MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






08:54 TSI

ARA











Mehmet Ayan
mehmet.ayan@turkmedya.com.tr



Z’ARC’AVA

07.10.2008 - 10:56

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

Başlık çalıntı… Racing Post’un 5 Ekim Pazar günkü kapağından… Avrupa’nın en büyük yarışlarından biri için Avrupa’nın en büyük atçılık dergilerinden birinin (Racing Post) attığı başlık. 5 Ekim Pazar günü Paris’teki Longchamp Hipodromu’nda koşulan QATAR PRIX DE L’ARC DE TRIOMPHE yarışını Aga Han’ın Zarkava isimli kısrağı jokey Chistophe Summilion ile kazandı. Favori Zarkava idi. Koşuya 1.3 milyon euro ‘ganyan’ oynanmıştı. (Bilmeyenler için… ganyan oyunu demek kazanacak atın üzerine ‘o birinci olur’ bahisi oynamaktır.)  Yarışın birincilik ikramiyesi ise 2.285.600 euro… Binlerce insanın katılımı ile yapılan harika bir atçılık ve kültür şöleni…

5 yıl önce geldiğimde de koşuyu AGA HAN ve SUMİLLİON kazanmıştı. 2003’te Dalakhani’yi, dün de Zarkava’yı alkışladım ellerim patlarcasına. Zarkava, 1993’teki Urban Sea’den tam 15 yıl sonra koşuyu kazanan ilk dişi at. Hem de ne kısrak!  1968’de atçılığa başlayan AGA HAN’ın 1984’te Akiyda, 2000’de Sinndar, 2003’te de Dalakhani ile kazandığı zaferlerden sonra bu 4. Arc’ı. Yarış öncesi Zarkava’ya ilişkin iki kuşku vardı. İnanılmaz formda ve güçlü olmasına rağmen kısrak oluşu ve havanın yağmurlu olma ihtimali herkesin kafasındaki soru işaretiydi. Racing Post Şef Editörü James Willoughy yarış öncesi değerlendirmesinde “Zarkava is the best but, will it be enough?” diye soruyordu. Kısrak çıktı kazandı. 2.2 milyon euroyu aşan birincilik ikramiyesi Aga Han için belki devede kulak bir para ama yarış sonrası yüzündeki ‘benim kısrağım kazandı’ mutluluğunu görmeliydiniz. Yarış sonrası Zarkava’nın işi bitti. Ve şovun asıl parçası, gerçek sahibi ortaya çıktı. Christophe Sumillion... 4 Haziran 1981 doğumlu bu ikizler burcu çocuk, buraların hem imparatoru, hem sevimli yaramazı, hem akıllı çocuğu hem de büyük kahramanı… Tıpkı 2003’te olduğu gibi yine kendisini alkışlayanlara saygıyla selam verirken onu gösterdi… Altındaki atı gösterdi. Atını defalarca öptü. Kızı geldi kızına da öptürdü. Ardından da kupa törenine gidene kadar, kupayı alırken, aldıktan sonra, jokey odasına dönene kadar şovu yaptı.

Jokeylerin ne kadar önemli olduğu iki gün boyunca Arc’ta gözümüze gözümüze sokulurken. yarışçılık bilgi ve görgüsünü geliştirmek adına Arc’a gelen hiçbir Türk jokey olmaması çok üzücü. Bizim gönlümüz iyi yada kötü, formda ya da değil, şanslı yahut şanssız birkaç ata Türk jokey binmesini arzularken, onlar mesleki görgü ve bilgilerini arttırmak için bile bu tip organizasyonlara gelmiyorlar. Seyirci dahi kalamıyorlar! Ne hazin…

Tekrar Racing Post’a dönelim. İki günlük nüshalarını satır-satır inceledim. Tam bir araştırma konusu olacak bir mesele var Türk yarış medyası için. Racing Post’un şu iki günlük sayısında verilen reklamları gördükçe Türkiye’de yarış medyasının ‘bahis şirketi reklamı alamadığı sürece’ bir adım dahi ileriye gidemeyeceğini anladım. Onlarca bahis şirketi reklamı vardı. Paris Turf’te de benzer durum sözkonusu. Yasal mevzuat buna uygun değil ancak bu durum yarış medyasını baltalıyor. Haa bunların yanında sektörün kendini domine edebilmesiyle gelişen yan sanayi ürünleri ve onların da reklamları… Yarışçılık ile CD, VCD, TELEFON HATTI, FOTOĞRAF ALBÜMLERİ, KİTAPLAR vs… Bunların da ilanları yer buluyor ama orada bahis şirketlerinin sürüklediği bir yarış basını endüstrisi var. Bizde ise nanay! O ekonominin küçüklüğündendir ki Türkiye’de yarış yazarı yetişmiyor! Geçimini insanlar bu sektörden sağlayamadığı için birkaç deli dışında kimse yarış medyasına bulaşmıyor. Tahmincilik yapabilenler de iş yoğunluğu nedeniyle gazeteden çıkamıyorlar, hipodroma gelemiyorlar, yarışlarla ilgili aktüaliteyi takip edip bir şey yazamıyorlar. Döngü bu kadar basit.

Ve son notlar… Ev sahiplerinden… İki gün boyunca milyonlarca euro ikramiye dağıttılar… Gayriresmi bir bilgiye göre 10 yıllığına 25 milyon euroya Arc’a sponsor olmuşlar. Dağıtacakları yarış ikramiyesi hariç! Katarlılar Paris’in her yanına QATAR yazdırdılar. Hipodroma gelen binlerce Avrupalının gözüne-gözüne sokuldu bordo zemin üzerine yazılan QATAR yazısı. Kendi kültürlerini de gelip sergilediler hipodrom içindeki pavyonlarda. Kendi öz kıyafetleriyle dolaştılar Paris’in göbeğinde, hipodromun göbeğinde. “Parayı bastık, rahat rahat dolaşırız iki günde” mesajı verdiler. Emir Al Thani geldi şovunu yaptı protokol tribününde. Tribünlerin daha önce Fransızca olan isimleri Arapça oldu mesela koşu günü.. Yani iki günlüğüne koskoca Longchamp’ı kiraladılar, paranın gücünü gösterdiler.


 










Tüm yorumlar












Ayşe Özgün, Aylin Bermant, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, İsmet Solak, Işın Çelebi, Sinan Aygün, Melike İlgün, Emin Özgönül, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Sedat Tunalı, Cahit Düzel, Emre Peser, Mehmet Fatih Akyüz, Fatih Baykan, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Zübeyde Saraçoğlu, Mehmet Ayan, Kıymet Nadir Bindebir, Ümit Aktan, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Dr. Selçuk Somer, Opr. Dr. Can İşler, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Arzu Özgeneci

 

Tüm Yazıları  
Galatasaray kazanmaya yakın..  (09.11.2008)
Urfayıldızı kimin atıydı?  (06.11.2008)


Diğer Yazarlar
Ayşe Özgün
Tesettür ve türban 'ürün' mü oldu?

Safile Usul
Siyasi çözüm denen şey ve Hasan Cemal

Yavuz Semerci
Dertleşme yazıları (1)

Özlem Bayraktar
Bankacılık sektörünün durumu “iyi” mi “kötü” mü?