MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






05:01 TSI

ARA











Feridun Fikri Bayar
feridunfikribayar@gmail.com



Felsefeye giriş dersi: Tanrı yanılgısı!

07.10.2008 - 09:18

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Bu hükümet kaldığı sürece,
Terör sorunu bitmeyecektir...
Ben biteceğine olan inancımı kaybettim.
Öyle şeyler görüyor ve okuyoruz ki,
Önceliği sadece ve sadece "Din" olan insanların,
Kalan sorunlarla ilgilenmediğine olan inancımız pekişiyor.
 
Hatta bazen Recep Bey'in en büyük hayalinin,
İstanbul Üniversitesi'nin adının
"İstanbul Medresesi" olarak değiştiği günleri görmek olduğunu düşünüyorum.
Çünkü krizler oluyor, şehitler veriyoruz,
Günler akıp gidiyor ama bir tek şey değişmiyor:
Milli eğitimdeki kararlı ve planlı dindarlaştırma arzusu!
Sanki yaptıkları diğer herşey,
Sadece bu amaca hizmet ediyor,
Eğitimde yapılanları kamufle etmek için yapılıyormuş gibi...
 
Bir felsefe dersi içeriği hazırlanmış ki inanılır gibi değil.
Hazırlanan kitap felsefe kitabı değil de, fıkıh kitabı gibi.
Hadislerden örnekler mi istersiniz,
Dinlerin hayatımıza olumlu etkilerinden mi,
Ne ararsanız hepsi var dinle ilgili.
 
Sanırım AB'nin dayatmasıyla bir gün din dersi kaldırılırsa diye,
Şimdiden önlem alınıp diğer derslere serpiştiriliyor dinî konular.
Elbette sadece felsefe dersine din yerleştirmek yeterli değil.
Yakında Fizik, Kimya, Biyoloji gibi derslere de yerleştirilir inşallah.
Yüce Rabbim izin verirse,
Newton yasası gibi yasaları kaldırıp,
Yerçekiminin Allah'ın kanunu olduğunu,
Elektronları da yine Allah'ın döndürdüğünü Fizik derslerine koyacaklar tez zamanda.
 
Felsefeye Giriş dersine yapılanlar o kadar akıl almaz ve ilginç ki,
Basında yer alan boyutuyla bulup tekrar okumanızı öneririm.
Ama benim esas dikkatimi çeken başka bir şey var.
Bu dersin içeriği, tamamen bir kitaba yanıt olarak hazırlanmış.
 
Biliyorsunuz bir zamanlar Evrim Teorisi hakkında az uğraşılmamıştı.
İETT otobüslerinin tamamına,
Evrim Teorisinin neden çuvalladığını anlatan afişler asılmıştı.
Bu konu üzerine aklına esen, teoriye yanıt veren kitaplar yazmıştı ...
Peki aralarında bilim adamı var mı?
Hayır!
 
Şimdi bu son Felsefeye Giriş dersi için de aynı durum yaşanıyor.
Tüm dersin içeriği bir kitaba yanıt olarak hazırlanmış:
"Tanrı Yanılgısı".
Richard Dawkins'in bu kitabında, Tanrı'nın neden olmadığı,
Lehinde ve aleyhindeki kanıtlarla incelenmiş.
Anlaşılan Recep Bey'in ekibi bu kitaptan oldukça rahatsız.
Ola ki çocuklar bu kitabı okuyabilirler diye,
Kendilerince önlemlerini almışlar.
Ama tüm felsefe dersinin konusu,
Tanrı Yanılgısı kitabındaki iddiaları çürütmek olduğu halde,
Kitapta yazılanları tek yanlı ele almışlar.
Öğrenci bir gün bu kitabı da okursa neler düşünür,
Onu hiç düşünmemişler.
 
Örneğin tanrının varlığını kanıtlamak için öğretmenden şu etkinliği yapması isteniyor:
“Öğretmen öğrencilere bir kitap gösterir.
Yazar olmadan bu kitabın var olması mümkün mü?
Resim gösterir.
Ressamsız bu resmin kendi kendine olması mümkün mü?
Sınıftaki sıralar, masalar v.b
Marangoz olmadan tahtaların bir araya tesadüfen gelmesi mümkün mü?
Yapan olmadan en küçük varlık bile var olmadığına göre,
Mükemmellik içinde işleyen bu kâinat sahipsiz yaratıcısız olur mu?
Yukarıdaki sorular ile öğrencilerin dikkati çekilir...."
 
