Cenk Başlamış

Cenk Başlamış

Ortaköy Ortaköy

Geçen pazar günü Ortaköy’deydim, doğduğum, 17 yaşına kadar yaşadığım Ortaköy’de...

Ortaköy demek deniz demek, kahveler demek, cami, çarşı, Dereboyu, Portakal Yokuşu demek benim için.  O zamanlar kendi halinde bir semtti Ortaköy. Küçükken hep Kamber’in kahvesine giderdik. “Kamber’in kahvesi” dediğim, deniz kenarında, camiye en yakın  olanı. Arkadaşlarla çay ve peynirli börek eşliğinde güzel sohbetler yapardık, Yaşar’la Ali’yle, Gökhan’la, Hikmet’le. O zamanlar masalar tam denizin önündeydi.

Hemen kahvenin arkasındaki evde oturan Gökhan o günleri hatırlarken, “Burası balıkçı köyüydü. O kadar çok balık tutardık ki, kiloyla değil naylon torbayla satardık”diyor. Gökhan’ın diğer anılarında Dildar Teyze var, iskelenin karşısında top oynayıp gürültü yaptıkları için çocuklara tatlı tatlı kızan...1972 yılı var, kahveye ilk televizyonun gelişi ve Münih Olimpiyatları sırasında sabaha kadar ekrana yapışıp kalmaları...

 Benim anılarımda, Taşbasamak Sokağı ve azınlıklarla renklenen bir yaşam var. Ortaköy’e girişte hemen sol tarafta bir çeşme durmadan akardı, “acı su”ydu galiba adı. Hemen yanında Aslanşenlik Nalburiye vardı. Yahudi sahibinin iki oğlundan biri, Türkçe adıyla Kemal Burak Reis İlkokulu’nda benim yakın sınıf arkadaşımdı. Ağabeyinin adı İhsan’dı ama evde İzak dediklerini bilirdik. Ermeniler ve Rumlar da vardı. Bana kalırsa hepsi mutlu mesut yaşıyordu.. Ta ki, bir gün Hikmet, pencereden bakan Yahudi Elyo’ya  hatırlamadığım bir nedenle kızıp, “Gir ulan içeri kefere!..” diye bağırıncaya kadar.  Elyo’nun ablası hiç sesini çıkarmadan, hemen pencereyi kapamış ama tedirginliğini saklayamamıştı. Evet, ilişkilerde sorun yoktu ama bir toplumda azınlık olmanın ruh halini çoğunluktakilerin anlaması da galiba olanaksızdı.

Ablam Yasemin’le sık sık aile dostumuz Mükerrem Teyze’ye misafirliğe giderdik. Yakınlarda bir yerde “Mannik” yaşardı. Gerçek adı bu muydu, bilmiyorum, galiba  akli dengesi yerinde değildi kadının. Yaşlı “Mannik” gülmediği zaman korkutucu bir görüntüsü vardı; daha doğrusu 6-7 yaşındayken bana öyle gelirdi. Hatta, o kadar korkardım ki, karşı kaldırıma geçerken Mükerrem Teyze’ye, “Ne olur söyle de geçerken Mannik içeri girsin, pencereden bana bakmasın!” diye yalvarırdım.

 Biraz büyüyünce, Kabataş’tan, Galatasaray’dan, Tekel deposundan ve caminin önünden denize girmeye başladık. Biraz daha büyüyünce Yaşar’la  Fener’in maçlarına gittik. Hazırlık maçını bile kaçırmazdık. Paramız zar zor yettiği için eski açık tribüne, Amigo Çetin’in olduğu yere giderdik. En büyük hayalimiz kapalı tribüne girebilecek bilet parası denkleştirmekti. “Sosyete” diye anılan numaralı tribün bileti ise düşleyemeyeceğimiz kadar pahalıydı..

 Ev sahibimiz Kemal Amca varlıklı bir adamdı. İlerleyen yaşında hacı da olmuştu. Bir gün Beşiktaş’ta parkta gördüğü bir meyveyi almaya çalışırken çıktığı ağaçtan düşmüş, o yaşta ayağını kırmış, bize dedikodu malzemesi çıkmıştı. Üstümüzde Malatyalı Vasfiye Hanım Teyze vardı, “kıtlama” çay içerken gördüğüm ilk insan. Şimdi Londra’da yaşayan kızı Mine o zaman da ablamın yakın arkadaşıydı.

