MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






05:04 TSI

ARA











İsmet Solak
ismet.solak@gazeteport.com.tr



Cesaret ve kararlılık lazım!

07.10.2008 - 12:33

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

KAÇ yıl oldu?

PKK terör örgütü 1980 ortasında ortaya çıkmıştı. Yıl 2008 ve Ekim ayındayız..

Terör tüm azgınlığı ile başımızın belası.

Teröristlerle ne kadar mücadele ederseniz edin terörü yok edecek önlemler alınmadığı sürece bu acılar sürecektir. Terörle mücadele öncelikle cesaret ister, kararlılık ister.

Bu gerçeği artık görelim; terörist maşadır, terör ise gerçek sorun!

Teröristlerle mücadelede başarılı oluyoruz, ama terör bitmiyor. Neden?

Aktütün adını ilk defa Özal’ın Başbakan olduğu dönemde duymuştuk.

Özal ilk döneminde PKK için, “üç-beş çapulcu” demişti.

Hatta, Kuzey Irak ile Türkiye arasındaki sınırın kaldırılmasını, eke tarafta yaşayan akrabaların serbestçe gidip gelmelerinin sağlanmasını,bunun gelecekte birlik bütünlüğü de sağlayacağını savunuyordu.

Bakın, nereden nerelere geldik.

O dönemde, Özal’ın birliktelik önerilerine sert tepkiler gösterilmişti.

Özal kendine göre bir çözüm öneresi yapmıştı.. Karşı olanların önerisi neydi?

Şu noktada, “PKK terör örgütüdür” bile demeyen, her fırsatta, “Operasyonlarla bu sorunu çözmek mümkün değildir, bu görülmüştür” diyen, çatışmada öldürülen teröristleri “şehit gerillalar” gibi görüp gösteren milletvekilleri bu ülkenin parlamentosunda bulunuyor.

15 şehit verildiği gün, DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk PKK yayın organı olan ROJ TV’ye demeç veriyor.. İşte bu, meclis kürsüsünden edilen yemine aykırı.. Madem ki Devletine bağlı kalacağına, milletin birliği için çalışacağına “namusun üzerine” ant içtin, bu yeminini tutacaksınız hanımefendi!

İçilen andın tersine hareket, bir anlamda vatana ihanettir!

Kime anlatırsınız?

Şimdi 15 askerimizin şahit edilmesini kınayan ABD ve AB ülkelerine sorun, edilen yeminin içeriğini değil, Aysel Tuğluk’un Kürt olmasını öne çıkarırlar..

Saldırıyı kına gibi açıklama yapan Talabani ve Barzani’ye sorarsanız, onlar için bu bayan, “Bizim kız” dır!

Son saldırıda, ağır toplar, havanlar ve uçaksavarları dağların tepelerine taşıyan PKK teröristleri, Kuzey Irak yönetiminin gözünden ve görüntüsünden nasıl sakındı? Bunca ağır malzeme ve teçhizatı nasıl sınırdan geçirdi?

“Haberimiz yoktu, göremedik” demek mazeret değil.

O sınırdan Kuzey Irak yerel yönetimi ve işgalci ABD birlikleri sorumludur.

O halde, terörle mücadelede kararlı olunacaksa, Kuzey Irak yönetimine de, ABD’ye de bunun hesabını kesecek kararlılıkta olmamız gerekir.

Her olayın bir mazereti öne sürülür, ama bu mazeretler asıl sebebi ortadan kaldırmaz.

O halde, ABD istemese de, Kuzey Irak yönetimi dirense de, bu topraklarda yoğun bir temizlik hareketi yapılmalıdır ve sonuna kadar götürülmelidir.

Olmak ya da olmamak, ancak böyle sonuçlanabilir. Cesaret ve kararlılıkla!

Bütün bir hafta sonu, al bayraklara sarılı şehit tabutlarının başında çırpınan anaların açıların, ağıtlarını izleyerek geçirdik. Gencecik eşlerin kuruyan gözyaşlarına hıçkırıklarımızı katarak ağladık. Öksüz kalan çocukların çaresiz bakışlarına kahrolduk.

Adeta millet olarak mezarlıklara götürüldük.

70 milyonun matemini bağrımıza bastık, ağladık ve yakardık..

Anladık ki, “PKK barınakları BBG evi gibi” değilmiş!

Şimdi Terörle Mücadele Kurulu toplantıları yapılıyor, yeni tedbirler alınacak MIŞ!

Yakında Kuzey Irak’a operasyonlar için meclise tezkere gelecek MİŞ!

Terörle Mücadelede yeni bir dönem başlayacak MIŞ!

Bırakın şu mişli-mışlı söylemleri baylar; karar alın karar..

Talabani üzülürmüş, Barzani kızacakmış, ABD izin vermeyecekmiş..

Boş verin.. Bırakın biraz da onlar üzülsünler, kızsınlar, izin vermek istemesinler.

Türkiye Cumhuriyeti olarak; siyasi iktidarı ile, muhalefeti ile, askeri ve sivili ile, hakimleri ve savcıları ile, baroları ve sendikaları ile, işverenleri ve işçileri ile ortak bir karar verin, bu kararın arkasında durun, cesaretle alınan bu kararı uygulayın.

Eskiden Milli Güvenlik Kurulu vardı; toplantısı bile dosta güven düşmana korku salardı. AB normları, denilerek bu yapı bozuldu. Şimdi, aynı adla bir kurul toplanıyor ama, Türk halkı bile “Bunlar aldıkları kararı uygularlar” diyecek güveni hissetmiyor. Kaldı ki, dış güçler bizi neden ciddiye alsınlar?!

Peki öncelikli karar ne olmalıdır?

Madem ki öncelikle bölgeye hakim olmak gerekiyor, belli süreler için belli sayıda ilin kapsam içine alındığı bölgede SIKIYÖNETİM ilan edilsin.

Onlarca askerimiz katlediliyor, bundan daha geçerli mazeret mi olur?

Bırakın, eloğlu bize ne der, neler söyler gibi endişeleri bir kenara.

Biz ne diyoruz, biz?

Terörle mücadelede biz ne yapıyoruz?

Milletin geleceğini, yine milletin kendi iradesi tayin etmelidir!

Tarihten ders almadınız mı?










Tüm yorumlar(1)






Misafir   07/10/2008 13:08:32

/DEVLETi YÖNETENLER,YAPTIKLARI İŞi İYİ BİLMİYORLARsa;İŞLERİni -LAYIKIyle -CİDDİYE de ALAMAZLAR.../SONUÇta DIŞtakilerce de CİDDİye ALIN(a)MAZLAR./







Ayşe Özgün, Aylin Bermant, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, İsmet Solak, Işın Çelebi, Sinan Aygün, Melike İlgün, Emin Özgönül, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Sedat Tunalı, Emre Peser, Cahit Düzel, Bora Koçyiğit, Fatih Baykan, Mehmet Fatih Akyüz, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Mehmet Ayan, Zübeyde Saraçoğlu, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Opr. Dr. Can İşler, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Arzu Özgeneci, Dr. Selçuk Somer

 

Tüm Yazıları  
Politika kazanları kaynıyor  (04.12.2008)
Hayatımız mantar tarlası  (02.12.2008)


Diğer Yazarlar
Kıymet Nadir Bindebir
'Parçalanmış cesetler dosyası'

İsmet Solak
Politika kazanları kaynıyor

Ayşe Özgün
Aydın'daki çiftçi arkadaşımı alnından öpüyorum!