Oysa hepimiz biliriz ki,
Felsefe dersinin ana konularından biri mantıktır.
Dersi hazırlayanların bahsetmediği bu konuya,
Tanrı Yanılgısı kitabında şöyle yanıt veriliyor:
 
"Her şeyin bir yaratıcısı varsa,
Mantığın gereği olarak Tanrı'nın da bir yaratıcısı olmalıdır.
O kimdir?(Tanrı Yanılgısı-Sayfa 84)"
 
Ne yazık ki derste bu sorunun yanıtı yok!
Bunu bir şekilde öğrenen çocuk nasıl yanıtlayacak?
Ders şöyle devam ediyor:
 
"Aşağıdaki sorular yazılarak öğrencilerin düşünmesi istenerek grup etkileşimi başlatılır.
Her eserin bir ustası olur mu?
Evren nasıl meydana geldi?
Evrende bir mükemmellik var mı?
Evrendeki düzenin amacı nedir?
Bir atom zerresini bile düzenli hareket ettiren kuvvet nedir?
Tanrı'nın varlığına ilişkin kozmolojik, ontolojik ve teolojik kanıtlar,
Soru- cevap tekniği ile ortaya konur."

Derste öyle konular var ki,
Bire bir Tanrı Yanılgısı kitabından alınmış.
Ünitelerden birinde öğretmen için 'Tanrı hakkındaki kanıtların neler olduğunu açıklar’ ibaresi var. Açıklamasında da ‘Kozmolojik kanıt, Hudus kanıtı, Ontolojik Kanıt, İmkân ve Ahlak kanıtı gibi görüşlere yer verilebilir” deniliyor.
Bu terimler tam olarak o kitaptan alınma.
 
Ancak kitapta başka şeylerden de bahsediliyor.
Örneğin bilim adamlarının ne kadarının Tanrı'ya inandığı gibi.
Bu konulardan derste söz edilmiyor.
Madem öyle biz edelim.
 
Tanrı Yanılgısı sayfa 99-102:
"Nobel ödüllü Hıristiyan bilim adamlarının listesini sunduğunu söyleyen bulabildiğim tek web sitesi, toplamda yüzü geçmeyen Nobel ödüllü bilim adamlarından yalnızca 6 (altı) tanesiyle çıkagelir. Bu altı taneden dört tanesinin hiçbir şekilde Nobel ödülü almadıkları ortaya çıkmıştır ve en azından bir tanesi, kesin tecrübelerime göre, tamamen sosyal sebeplerden kiliseye hizmet eden bir inançsızdır. Benjamin Beit-Hallahmi'nin daha düzenli bir çalışması şunu ortaya çıkarmıştır, 'Bilim alanlarında Nobel ödülü alanlar arasında, edebiyat alanındakiler de buna dahil olarak, ait oldukları nüfusa kıyasla kayda değer oranda bir dinsizlik vardır'.
    Önemli gazetelerden Nature'daki Larson ve Witham imzalı 1998 seneli bir araştırma, emsallerine göre daha seçkin oldukları düşünülen Amerikan bilim adamlarından Ulusal Bilimler Akademisi'ne (National Academy of Sciences) seçilenlerin yalnızca yüzde 7'sinin kişileşmiş(iyilik yapan, dualara karşılık veren, bire bir her olayla ilgilenen) bir Tanrı'ya inandıklarını gösterir. Ateistlerin bu ezici üstünlüğü, Amerikan halk nüfusunda neredeyse tam zıt yöndedir.
    ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin İngiltere'deki karşılığı Krallık Ailesi'dir. 1074 üyesiyle yapılan bir araştırmada yanıt veren 225 kişiden 213'ü ateist, 12'si inançlı çıktı.
    Din ve IQ konusunda, bildiğim tek meta-analiz çalışması, 2002'de Mensa Dergisinde Paul Bell tarafından yayınlanmıştı. Bell şöyle bir sonuç çıkarmış: 'Dinsel inanç ve bir kimsenin zekâsı ve/veya eğitim seviyesi arasında ilişki üzerine 1927'den beri yapılan 43 araştırmanın, dördü hariç hepsi bu etmenler arasında bir ters orantı olduğunu ortaya döker. Buna göre, bir kimsenin zekâsı ya da eğitim seviyesi ne kadar yüksek olursa, bu kişinin dindar olması ya da herhangi bir türden inançlılar barındırması o kadar olanak dışıdır."