Kapı komşumuz bizler için “yaşlı teyze” ve “yaşlı amca”ydı. Kartal Tibet’in şoförü İhsan Baysal taşınınca apartmanımızın prestiji bayağı artmıştı. Çünkü Kartal Tibet “KT” plakalı beyaz Mercedes’iyle sık sık aparmana gelmeye başlamıştı. İhsan Baysal da sonradan filmlerde oynamıştı. Türkan Şoray’ın bir kaç filmi çarşıdaki balıkçıda çekilmişti, meraklı bakışlarımızın alında. “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” nerede çekiliyor bilmiyorum ama 1970’lerin Ortaköy’üne çok benziyor oradaki sokaklar.

Subay emeklisi asıl yüzlü bakkal amcada taneyle satılan “pötibör bisküvi” ve leblebi tozu vardı. Girişte, yani Yapı Kredi’nin karşısında yüzünde ”Antep çıbanı” olan Engin Abi’nin Tekel bayisi, çaprazında babamın arkadaşı İbrahim Amca’nın Doğanay (yoksa Batanay mıydı?) Kıraathanesi, onun karşısında Hasan Amca’nın Foto Özgen’i vardı.

Erkek gibi giyinen şoför Melek vardı, kısa sarı saçlı. Erkeklerle birlikte şoförler kahvesinde otururdu. Limoncu Kör İhsan, Hamal Yaşar, baca temizleyen Karaoğlan’ı herkes tanırdı. Aslında herkes birbirini tanırdı, en azından yüz aşinalığı vardı. Ortaköy büyük bir aile gibiydi.

 Yaşar ve Gökhan’la bunları konuşuyoruz. Yukarıda adı geçen insanların çoğu artık yaşamıyor. Ama yaşamayan sadece insanlar değil. Çocukluk arkadaşlarımla hediyelik eşya mağazası bulunan Canan Hanım’a uğruyoruz. Yıllardır duymadığım ama duyar duymaz çok bildik, tanıdık gelen, anıları olan isimleri sıralıyor Canan Hanım, “Neşe Kafeterya, Tangül Pastanesi, Hatipoğulları Fırını, Deniz Kırtasiye, hepsi hepsi kapandı...”diyor hüzünle.

 Ne kadar öyle görünse de bu bir “Ah ah nerede o eski Ortaköy! Şimdi mahvettiler...” yazısı değil. Sadece 30 yıl aradan sonra karşılaşılan çocukluk arkadaşlarıyla sohbetin sürüklediği duygusal bir zaman yolculuğu. Yoksa, değişime direnmek olanaksız.

 Zaten Gökhan, Yaşar ya da Canan Hanım Ortaköy’ün yaşadığı değişime karşı çıkmıyor. Onların hazmedemediği, Ortaköy’ün rant savaşının ortasında kalması. Aslında pek çok kişi aynı şekilde düşünüyor: Yeni, popüler Ortaköy eski Ortaköylüler olmadan kuruldu. Özellikle deniz kenarına yakın bölgelerde artık pek yerli kalmadı.

 Kısacası, “bizim” Ortaköy el değiştirdi...

Yorum Yaz

12

Misafir16/04/2014 23:44

arkadaşım eski doğma büyüme ortaköylü batı trakyalı terzi hüseyin özkan ın oğlu bunları hep yaşadık ve şimdi köyümden uzaktayım keşke çıkmasaydım anılarımı yabancılara ortaköylüyüm diyen yabancılara bırakmasaydım.babamın dükkanından eve giderken bir taş parçasına vura vura giderdim gezmeye geldiğimde hatırlar ama ne bir taş nede daralmış sokaklarda imkan bulamıyorum çok şey yazmak isterim...... Cevapla
 

Misafir02/02/2014 21:02

ortaköy bitmeyen aşk ..her zaman özlenen sevgili ....bazen keşke hiç deniz kenarı o kadar popüler olmasaydı eskisi gibi kalsaydı ortaköy rant kavgasında kurban edilmeseydi diyorum ...selam olsun tüm ortaköylülere ............... Cevapla
 

