Gazeteport
21 Mayıs 2012 Pazartesi 18:17 TSI

Cenk Başlamış

Cenk Başlamış

“Ya Ruslar gazı keserse?”

Son zamanlarda bazı çevrelerde tartışılan ve bolca eleştirilen bir konu var: Enerjide Rusya’ya büyük oranda bağımlı olmamız.

Türkiye’nin enerjide, daha doğrusu doğalgazda Rusya’ya bağımlı hale gelmesi, özellikle “Mavi Akım” boru hattının devreye girmesinden sonra sık sık dile getiriliyor. Bu eleştirileri yapanların temel görüşü, Türkiye enerji kaynaklarının sağlanmasında bir ülkenin tekeline mahkum olursa, beklenmedik bir anda bunun faturasını ağır ödeyebilir. İlk bakışta yerinde bir eleştiri gibi görünüyor. Öyle ya, şu anda yaşadığımız gibi ağır kış koşullarının egemen olduğu bir zamanda Rusya gazı keserse ya da veremezse Türkiye’de evler donmanın, fabrikalar durmanın eşiğine gelmez mi?

Önce tabloya bakalım: Türkiye şu anda beş ayrı ülkeden, yani Rusya, İran, Cezayir, Nijerya ve Azerbaycan’dan doğalgaz alıyor. 2011 yılında Türkiye bu ülkelerden yaklaşık 44 milyar metreküp doğalgaz ithal etmiş. Rusya’dan alınan gazın toplamı yaklaşık 27 milyar metreküp; yani Ruslara bağımlılık oranımız yüzde 61 civarında. Ek bir bilgi olarak, Karadeniz’e döşenen boru hatlarıyla yapılan “Mavi Akım” hattının en yüksek kapasitesi olan 16 milyar metreküpe ilk kez 2010 yılında ulaştığını belirtelim.

Peki, ya 2010’da durum nasıldı? Önceki yıl Türkiye’nin 37.4 milyar metreküplük toplam doğalgaz ithalatı içinde Rusya’nın payı yüzde 46. 2009’da ise yüzde 55. Ayrıca, az dile getirilen bir gerçeği, Türkiye’nin petrol ithal ettiği ülkeler listesinde Rusya’nın yüzde 35’le birinci sırada bulunduğu gerçeğini de unutmayalım. Yani, doğalgazda yüzde 61, petrolde ise yüzde 35 Rusya’ya bağımlı durumdayız. Bu tabloyu tamamlayan ilginç rakam ise, Türkiye’nin Rusya’ya yaptığı ihracatın bu ülkeden ithalatının sadece dörtte biri olması; yani büyük açık vermemiz. (İki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 25 milyar dolar)

Aydın Sezer, Rusya’da çalışan ya da bu ülkeyle iş yapan Türk işadamlarının çoğunun yakından tanıdığı bir isim. 1997-2000 yılları arasında Moskova Büyükelçiliği’nde Ticaret Başmüşaviri olarak görev yapan Sezer deneyimli bir dış ticaret uzmanı. Aynı zamanda, “Mavi Akım” doğalgaz projesinin bilinmeyen yönlerini anlattığı “Mavi Düş” kitabının yazarı.

Sezer, “Uluslararası ilişkilerde ülkelerin birbirlerine bağımlılığının derinliği çok önemlidir. İlişkiler ne kadar derinse o kadar sağlıklıdır. Türk-Rus ilişkilerindeki derinlik ve çeşitlilik başka hiçbir ülkeyle ilişkilerimizde yok” diyor. Rusya ile ticarette verilen açık için de, “Çok doğal çünkü onlardan büyük ölçüde hammadde ithal ediyoruz” diye konuşuyor.

Bu bakış açısıyla doğalgazda Rusya’ya bağımlılığımızı bir sorun olarak algılamıyor Sezer. Ancak, asıl önemlisi onun kamuoyunda daha önce çok az kişi tarafından dile getirilmiş ilginç bir görüşü var: Rus gazına bağımlılık aslında sanıldığından az...

Yaptığımız söyleşide Sezer, “Mavi Akım” boru hattına İtalyan ENI’nin yüzde 50 ortak olduğunu hatırlatıyor, dolayısıyla hattan gelen doğalgazın yarısının Ruslara değil İtalyanlara ait olduğunu savunuyor. “Bunu ben değil, ENI’nin internet sitesi söylüyor. Bu bilgi orada yazılı” diye ekliyor. Bu doğruysa, hattan gelen 16 milyar metreküp gazı belki Ruslar pompalıyor ama bunun sekiz milyar metreküpü İtalyanlara ait demek oluyor. Tabii bu durum, oran olarak Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığını azaltıyor.

2011 yılında Türkiye 44 milyar metreküpe yakın gaz ithal etti; bunun 27 milyar metreküpü üç ayrı alım sözleşmesi yoluyla Rusya’dan geldi. Eğer “Mavi Akım”la gelen gazın yarısı İtalyanlara aitse, bu durumda Türkiye Rusya’dan toplam 19 milyar metreküp doğal gaz almış oluyor ve Rusya’ya bağımlılık oranı yüzde 61’den yüzde 43’ye düşüyor. Türkiye’nin 2012 yılında 49 milyar metreküpe yakın gaz tüketmesi bekleniyor, “Batı-1” olarak bilinen hattan gelen altı milyar metreküp Rus gazıyla  ilgili kontrat son bulduğu ve özel sektöre devir süreci tamamlanmadığı için bu yıl oranın daha da düşeceği söylenebilir.

Rusya’dan “gereğinden çok gaz aldığımız”, yani “yumurtaları aynı sepete koyduğumuz” tartışmaları bir yana ülkeler arasındaki bağımlılıkların karşılıklı olduğunu söylemek gerekiyor. Diğer yandan İran gazıyla ilgili olarak her yıl bir sorun yaşandığını, hatta Türkiye’nin fiyat anlaşmazlığı nedeniyle uluslararası tahkime gitme kararı aldığını hatırlatmak gerekiyor.

Son olarak, Sezer’in dikkatini çektiği bir başka önemli nokta var: Şu ana kadar Ecevit’ten Erbakan’a Yılmaz’dan Çiller’e ve Erdoğan’a, hangi siyasi görüşün temsilcisi iktidarda olursa olsun bütün başbakanlar doğalgazda yüzünü hep Rusya’ya çevirdi. Dahası, doğalgaz ve petrolde bağımlıyken Türkiye’nin ilk nükleer santralin yapımı da yine Rusya’ya verildi.

Bu durumda, Türkiye’nin Rusya’nın sahip olduğu enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğu, ancak aynı zamanda “siyasi nedenler”le bunu bir devlet politikası haline getirdiği sonucu çıkıyor.

   Sizin Oyunuz :
 
1
 Misafir   20/02/2012 15:40
Rus basını daha önceleri eski Başbakan Mesut Yılmaz ve ekibinin Rusya ile doğalgaz anlaşmalarında milyonlarca dolar rüşvet aldığını iddia etmişti. Bu tür rüşvet alma konusu şuanda Rusya'da çok gündemde. Ruscası OTKAT..Yani ben sana para kazanmayı sağlıyorum, sen de bana bunun karşılığında rüşvet veriyorsun. Konu tabii milyonlardan gidiyor. Bence bu konu araştırılmalı... ...
Cevapla