 
Din ve inanç özeldir ve kişiyle Tanrı arasındadır.
Eğer bu konuyu ilk ve orta öğretimde ders konusu yaparsanız,
Tanrı'nın varlığını tartışmaya açarsınız.
O zaman empoze ettiğiniz görüşler kadar,
Karşı tezlere de yer vermek zorundasınız.
Bunu yapamazsanız veya yapmaya hazır değilseniz,
İnsanların kutsalını tartışmaya açmışsınız demektir ki,
Bunun da adı bölücülüktür.
AKP'nin sürekli yaptığı gibi bu tarz tartışmalarla,
Toplumu farklı kamplara ayırmaya yol açmış olursunuz.
 
Bu derslerde bilim yapılacaksa,
Konuyu tüm yönleriyle ortaya koymalısınız.
Yok eğer bilim yapılmayacaksa,
Bu okulların adını "Medrese" olarak değiştirmeniz gerekir.
 
Albert Einstein, Stephan Hawking gibi,
Okullarda okuttuğunuz bilimlerin temellerini atan,
Kitaplarını yazan bilim adamlarının,
Din konusunda ne düşündüklerini bir kenara koyalım.
Ama onların oluşturdukları bilim yuvalarına bu tarz tartışmaları sokacaksanız,
Önce Thomas Jefferson'un şu sözünü yazıp yanıtını verecek,
Sonra nesnel bir şekilde tartıştıracaksınız:
 
"Farklı dinsel cemaatlerin din adamları, tıpkı cadıların gün ışığından korktukları gibi bilimin ilerlemesinden korkar ve benimsedikleri aldatmacaların yok oluşunu müjdeleyen kaçınılmaz sona nefretle kaş çatarlar."










Tüm yorumlar(13)






M. L.   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 08/10/2008 13:15:02

inadina islam diyen sahis sunu bilmelidir: islam namina politika yapanalarin yolsuzluklarina, küfürlerine bakarsaniz daha cok seytana hizmet etiklerini anlarsiniz. Sayin Bayar övünmek gibi olmasin ama zanki fikirlerimin temsilcisi gibi düsüncelerinizi bizlere aciklarlsiniz. Size her zamanki gibi basarilar dilerim. Saygilarimla

Misafir   07/10/2008 23:48:54

bu kitabi bulup okuyunuz.

ali ılgaz dal   [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 07/10/2008 23:35:34

Şöyle bir laf çok hoşuma gidiyor TANRI beni olmam gereken yere gönderdi diye. Tanrı diye hitap edince başka ALLAH diye hitap edince başka bir ilahi kuvvet mi algılanıyorda Tanrı sözcüğü bu kadar tırmalıyor.







Ayşe Özgün, Aylin Bermant, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, İsmet Solak, Işın Çelebi, Sinan Aygün, Melike İlgün, Emin Özgönül, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Sedat Tunalı, Emre Peser, Cahit Düzel, Bora Koçyiğit, Fatih Baykan, Mehmet Fatih Akyüz, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Mehmet Ayan, Zübeyde Saraçoğlu, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Opr. Dr. Can İşler, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Arzu Özgeneci, Dr. Selçuk Somer

 

Tüm Yazıları  
Bu ne yaman çelişki annem  (01.12.2008)


Diğer Yazarlar
Kıymet Nadir Bindebir
'Parçalanmış cesetler dosyası'

İsmet Solak
Politika kazanları kaynıyor

Ayşe Özgün
Aydın'daki çiftçi arkadaşımı alnından öpüyorum!