdan sonra televizyondan izlediğim CHP ve DSP Başkanları Baykal ve Sezer fena baydı yine. “Bu Hükümet terörle mücadele edemiyor.” gibi bayat bir şeyi  tekrarlamaktan başka bir şey söylemediler. Hükümetin senelerdir bizi türbanla yatırıp, türbanla kaldırdığını hepimiz, herkes biliyor. “Sosyal işler yapın, dağa çıkmaları engelleyecek işler yapın” demek bile askerin işi oldu, bunu da herkes biliyor. Hükümetin 6 senedir bu bölgeler için kullanabileceği AB fonlarını dahi kullanamadığını da biliyoruz.

Benim şu anda  siyasi muhalefetten beklediğim, mesela, askerin istediği yasal yetki konusunda bir inceleme yapıp, bir görüş oluşturması ve bunu kamuoyuyla paylaşması. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Iğsız dün Ankara’da basının Ankara temsilcileri ile buluşmasında, “Hükümetten 2007 Ağustosunda yasal yetki istedik. Bu konuyu Perşembe günü tekrardan sunacağız” dedi. Asker Hükümetten bir şey istiyor, Hükümet vermiyor. Nedir bu vermediği? Şunu anlayın iyice, bize de anlatın. Hükümet Genelkurmay’ı hangi konuda süründürüyor? Bunu bir anlayalım. Hangi AB yasası buna engelmişmişmiş, bilelim. AB yasaları iyi bildiğimiz bir iş bizim. Hangi yasaymış o? Bir devletin egemenliğine saldıranlarla mücadeleyi engelleyecek ne varmış AB yasalarında, bir görelim. Askere istediği yetkiyi verirsin, insan hakları ihlallerine karşı da sivil denetim mekanizmaları kurarsın. Bu, bu kadar zor bir şey mi acaba?

3-Yine, Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız dün bir cümle sarf etti. Bu cümle çok önemli. Iğsız dedi ki, “Bu mücadele terör örgütüyle güvenlik güçleri arasındaki bir mücadeledir. Başka şeyler karıştırılmasın.”
Bu, şu anda Türkiye’de edilmesi gereken en önemli cümlelerden. Çünkü terör en iyi toplumsal dokudan izole edilerek, bu tarz çatışmaları topluma dikey olarak indirmeden ve güvenlik güçlerinin halledeceği bir mesele olarak çözülür. Iğsız’ın bu sözündeki akıl, mesela, Türkiye ile İsrail arasındaki temel farklardan biridir. Bu söz  aynı zamanda, bir Avrupa devleti aklının ifadesidir.

4-Asker üzerinde sivil denetim çok önemlidir ama, “Bu denetimi bu Hükümet mi yapacak?” sorusunun cevabı bizde bu işleri erteler. Kendi askerini AB ile diskalifiye etmeye çalışan bir Hükümetle bu işler olmuyor çünkü.

5-Türkiye’de bir Türk-Kürt çatışması yoktur ve olmayacaktır. İki şey birbirinden tamamen ayrıdır. Güvenlik güçleri ve devlet egemenliğine saldıranlar arasındaki mesele ile başka hiçbir şey birbirine karıştırılmamalıdır. Ayrıca, vatandaşlar Türkiye gibi azman bir demokrasi ülkesini bırakıp, Ortadoğu bataklığına gitmezler. Hem biz bir Balkan ülkesi değiliz. Tabiatımız farklı ve böyle kalacağız.










Tüm yorumlar(12)






Misafir   06/10/2008 14:59:17

Amerika'nın çakalları Talabani ve Barzaniye güvenilmeyeceği zaten belliydi.Bizde PKK ne ise,Iraktada peşmergeler de odur.Bu ikiside devlete karşı silah doğrultmuşlardır.Siz bakmayın Amerika ve Avrupanın bunları dünyaya ezilmiş insanlar gibi göstermelerine. ...

Misafir   06/10/2008 12:55:54

Şefkatli bir ruhtan böyle merhamet dolu tümceler çıkar.

Misafir   06/10/2008 12:52:31

Aslında ben yazının başlığından hangi mesajı vermek istediğinizi(ülkemizi bekleyen tehlike açısından) çok ama çok iyi anladım; sizin gibi üstün bir vicdan ve üstün bir zeka sahibi bunu anlayabilir korunaktan yoksun oluşu beni hayli tedirgin e...







Ayşe Özgün, Aylin Bermant, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, İsmet Solak, Işın Çelebi, Sinan Aygün, Melike İlgün, Emin Özgönül, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Sedat Tunalı, Emre Peser, Cahit Düzel, Bora Koçyiğit, Fatih Baykan, Mehmet Fatih Akyüz, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Mehmet Ayan, Zübeyde Saraçoğlu, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Opr. Dr. Can İşler, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Arzu Özgeneci, Dr. Selçuk Somer

 

Tüm Yazıları  
Bayraktar istedi, Erdoğan y..  (03.12.2008)
AKP bunu da ıskaladı  (01.12.2008)


Diğer Yazarlar
Kıymet Nadir Bindebir
'Parçalanmış cesetler dosyası'

İsmet Solak
Politika kazanları kaynıyor

Ayşe Özgün
Aydın'daki çiftçi arkadaşımı alnından öpüyorum!