Misafir02/02/2014 18:21

Ne güzel anlatmışsınız Ortaköyü,tabii eksikleri çok anlatımınızın ama o da normal çünkü Ortaköy anlatılmaz ancak orada yaşanır,ne olduğunu da yaşayanlar bilir,şimdi oraya göçüp gelenler yaşananları bilemez ve öylede yaşayamaz zaten.... Cevapla
 

Misafir02/02/2014 14:35

Cenk kardeşim bu güzel anlatımın içinde benimde olmam ne güzel. İyiki uğradın iyiki sohbet etme fırsatını buldum seninle.. Şimdi dileğim bu güzel yazılarının devamını getirmen biz Ortaköylülere o günleri tekrar yaşatman .Sevgiler benden sana...... Cevapla
 

Misafir08/12/2012 17:31

eline saglik bende o eski ortaköyü ve cavit aga mahallesini cok ama cok özlüyorum ... Cevapla
 

Misafir16/03/2012 22:43

Ortaköyde doğup büyümüş(^13 yaş) biri olarak yazını zevkle özlemle okudum,ne kadar güzel anlatmışsın,bir de dereboyu caddesinde Anapa butik vardı,çocuk butiği Deniz-Afet Anapa bizim okul arkadaşlarımızdı,bale kıyafetleride satardı,Yaseminciğim hatırlar....Eline sağlık Cenk...Bana çocukluğumu yaşattın. Sema Denizalp... Cevapla
 

Misafir13/03/2012 10:02

Sevgili cocukluk arkadasim, Fikri Cenk, annem Erzurum'lu biz Malatya'liyiz. once onu duzelteyim.Nostalji yasamana sevindim.Kapilar acikti, komsulugumuzun ve herkes yemeklerini paylasirdi.Babana yer vermemissin beni bekledin sanirim. film getirirdi,cocuklugumuzun en onemli heycani . Yasam benim icin rengarenk di ve hala oylexgecenlerde bir fotograf beni yazmaya itmisti, yaslaniyormuyuz ne??... Cevapla
 

Misafir13/03/2012 08:11

Ellerine sağlık çok güzel yazmışsın. Nasıl hatırladın bunları veya unutmadın. Yazdıkların beni çok etkiledi. Her bir satırı çok anlamlı. Bana bu günleri ve insanları hatırlattın.Teşekkür ederim.... Cevapla
 

Misafir28/02/2012 06:07

Cenk Baslamis'i Moskova'dan bildiren adam olarak bilirdim biraz. Ismini gorunce Ortakoy'le ne ilgisi var diye okudum. Cok begendim, duygulandim. Bu yazi tarzi Turk basininda daha da yayginlasmali. Iskembeden atma yazilari degil, insanlara hayat, yasadigimiz dunya hakkinda bilgiler veren, edebiyat degil hayat dolu yazilar. Bu yazida HAYAT var! saygi ve selamlar.... Cevapla
 

Misafir27/02/2012 23:27

Cenk kardeşimi tebrik ediyorum.Harika bir yazı.Doğma büyüme bir Ortaköylü olarak gurur duydum. Cavit ağa mahallemiz de unutulmaz.Ama köprünün yapımı bizi istimlak etti.Selam ve saygılarımla... İdris SANCAKTUTAN ... Cevapla

Misafir27/02/2012 23:27

Köprünün yapımı bizi de istimlak etti.KARŞILAŞIRSAK KESİN TANIRIZ BİRBİRİMİZ.
 

Misafir27/02/2012 13:25

HARİKA YAZMIŞSIN CENK!!!ELLERİNE SAĞLIK!!!BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİM!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!... Cevapla
 

Misafir27/02/2012 11:45

DENİZ KIRTASİYE KAPANDI AMA SAHİBİ BURADA CENK GÖKHANLARIN PASAJ İÇİNDEKİ ELKT.çi DÜKKANI İLE YANYANAYDIK..80 SENELERİ.. ELİNE SAĞLIK GÜZEL OLMUŞ..GÖRÜŞMEK ÜZERE..ÇANAKKALEDEN SELAMLAR..önder TANDOĞAN... Cevapla

Misafir27/02/2012 11:45

Eline saglik yazilarinin devamini bekleriz. Berc hosboyar

Misafir27/02/2012 11:45

Eline saglik yazilarinin devamini bekleriz
 



GÜNÜN YAZARLARI